milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • AKDAĞ: "KÜRTAJ KESİNLİKLE AİLE PLANLAMASI YÖNTEMİ DEĞİLDİR"
  • YEMEN'DE ÇATIŞMA: 6 ÖLÜ
  • TTNET SÜRELİ İNTERNET PAKETLERİ
  • KAĞITHANE'DE YİNE KAĞIT ÜRETİLECEK
  • ŞEHİR HATLARI, YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR
  • "YORGUNLUK", DEVECİ ARMUDUNDA REKOLTEYİ DÜŞÜRECEK

Zıtlıkların hikmeti

03 HAZİRAN 2009
ÇAR 02:55

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

İlk dönem ayetlerine baktığımızda yıldızlardan ve gezegenlerden bahsedildiğini, Güneş'e ve Ay'a dikkat çekilip gündüz ve geceye yemin edildiğini görüyoruz. Bununla birlikte evrendeki birtakım zıtlıklara da işaret edilmektedir. Bilinçli yaşamak isteyen insanlar için evredeki zıtlıkların bir anlamı vardır. Şöyle ki onların keşfedilmesi hayatı anlamlı yaşama hedefinde olanlar için hayatın şifrelerini çözmek adına önemli bir adımdır.

Belli bir irfan seviyesini yakalamış olanlar, kâinata belli bir perspektiften bakarlar. Yani avam olan kimsenin kâinat algısıyla arifin kâinat algısı aynı olmaz. Arif, kâinattan aldığı ibretler ve sezdiği hikmetlerle hayatını kolaylaştırırken, avam ise hayata yüzeysel bir gözle baktığı için hayatın belli bir çıkmaz sokağında takılıp kalır. Bazı meseleleri bir türlü halledemez, belki de kendisini hayatın seline kaptırır. Arif ise kâinattaki zıtlıklardan alarak ilhamını, sorunlar karşısında çözümler üretir. Bu yazıda zıtlıkların hikmetlerini bilmenin hayatımızı nasıl kolaylaştıracağı üzerinde duracağız.

Kâinattaki her şeyin anlamlandırılabilmesi için o şeylerin bir de zıtlarının bulunması gerekir. Dünyadaki zıtlıklar keşfedilemeden hayatın "mânâ" ve "mahiyeti" bilinemez. Faraza "sevgi" ve "nefret" birbirini anlamlandırır. Veya bir şeye "sıcak" diyebilmemiz için "soğuk" hakkında bir fikrimizin olması gerekir. "Güzel" diyorsak "çirkin"i kendimize kıstas yapıyoruzdur. Bediüzzaman Said-i Nursi hazretlerinin "Her şey zıddıyla bilinir" vurgusunu bu bağlamda zikredebiliriz.

Tekvir Sûresi'nin ilk üç ayetinde "Tespih et Rabbi'nin yüce ismini! Yaratıp düzene koyan odur. Takdir edip yol gösteren odur" buyrulur. Dört ve beşinci ayetlerinde ise "O Rabbi'n ki yeşilliği çıkarttı, sonra onu karamsı bir sel köpüğüne çevirdi" buyrulur. Ayetlerde önce kâinatta bir düzenin olduğu hatırlatılıyor. Sonra otların yeşermesi ve vakti geldiğinde sel köpüğü gibi çürümesi zıtlıkları örnek veriliyor. İkinci ayette ortaya konulan düzenin çekilen fotoğrafı, tümden gelim yöntemi ile bir örnek verilerek netlik kazanmış oluyor. Önce düzenin tümünden bahsediliyor sonra bir parçası örnek veriliyor. Kâinatta gecenin ve gündüzün art arda gelmesi gibi bütün zıtlıklar da sırayla veya vakti geldiğinde işlev kazanıyor. Bu ayetlerde de böyle bir gerçekliğe dikkat çekiliyor. Otların yeşermesinin ardından çürüme meydana geldiği gibi, yanmanın ardından soğuma, hayatın ardından ölüm, geçmişin ardından gelecek, dünyanın ardından ahiret geliyor.

Zıtlıkların bilgisinin hayatı nasıl kolaylaştırdığı meselesine gelince bunu bir şarkının sözleri ile açıklamaya çalışalım: "Elbette bazen çiçek açıp, bazen solacağız./ Elbette bazen hızla dönüp, bazen duracağız./ Elbette bazen söyleyip, bazen susacağız./ Güneş her akşam batıp, her gün doğuyorsa,/ En derin yaralar kapanıyorsa,/ En büyük acılar unutuluyorsa,/ Neden korkulur hayattan, söyleyin bana." Anlatmaya çalıştığım şey özet olarak işte bu şarkının sözlerinde vardır. Madem otlar bazen canlanıp yeşeriyor, bazen çürüyorsa bütün her şeyde veya evrende böyle bir yapı varsa bunu çözmüş olmak insana mutluluk verir. Bu şarkının sözleri hayatın zıtlıklarla devam ettiği gerçeğini bizlere öğretir. Biz de hayatı olduğu gibi kabul ettiğimizde umutlarımızı her zaman canlı tutabilir ve kararan günün ardından yepyeni bir günün doğacağını düşleyebiliriz. Böylece sıkıntılar karşısında yeni bir umuda sarılarak akıl sağlımızı muhafaza ederiz.

İşte bu ayetlerdeki zıtlıklar bizlere şunları düşündürüyor: Otların çürüyüp toprağa karıştığı gibi bir gün ben de toprak olacağım. Dünyanın dün gibi, bugün gibi bir sonu var, sıkıntıdan sonra kolaylık, huzursuzluktan sonra ferahlık, sabırdan sonra itminan var. Her "önce"nin (Dünyanın) bir "sonra"sı (Ahireti) var. Kainat bütün apaçıklığı ile bizlere bunu defalarca sergilerken, ayetler de buna şahitlik ederken, akıl bundan başka nasıl hükmeder? Elbette bu durumda insan "Demek ki bir ahiret vardır" der ve kendi ömür çiçeğini kulluk ve ibadetle sulamaya karar verir. Otların her mevsim yeniden yeşermesi gibi ahirette insanlar yeniden yaratılacaklardır. Yunus Emre bu hakikati şu şiiriyle ifade eder: "Ey aşk eri aç gözünü, yeryüzüne eyle nazar,Ç/ Gör bu latif çiçekleri, bezenüben geldi geçer.Ç/ Her bir çiçek bin naz ile, över Hakkı niyaz ile / Bu kadar hoş avaz ile, o padişahı zikreder. / Rengi döner günden güne, toprağa dökülür gine, / İbretdürür anlayana, bu ibreti arif duyar."

Yunus'un ifade ettiği yeryüzünü bezeyen çiçeklerin içine insanlar da girer. Çocukluklarında bir gonca gibi şirin ve hoş olan insanlar, gençlik dönemlerinde yeryüzünü bezeyen yeni açmış çiçekler gibi güzel olurlar. Etrafta gördüğünüz genç ve güzel insanlar; "Rengi döner günden güne" ifadesinde anlatıldığı gibi, bir gün yaşlanarak o güzelliklerini kaybederler. Ve nihayet bu güzel insanlar önce soyulur sonra kefenlenir ve musalla taşında bir müddet bekletildikten sonra Aşık Yunus'un "Toprağa dökülür gine" diye anlattığı gibi soğuk toprağa konulur ve üzerleri örtülür. İşte bundan da arifler "İbretdürür anlayana/ Bu ibreti arif duyar" ifadesi gereğince ibret alırlar. Yani arif olanlar anlar ki: "Otlağı çıkartan Yüce Allah, her mevsim onu kurutup çer çöp ediyor. Biz insanları da öldürdüğü gibi yarın diriltecektir." Bu hakikatin izlerini şu türkünün sözlerinde de görürüz. "Gördüm iki kişi mezar eşiyor, gam kasavet gelmiş boydan aşıyor./ Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor, gel de bu dünyayı yor deli gönül ."

Gelip geçici şeylere haddinden fazla üzülerek, gönlünü huzursuz edenler hayat ve ölüm zıtlığını düşünmeli, ahirete intikal edenlerini sırasıyla anmalı ve bu durumdan dersler çıkarmalıdır kendilerine. Bu zıtlığı "yaşam-ölüm", "dünya-ahiret" zıtlığı olarak anlamak mümkün olduğu gibi bunun yerine mesela "yaz-kış" gibi başka zıtlıkları da koyarak yorumlarımızı genişletebiliriz. şık Veysel bunu ""ağlamak-gülmek" ve "gündüz-gece" gibi birbirlerini takip eden ikililer ile anlatmış ve şöyle demiştir: "Şaşar Veysel iş bu hale, gah ağlaya gahi güle,/ Yetişmek için menzile, gidiyorum gündüz gece" şık İsmail Daimi ise ""Ne ağlarsın benim zülfü siyahım, bu dagelir bu da geçer ağlama./ Göklere erişti figanım ahım, bu da gelir bu da geçer ağlama./ Bir gülün çevresi dikendir hardır, bülbül har elinde ah ile zardır./ Ne de olsa kışın sonu bahardır, bu da gelir bu da geçer ağlama./ Daimi'yem her can ermez bu sırra, gerçek âşık olan erer o nura./ Yusuf sabır ile vardı Mısır'a, bu da gelir bu da geçer ağlama" diyerek zıtlıklardan bir ders ve teselli çıkartmıştır. Burada şair "ne de olsa kışın sonu bahardır" diyerek hayata olumlu bir bakış açısıyla bakmayı tercih etmiş ve sabreden Yusufların Mısır'a eninde sonunda varabileceğini, kötü günlerden sonra iyi günlerin gelebileceğini hatırlatarak umut vermiştir.

İşte anlatmaya çalıştığımız Kur'an'daki zıtlıkları anlamanın, gündelik hayattaki en pratik faydası, olumsuzluklar karşısında boynu bükülmüş, benzi solmuş insanlara ümitsizlikten kurtulmaları yönünde psikolojik bir destek almasıdır. Zira her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Mutsuz günler belki de mutlu günlerin habercisidir. Mutluluğun tam olarak algılanması için hayatta mutsuzluğun da olması gereklidir. Tüm acılar bir gün bizimle birlikte toprağa girer. Sonrasında Cennet veya Cehennem vardır. Yeşeren sonra tekrar kuruyan ve sonra tekrar yeşeren bitkiler, birbirini takip eden gece ve gündüz ve bütün zıtlıklar bize bu hakikati öğretirler.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 03.06.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: sure, said nursi, kainat,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Aydın Başar

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Tek başına bir ümmet
    2. Yahyalılı İpek Hoca
    3. Soğuk sandalyeden sıcak yer sofrasına
    4. Muhterem Erbakan Hocamız
    5. Kur'an'ı anlamak...
    6. Ulvi dava, süfli davet
    7. Felsefe çukuru
    8. Cihatsız İslam olmaz
    9. İçinizdeki mücahidi uyandırın
    10. Felsefi argümanlarla dini savunmak
    1. Şems-Mevlana buluşması...
    2. Dinler arası diyalog...
    3. Namaz kılmayan çocuk
    4. Öteki Said-i Nursi...
    5. Muhterem Erbakan Hocamız
    6. Felsefe çukuru
    7. Rep ve kolbastı
    8. İslâm, demokrasi ve Bediüzzaman
    9. İsmet Özel’in derdi ne?
    10. Felsefi argümanlarla dini savunmak
    1. İslâm, demokrasi ve Bediüzzaman
    2. Dava bilinci...
    3. Rep ve kolbastı
    4. Cihatsız İslam olmaz
    5. Kabak çiçeği ve gonca gül
    6. Dua bilinci...
    7. İman tazeleme saati
    8. Halime Ana Hastanesi
    9. Şems-Mevlana buluşması...
    10. Amin buyur Sultanım
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Akdağ: "Kürtaj kesinlikle aile planlaması yöntemi değildir"
    2. Yemen'de çatışma: 6 ölü
    3. TTNET süreli internet paketleri
    4. Kağıthane'de yine kağıt üretilecek
    5. Şehir hatları, yaz tarifesine geçiyor
    6. "Yorgunluk", deveci armudunda rekolteyi düşürecek
    7. Güçlü hafıza için elma suyu
    8. Sezaryen oranlarında dünyada ilk üçteyiz
    9. Yağışlar bal üreticisini umutlandırdı
    10. "Mavi Marmara" baskının yeni görüntüleri ortaya çıktı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Dalga askeri aşamadı
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek