Endülüs medeniyeti aynı zamanda bir kitap medeniyetidir. Endülüs tarihiyle ilgili kitaplarda burada yetişen âlimler tarafından binlerce cilt kitabın kaleme alındığı ifade edilmektedir. Ne yazık ki, savaşlar, bağnazlık vs sebeplerle bu kitapların çoğu günümüze kadar varlığını koruyamamışlardır.
Tarihçilerin kaydettiğine göre Endülüs'te kitap sevgisi o kadar gelişkindi ki bir kitap aşığı için kitap, mücevherden daha kıymetli bir nesne idi. Ünlü Endülüslü coğrafyacı Ebu Ubeyd El-Bekri sahip olduğu kitapları parlak ve pahalı kumaşlar içinde muhafaza ederdi.
TDV tarafından Mehmet Özdemir imzasıyla yayınlanan "Endülüs Müslümanları İlim Ve Kültür Tarihi" isimli çalışmada Endülüs'te kitap sevgisi uzun uzadıya anlatılıyor. Mehmet Özdemir şu tespitleri kaydetmiş değerli çalışmasında; "Endülüs'te kitabı sevmek veya ona değer vermek sırf âlimlere has bir keyfiyet değildi. Genelde bütün toplum kesimlerinde kitabın büyük yeri ve önemi vardı. Hele eşraftan kimselerin kendilerine "kaba ve kültürsüz" denilmesin diye, kullanmasalar bile evlerinin bir köşesinde bir kitaplık kurmaları adet haline gelmişti. Nitekim İbn Said el-Mağribi'nin anlattığı şu olay üzerinde durulan konu açısından son derece ilginçtir:
"Ben bir süre Kurtuba'da ikamet ettim. Bu esnada çok aradığım bir kitabın nüshasını bulurum umuduyla sık sık kitap çarşısına gidiyordum. Nihayet yazısı güzel ve ciddi bir nüshasına rastladım. Neşe ve sevinç içinde açık artırma ile satışa sunulan bu kitabın fiyatını artırmaya başladım. Ancak diğer bir müşterinin ısrarlı artışları sonucu kitabın fiyatı normalin çok üzerine çıktı. Bunun üzerine açık artırmayı yürüten tellala dönerek, kitabın fiyatının bu derece artmasına sebep olan müşteriyi bana göstermesini söyledim. Beni güzel ve temiz giyimli bir şahsın yanına götürdü. Ona yaklaşarak dedim ki-"Allah beyimizi derin anlayışlı bir fakih kılsın. Şayet bu kitabı elde etmek için özel bir gayen varsa ben vazgeçeyim, zira açık artırmada ulaşılan fiyat kitabın asıl değerinin çok üzerine çıktı". Bunun üzerine bana şöyle cevap verdi: "Ben fakih değilim, üstelik kitabın içindeki bilgiler de beni alakadar etmiyor. Ancak, son zamanlarda, daha çok kendimi oturduğum şehrin ileri gelenleri arasında sayılıp itibar edilen ve ilimden anlayan bir kimse olarak gösterebilmek için evimde bir kitaplık tesis ettim. Ve bunun çoğunu da doldurdum. İşte kitaplıkta azıcık bir boşluk kaldı. Bu kitabın kalınlığı tam da orayı dolduracak ebatta. Üstelik kitabın cildi de çok hoşuma gittiğinden fiyatın nereye vardığını doğrusu hesaplamadım. Allah'a şükür elinde geniş imkânlar bulunan bir kimseyim"
Mehmet Özdemir'in kitapta aktardığı bilgiye göre; kitap sevgisinin bir neticesi olarak Endülüs şehirlerinde zamanının en büyük kütüphaneleri kurulmuştur. Mesela II. Hakem tarafından tesis edilen 400.000 kitap kapasitesine sahip saray kütüphanesi devlet eliyle yapılanlardan birisiydi. II. Hakem Kayrevan, Dımaşk, İskenderiye, Bağdat gibi ilim merkezlerine memurlar yollar oralarda yayınlanan kitapların ilk orijinal nüshalarını temin ettirirdi. 400.000 cildi aşan el yazmalarından oluşan bu kitaplığın katalogu ise her biri 50 yapraktan oluşan 44 cilt tutmaktaydı.
Gelelim kitap çarşılarına. Endülüs'ün muhtelif şehirlerinde meşhur kitap çarşıları kurulur, insanlar bu çarşılarda kitap satın alırlardı. Bunların en meşhuru "Kurtuba Kitap Çarşısı" idi. Hatta o dönemde meşhur olmuş şu söz ilgi çekicidir: "Kurtuba'da bir şarkıcı ölse, çalgı aletleri İşbiliyye'de satılır. Buna mukabil İşbiliyye'de bir âlim ölse kitapları Kurtuba'da müşteri bulur" Bu söz o dönemde adeta darb-ı mesel haline gelmiş.
Kitap çarşılarının varlığı evlerde özel kütüphanelerin kurulmasını kolaylaştırmaktaydı. Endülüs Müslümanları isimli eserde kaydedildiği gibi bu kitaplılardan en ünlüsü Kurtuba'da, İbn Futeys ailesine ait olandı. Saray kütüphanesinden sonraki en büyük kütüphane bu idi. Maaşlı görevlilerin çalıştığı kütüphanede bir müdür, altı müstensih çalışmaktaydı. Bu değerli kütüphane daha sonra İbn Füteys'in torunlarından biri tarafından bir ay süren bir müzayede ile satılmış karşılığında 40 bin Kasımi dinarı elde edilmişti. Yine İbn-i Beşkuval, Aişe isimli bir hanımın Kurtuba'nın en gözde kütüphanelerinden birine sahip olduğunu söyler.
Endülüs'ün kitap sevgisi için bir başka ilgi çekici örnek ise şudur: Meriyye'de vezirlik yapmış olan İbn-i Abbas tıpkı II. Hakem gibi 400.000 ciltlik bir kütüphane kurmaya muvaffak olmuştu. Bu kişinin Meriye sultanı ile Gırnata sultanı arasında çıkan savaşta Gırnatalılara esir düştüğünde kendi canından çok kitaplarını düşündüğü, "Ey Allah'ım! Kitaplarım ne olacak? Şeklinde sızlandığı rivayet olunmaktadır.
Bütün bunlardan başka Endülüs'te, İşbiliye, Tuleytula, Gırnata, Maleka, Sarakusta, Belensiye, Mürsiye, İlbire, Şatibe, Menorka şehirlerinde şahıslara ve devlet idarecilerine ait oldukça zengin kütüphanelerin olduğu bilinen tarihi gerçekler arasındadır.
Peki, bu kadar kitap ne oldu sonra? Bazıları iç karışıklıklarda yağmalanıp satılmış, bir bölümü Kuzey Afrika'ya götürülmüş, bazıları Hıristiyan işgali sonrasında Papazların hışmına uğramış, Gırnata'da binlerce kitap, kardinal Jimenez'in emriyle şehir meydanında yakılmış. Diğer şerhlerde de benzer olaylar yaşanmış. İspanya kralı II. Filip Endülüslerden kalma yazma eserleri bir araya getirmek istediğinde topladığı kitapların sayısı ancak 2500'ü bulabilmiş. Bu eserler de bugünkü Escorial kütüphanesinin temelini oluşturmuş.
Peki, Escorial neresi? Madrid'in 48 km kuzeybatısında 16. yüzyılda II. Filip'in yaptırdığı bir Manastır. Bu manastırın içinde bir kitaplık, okul ve saray bulunmakta. Manastır Fransızlara karşı sağlanan bir zaferin anısına yapılmış. Manastırda doğal olarak bulunan kiliseden başka V.Carlos ve II. Filip'in mezarları vardır. Manastırın kitaplığında 40.000 kadar seçkin kitap bulunmaktadır. Bunların arasında Endülüs'ten kalanlardan başka erken dönem Hıristiyanlığa ait kitaplar da bulunmaktadır. Arapça ve Mozarapça kitaplar halen manastırda varlığını sürdürmektedir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



