Maddi yardım, teşvik, yol gösterme ve yönlendirme, vasıta olma, imdâda koşma, iyiyi ve güzeli teşvik etme, güzellikleri yaygınlaştırıp yerleştirme ve hiç olmazsa kötülüğe, harama ve şerre engel olma; her Müslümanın boynunun borcudur. Cemiyete ve insanlığa bir şeyler kazandırmak hususunda bu kadar teşvikkâr davranan bir dini, vicdanlara ve kalblere hapsetmek ne mümkün... Aczi ve âcizliği kabul etmeyen bir Nebevi anlayış... Hayatla bütün teferruâtı ile iç içe bir Peygamber, önce ALLAH ve sonra insan sevgisi üzerine kurulmuş bir nizam... Ebu Süfyan (R.A.) den rivayete göre, iki cihan güneşi Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, asırlar ötesinden insanlığa sesleniyor:
" Müslüman ol, selâmeti bul." ( Buhari, Bed'ü'l-Vahiy:1, No:7, 1/9 )
Zekât, fitre kimlere verilebilir?
Soru: Zekât ve fitre kimlere verilebilir?
Cevab: Bismillâhirrahmanirrahim.
Abdullah b. Abbas (R.A.) den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Muaz b. Cebel (R.A.)yu Yemen'e vali olarak gönderirken kendisine:
"Ey Muaz! Sen kitab ehli olan bir kavim üzerine vali gidiyorsun. ALLAH Teâlâ'ya ibadet etmek, onları çağıracağın ilk şey olsun. Onlar ALLAH Teâlâ'yı tanıdıkları zaman, ALLAH Teâlâ'nın onlara gündüz ve geceleri içinde beş vakit namaz farz kılmış olduğunu haber ver. Onlar bu namazları ifa ettikleri zaman da ALLAH Teâlâ'nın onlara mallarından alınarak fakirlere verilecek olan bir zekât vergisi farz eylediğini onlara haber ver. Ve sen, insanların mallarının en iyilerini almaktan da sakın." ( Buhari, Zekat:40,63, Megazi:60, Tevhid:1; Müslim, İman:29,31; Ebu Davud, Zekat:5; Tirmizi, Zekat:6; Nesai, Zekat:46; İbn-i Mace, Zekat:1; A. b. Hanbel; 1/233, Darimi, Zekat:1,9. )
Bu hadis-i şerif, zekâtın İslâm devleti tarafından Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine harcanacağını göstermektedir. Zekât ve fitrenin verileceği kimseleri ise Cenab-ı Hak şöyle tayin etmektedir:
"Sadaka zekât ve fitreler, ALLAH Teâlâ'dan bir farz olarak ancak:
l- Aslî ihtiyaçlarından fazla, nisab miktarı bir mala sahib olmayan fakirlere,
2- Hiçbir şeyi bulunmayan miskinlere, yoksullara,
3- Sadakaları toplamak üzere mü'minlerin emiri tarafından görevlendirilmiş, me'mûr tayin edilmiş olan kimselere,
4- Kalpleri İslâm'a ısındırılması, alıştırılması istenen kimselere,
5- Bedellerini ödeyip hürriyete kavuşmaları için kölelere, esirlere,
6- Borcundan fazla nisab miktarı mala sahib bulunmayan borçlu kimselere,
7- ALLAH Teâlâ'nın yolunda cihad, ilim tahsili v.b. çalışmalarda bulunan kimselere,
8- Memleketinden uzak kalıp parası tükenen yolcu ve misafirlere mahsustur. ALLAH Teâlâ hakkıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir." ( Tevbe süresi: 60 )
Zekâta hak kazananlar İşte bu sekiz sınıftır. Bunları kısaca izah edersek:
1- Fakirler: Nisap miktarı malı olmayan muhtaç kimselerdir. Bunların temel İhtiyaç olarak evinin, ev eşyasının veya borcuna denk nakit parasının bulunması kendilerini fakirlikten çıkarmaz. Bir işte çalıştığı halde gelir düzeyi temel ihtiyaçlarını karşılamayan kimse de bu sınıfa girer.
2- Miskinler: Hiç bir şeye sahip olamayıp yiyeceği ve giyeceği şeyler için dilenmeye muhtaç olan yoksul kimselerdir. Kur'an-ı Kerim'de miskin için:
"Yahut toprağa yapışmış miskin..." (Beled süresi: 16) ifadesinin kullanılması, miskinin son derece yoksulluk ve sıkıntı içinde bulunduğuna delalet etmektedir. Miskinin kimi zaman kalacak yeri de bulunmaz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



