Bismillahirrahmanirrahim.
Âlemleri yaratan, yaşatan, yöneten, terbiye eden Rabbimize hamd, her şeyi tanzim edici, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.
Bizler elhamdülillah Müslümanız. İslamsız saadet olmayacağına inananlardanız. Çünkü İnsanı yoktan var eden Allah(c.c) iki cihan saadetinin tek yolu olarak İslam dinini bildirmiştir. Başka anlayış ve öğretilerle insanların maddi ve manevi bakımdan huzura, barışa, saadete ermesi mümkün değildir.
Biz Müslümanlar devlet başkanından hamalına kadar hepimiz İslam'ın hem şekline hem de ruhuna uymak zorundayız. İslam Allah'ın rızasıdır. İslam'dan başka ne varsa, adına ne derseniz deyiniz, hepsi Allah'ın gazabıdır. İslam bize uymayacak biz İslam'a uyacağız.
Bugün 2011-2012 Eğitim Öğretim yılının ilk zili çaldı. On beş milyon öğrencimiz Milli Eğitim sistemimize bağlı olan okullarda eğitim ve öğretim görmektedir. Anaokulundan üniversiteye kadar yaklaşık altmış bin kurumda sekiz yüz bini aşkın eğitimcimiz görev yapmaktadır.
Gaye, hedef ve niyet çok önemlidir. Bizde Milli Eğitimin gayesi, hedefi, niyeti nedir? Efendim bu sorunun cevabı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun amaç bölümünde vardır diyebilirsiniz. Kanunun amaç bölümü okunduğu zaman içimizi rahatlatacak ifadelerle karşılaşabiliriz. Ancak sistemin yetiştirdiği ürüne baktığımızda karşılaştığımız manzara geleceğimizi tehdit edecek boyuttadır. Atalarının mezar taşlarını okumaktan aciz, düşünce disiplini ve güzelliği, konuşma disiplini ve güzelliği, davranış disiplini ve güzelliği, çalışma disiplini ve güzelliğinden mahrum, ideali olmayan, küfürbaz, madde bağımlısı dünyacı bir nesille karşı karşıyayız.
Müslüman bir tolumun evlatlarının, yine kendisi gibi Müslüman idareciler eliyle İslam'dan habersiz, dünyacı bir nesil olarak yetiştirilmesi bir çelişkidir. Bilmeliyiz ki bu çelişkinin kaynağı yöneticilerden çok Milli Eğitim sisteminin referansıdır. Tanzimat'tan günümüze Batılılaşma tercihine uygun olarak her alanda olduğu gibi talim ve terbiye alanında da Batı ve değerleri referans alınmıştır. Böyle olunca hakkı üstün tutan Milli Görüşçü bir nesil yerine, kuvveti üstün tutan materyalist, dünyacı ve çıkarcı bir nesil yetişmiştir.
Batı nedir?
Batı'nın ne olduğunu bilmeyen var mı? Hepimiz Batı dendiğinde bir şeyler söyleyebiliriz. Batı çağdaşlıktır, medeniyettir, ilerlemedir, kalkınmadır, hürriyettir, demokrasidir, daha nice güzel şeylerdir diyebiliriz. Bilelim ki bizlerin bu beyanları Batı'nın ne olduğunu açıklayan ifadeler olmayacaktır. Peygamberimizin Necran Hıristiyanlarına "Sizin Allah'a oğul isnat etmeniz, haça tapmanız, domuz eti yemeniz, içki içmeniz sizi İslâmiyet'ten men etmiş ve ediyor!" sözü Hıristiyan Batı dünyasının ne olduğunu göstermeye yeten bir belgedir.
Gerçekte Batı nedir? Batı demek İslam'a karşı olmak demektir. Hakkı bırakıp batıla bağlanmaktır. Aydınlıktan karanlığa saplanmaktır. Hâşâ Allah'a iftirada bulunmaktır. İnsanları İslam'dan uzaklaştırıp batıla yönlendirerek dünya ve ahiretlerini karartmaktır. Bu gerçeği görmeden biz, ne aslımıza dönebiliriz, nede çocuklarımızı düzgün bir şekilde yetiştirip tarihteki şerefli yerimizi alabiliriz. Çünkü Batı anlayışı diye bilinen şeyin temelinde tahrif edilmiş Tevrat ve İncil vardır. Bugün AB yöneticilerinin de her seferinde beyan ettikleri gibi, Batı bir Hıristiyanlık ve Yahudilik medeniyetidir. Bu fikriyatın İlah anlayışı, insana bakışı, çevre algısı sakattır ve yanlıştır. Bu anlayışı referans alan bir talim ve terbiyeden insanlık âlemine, ülkemize ve milletimize hayır gelmez. Çünkü bu anlayış milletimizin temiz evlatlarını şuurlu Müslüman bireyler olarak değil, materyalist ve dünyacı kimseler olarak yetiştirmektedir.
Batı'nın ilah anlayışı teslise ve inkâra dayandığı için sakattır.
Batı'nın insan anlayışı, onu doğuştan günahkâr saydığı için yanlıştır.
Batı'nın çevre anlayışı onu sadece kilisenin ve aydınlanmış insanların malı olarak gördüğü için bozuktur. Patent hakkı bu sakat anlayışın bir sonucudur.
Talim ve Terbiye anlayışımız
Biz Müslümanların talim ve terbiye tarifi şudur: İnsanın; yaratıldığı temiz fıtratının muhafazası için doğumundan ölümüne kadar, İslam'ın temel esasları doğrultusunda itikatta, ilimde, akılda, din ve ahlakta, ibadet ve amelde, beden ve ruh sağlığında, sosyal hayatta, iktisatta, ekonomide, siyasette, hukukta hidayet, feraset, dirayet sahibi salih kimseler olarak yetiştirilmesi ve dünya ve ahiret saadeti için hazırlanması ilmi ve işidir.
Eğitim: Her sınıf ve kademedeki insanların düşünce ve davranışlarında, yanlışı değil doğruyu, zararlıyı değil faydalıyı, zulmü değil adaleti, çirkini değil güzeli, kötüyü değil iyiyi seçip uygun vasıtalarla ameli meleke kazandırmaya yönelik planlı programlı çalışma sürecidir.
Peygamberler bu anlayışın öğretmenliğini yapmışlardır. "Ben muallim olarak gönderildim" diyen Peygamberimiz de bu anlayışın en güzel öğretmenidir.
İslam'a dayanmayan bir talim terbiyeden hayır gelmez. Çünkü İslam fıtrat dinidir.
İslam'ın ilah anlayışı tevhide dayandığı için saadet getirir.
İslam insanın temiz İslam fıtratı üzere doğduğunu ilan ettiği için saadet getirir.
İslam çevreyi Allah'ın kullarına bir emaneti olarak gördüğü için saadet getirir.
Bugün Cumhurbaşkanından, Başbakana, Milli Eğitim bakanından, talim ve terbiyemizin her kademesinde görev yapan eğitimcilerimize kadar herkes bu gerçeği bilen insanlardır. Bu gerçeği bilmek aynı zamanda uygulamayı da gerektirir. Biz millet olarak ahirete inanan bir toplumuz. Dünya hayatının geçici bir hayat olduğunu, bu hayatta Allah tarafından imtihan edildiğimizi gayet iyi biliyoruz. Hayır ve şer adına ne yapmışsak hesap gününde Allah'ın bu işlerin hesabını soracağına inanıyoruz.
Hepimiz çobanız, sorumluluğunu taşıdığımız her şeyden sorumluyuz.
Batıyı referans alan bu talim ve terbiye anlayışını terk etmeliyiz. Çünkü Batı'nın yetiştirmek istediği insan, bizim insanımız değildir. Batı hidayetsizdir, hidayeti olmayanın ferasetine güvenilmez. Tarih ve ilim anlayışı efsanelere ve hurafelere dayanmaktadır. Batı, erkekle erkeğin cinsel ilişkisine meşruiyet kazandıran sapkın bir hayattır. Bize Batı fikriyatından hayır gelmez. Kendi özümüze dönmeliyiz. İslami mefhumlara ve şahsiyetlere getirilen yasakları ortadan kaldırmalıyız. Çocuklarımıza eğitimci diye yutturulan Martin Luther ve benzeri Hıristiyan papazlar ile Newton ve Einstein gibi Yahudi kâhin ve simyacılarını örnek şahsiyetler olarak göstermek yerine bizim tarihe mal olmuş İmamı Gazali, İbni Sina, İbni Haldun ve benzeri eğitimci ve âlimlerimizi örnek göstermeliyiz. Batı kaynaklı bütün eğitim projelerini iptal etmeliyiz. Batlamyus yerine Battani'yi öğretmeliyiz.
Bugün kabul edilmiş okul sistemi bütün dünyada iflas etmiştir. İnsanlar yeni arayışlar içerisine girmişlerdir. Bu okul sistemi emperyalizmi beslediği için çökmüştür. Bu okul sisteminden dönmeliyiz.
Eğitim sistemimiz İslam'a kapalıdır. Bu yasak kaldırılmalıdır. Kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitimden dönülmelidir. Kur'an eğitimine getirilen bütün sınırlamalar ortadan kaldırılmalıdır. Okul öncesi eğitim Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın işbirliği ile yeniden düzenlenmelidir. Çocuklarımıza ufak yaşlarından itibaren İslam dini düzgün bir şekilde öğretilmelidir. Zorunlu eğitimde devletin tekeli ortadan kaldırılmalıdır. Velilere çocuklarını kendi gözetiminde evlerinde okutma imkânı tanınmalıdır. Ev okullara imkân verilmelidir. Özel İmam Hatip Lisesi açma yasağı ortadan kaldırılmalıdır. Çocukların kalbine Allah korkusunu yerleştirecek bir anlayışla ders kitapları yeniden yazılmalıdır. Matematik kitaplarında faiz hesapları değil, feraiz yani miras hesapları öğretilmelidir. Osmanlıca bütün okullarda ders olarak okutulmalıdır.
Eğitimin muhtevası marifetullah (Allah'ı bilmek ve tanımak) ve marifetünnefs (insanı bilmek ve tanımak) esasına uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer, toplumda bu manada meseleleri çözecek ehliyetli bir bakan olarak görülmesi bakımından büyük bir heyecan uyandırmıştır. Beklentiler büyüktür. Talim ve Terbiyemizi materyalist, batıcı ve dünyacı bir çizgiden maneviyatçı bir çizgiye taşıması sayın bakanın amel defterine yazdıracağı en büyük hasenat olacaktır.
Allah hepimizi her alanda İslam'da karar kılanlardan eylesin.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




