Zenginin yalnızca kendini düşündüğü toplumlarda fakirler, yetimler, düşkünler büyük bir ümitsizliğe ve karamsarlığa düşerler. Yüzleri gülmez, psikolojileri bozulur. Dünyaya kahrederek, hayatlarını karartırlar. Görmezlikten gelinen fakir, gözünü zenginin malına diker. Zenginin kendine yardım olarak vermediği malı, ondan hırsızlık, gasp gibi yollarla alır.
Fakir evinde huzurlu uyuyamadığı gibi zengin de huzur bulamaz.
Böylece birbirine güvenmeyen, aralarında büyük uçurumlar oluşan iki ayrı dünya ortaya çıkar. Toplumsal bağlar kopar, insanlar patlamaya hazır bir bomba haline gelir. Hiç kimse huzur bulamaz. Zekatın önemsenmediği toplumlarda hırsızlığın, gaspın, rüşvetin, dolandırıcılığın...
Toplumları nasıl mahvettiği, temelinden sarstığı, yıkılma noktasına getirdiği hatırlanırsa zekatın önemi daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki gayr-i meşrû yolla elde edilen mal, genelde aynı yolla harcanır. Bu da toplumun daha da bozulmasına ve yaşanmaz hale gelmesine neden olur.
2- Zekât, çalışmaktan aciz olanlara normal bir hayat sürme imkânı sağlar. Toplumu yoksulluktan, devleti zayıflıktan korur. Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Kıyamet günü fakirler sebebiyle vay zenginlerin haline!.. fakirler şöyle diyecekler: "Rabbimiz! Senin bize ayırdığın hakları vermemek suretiyle, zenginler bize haksızlık ettiler, zulmettiler. ALLAH Teâlâ şöyle buyuracaktır: "İzzetim ve celâlim hakkı için sizi kendime yaklaştıracağım, onları ise uzaklaştıracağım." Bundan sonra Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
"Onların mallarında, dilenen ve mahrum olanlar için belirli bir hak vardır." ( Zariyat Sûresi: 19 ) ayet-i kerimesini okumuştur. ( Taberanî, el-Mu'cemu'l-Evsat, No: 4810; 5/407 )
3- İnsanın mayası toprak olduğundan, bu toprağın suyu emip tutması gibi insanda da malı tutma özeliği vardır. Kalplerde pek fazla yer tutan bir mal ve servet sevgisi insanı yüksek duygulardan mahrum eder, insanı bazen fena hareketlere sürükler. İşte zekât sayesinde kalbin bu zararlı duygusuna meyillerine mukavemet edilmiş, nefis cimrilikten temizlenmiş, mal başkasının hakkından tasfiye edilmiş, insanda şefkat, hayırseverlik, başkalarını düşünmek gibi yüksek duygular vücuda gelmiş olur. Toprağın aldığı rutubetle bitki bitirmesi gibi, insanın başkalarına vermek suretiyle, pintilik duyguları azalır. Zekât, kişiyi cimrilikten korur, cömert ve eli açık yapar, diğergâmlık duygularını güçlendirir. Servetinin bir bölümünü sırf ALLAH Teâlâ'nın rızası için ayırıp yoksul dindaşlarına veren buna karşılık onlardan bir şey beklemeyen kimse, sürekli olarak toplum yararını, kişisel yararı üzerine tutma alışkanlığını kazanmış olur. Binaenaleyh zekât, en az alan kadar verene de faydalıdır.
Görülüyorki, zekât temizlik demektir. Kazanılan ve sahip olunan malın belli bir miktarını yoksullara verilmek ve sosyal hizmetlerde kullanılmak üzere elden çıkarmak insanı maddeten ve manen temizlediği, cismani ve nefsanî kirlerden arındırdığı için zekâta bu isim verilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de:
"Mallarından, onları temizleyecek ve arındıracak zekâtı al." ( Tevbe Sûresi: 103 ) buyrulmuştur. Demek ki, zekât veren kimse, mali, bedeni ve ruhi yönünden temizlenip arınmaktadır. Zekât bereket, bolluk, çoğalma, temizlik demektir. Sahip olunan malın temizliği zekât ile sağlanır.
Mal, canın yongası olduğundan namazla canını temizlemeyen, zekâtla malını arındırmayan ruhunu temizlemiş olamaz. Amr b. Avf el-Ensari (R.A.) den Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
"ALLAH Teâlâ'ya yemin ederim ki bundan sonra size fakirlik ve ihtiyaç geleceğinden korkmam. Fakat sizin üzerinize korkmakta olduğum şey, sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünya nimetlerinin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılması, onların birbirlerine bu nimetlerde hased ettikleri ve en nefis olanını elde etme yarışına giriştikleri gibi sizin de birbirinizle nefsaniyet yarışına girişmeniz ve bu yarışmanın onları helak ettiği gibi sizleri de helak etmesidir." ( Buhari, Cizye:1, No:2988; Müslim, Zühd:6 ) buyurdu.
Ebu Seid el-Hudri (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
"Şüphesiz dünya tatlıdır, caziptir. Ve şüphesiz ALLAH sizi dünyaya halife kılmıştır. Ama ne yapacaksınız diye bakar. İmdi dünyadan korunun, kadınlardan da korunun! Çünkü Beni İsrail'in ilk fitnesi kadınlarda idi." ( Müslim, Zikr:99 ) buyurmuşlardır. Şüphe yok ki mal, madde, menfaat ve servet, yani dünyalık şeyler gayet acib ve çok tatlıdır. Bir mıknatıs gibi insanı kendine çekip yapıştırır. Yani insan paraya tutkun ve düşkündür, onun için de ekseriya ALLAH Teâlâ'ya değil paraya kul olur. Maddenin aşağıya çekip kendine yapıştırdığı bir insan yukarıya çıkamaz melekût alemine yükselemez. Malın kirlettiği ruh kararttığı kalb ve körelttiği zihin manevi ve ahlaki gerçekleri göremez; insanî hasletleri idrak edemez. İlahi sırlar ve hikmetleri kavrayamaz. Maddeleşmiş olduğundan maddi olandan başkasına akıl erdiremez. Bunun için bir zihin temizliği, ruh arındırması ve kalb tasfiyesi muamelesine tabi tutulması lazım gelmektedir. Her hastalık kendi cinsinden bir şeyle tedavi edilir. Maddeden ve maldan gelen hastalık yine madde ve malla tedavi edilir. Bu sebeple elde bulunan malın belli bir kısmının yoksullara verilmesi ve amme hizmetlerinde harcanması emredilmiştir. Nisab miktarı serveti bulunanlar, mallarının:
a- Bir kısmını mecburi ve farz olarak,
b- Bir kısmını vacip olarak,
c- Bir kısmını da ihtiyari olarak karşılığını sadece ALLAH Teâlâ'dan bekleyerek elden çıkarırlar. Birincisi zekât, ikincisi fıtra, üçüncüsü teberru ve sadakadır.
Sadakadan maksat dilencilere yapılan tasadduk değildir. Zekât ve fitreden hariç olmak üzere eli geniş, durumu müsait olanların ihtiyaç sahiplerine, sıkışık durumda bulunanlara yaptıkları ayni ve nakdi yardım ve teberrudur. Adiy b. Hatim (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
"Yarım hurma vermek suretiyle de olsa, cehennem ateşinden, kendinizi koruyun, bunu da bulamayan tatlı sözle kendini ateşten korusun." ( Buhari, Rikak:49; Müslim; Zekat:20 ) buyurmuşlardır. Bu gibi hadislerde, sadece zenginler değil, gücü yeten herkes imkan ve ihtiyaç nisbetinde mali yardıma davet edilmiştir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



