milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • AKDAĞ: "KÜRTAJ KESİNLİKLE AİLE PLANLAMASI YÖNTEMİ DEĞİLDİR"
  • YEMEN'DE ÇATIŞMA: 6 ÖLÜ
  • TTNET SÜRELİ İNTERNET PAKETLERİ
  • KAĞITHANE'DE YİNE KAĞIT ÜRETİLECEK
  • ŞEHİR HATLARI, YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR
  • "YORGUNLUK", DEVECİ ARMUDUNDA REKOLTEYİ DÜŞÜRECEK

Yürekleşen kütük

12 ŞUBAT 2010
CUM 00:30

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Ashaptan Enes bin Malik radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Cuma günleri, mescitte bulunan bir kütüğe yaslanarak insanlara konuşurdu. Bir Rum geldi ve 'sana otururken ayakta duruyormuşsun gibi olacağın bir şey yapayım' dedi. İki basamaklı bir minber yaptı ona. Üçüncü basamakta oturuyordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu yeni minbere oturunca önceki kütük öküz sesi gibi ses çıkarmaya başladı. Onun, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme hüznünden çıkardığı bu sesle mescit inledi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem minberinden indi onu kucakladı. O hala inliyordu. Kütüğü kucaklayınca sustu. Sonra da Peygamber aleyhisselam buyurdu ki:

'Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki, onu kucaklamasaydım kıyamet gününe kadar böyle kalacaktı.' Kütüğün bu hali Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin onu kullanmayışına olan üzüntüsündendi. Sonra onun gömülmesini emretti ve gömüldü. [Ahmed, 14206; Tahavi, Müşkilülâsâr, 3535]

Resûlullah, yerlerde ve göklerde seviliyordu

Ashabın gözleriyle görüp kulaklarıyla duyduğu bir mucize ile karşı karşıyayız. Biz bunu sadece hadis kitaplarından öğrenebiliyoruz. Gerçi, hadis kitaplarından öğrendiğimiz mucizevî vakalar sadece ağlayan kütükten ibaret değildir. Hayvanların da en az kütükler kadar yüreklendiği, dile geldiği günler gördü Medine. Burada, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme olan muhabbetini dile getiren bir kütük, insan ve hayvan olmayan bir cisim önümüzde durmaktadır. Özellikle bu olayın Kur'an'da zikredilmemesini, böyle bir olayın olmamışlığına belge sayamayız. Çünkü sireti nebinin tamamına yakını bu mantığı yansıtan olaylarla doludur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz yerlerde ve göklerde seviliyordu. Onun sevilmesi, insan nesli içinde ikinci bir örneği gösterilebilecek bir seviyede idi. Bu ağlayan kütük olayı, bu sevginin ağaç kütüğüne yansımış küçük bir örneğidir.

Ders çıkarabiliyor muyuz?

Kütük, dile gelmiş, yüreklenmiştir. Üzerine çıkıp konuşma yapan Allah'ın nebisine hasret olmuştur. İnsandan beklenebilecek bir incelik ve duygusallık görülmüştür kütükten. Biz bu olaydan, kütüklerin canlı olup olmadığına, duyma organlarının bulunup bulunmadığına dair belgeler arayacak değiliz. Öyle bir arayış bizi hiç ilgilendirmeyen ayrıntılardır. O kütüğün kendiliğinden ağlamadığı, onu ağlatanın Allah Teâlâ olduğu gayet açıktır. Allah Teâlâ'nın bir kütüğü bile nebisine karşı duygusallaştırması ise kütüklere ve ağaçlara yönelik bir teklif değildir. Zira ağaç cinsi, mükellef değildir. Her ne kadar ağaçlar da O'nu tesbih ediyorsa da, onlar bir peygamberi dinleyip, ona itaat etme yükümlüsü olmamışlardır.

Yürekleşen kütüğün duygusallaşıp ağlaması insanı da duygusallaştırmak içindir. Nitekim o kütüğün halini gören sahabiler kendilerine iyi bir ders çıkardılar. Zaten onlar mucize üstüne mucize görüyorlardı. Bu da onlara yeni bir mucize olmuştu. Burada, 'kütük bile anladıktan sonra!' şeklinde izah edilebilecek bir mesajı anlamamız gerekmektedir.

Kütüğün konumu

Elbette kütük, sahabi listesinde yoktu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz ve getirdiği Kur'an'ı insanlara ve cinlere idi. Bu iki grup mükellefti. Dolayısıyla Allah'ın nebisine karşı duygusallaşması ve duygusallığının gereğini yapması gereken insandır. O zamanki insan neslini temsil eden sahabilerdir. Sahabiler ise -Allah onlardan razı olsun- kütükten geri kalacak bir konumda olmamışlardır. Onların, huzurunda bulundukları Peygamber aleyhisselama karşı edep ve itaatte iyi bir noktada bulundukları Kur'an'ın şahitliği ile sabittir. Kur'an onların genelinden söz ederken, Allah'ın rızasına erdiklerini, Allah'ın onlardan, onların da Allah'tan razı olduklarını haber vermektedir. Allah'ın bir kuldan razı olması ve razılığın temelinde de Peygamber aleyhisselamın getirdiği Kur'an'a teslimiyetin bulunması gösteriyor ki, kütüğün kütük haliyle ortaya çıkardığı ses, Ebu Bekir'in ve diğerlerinin gözyaşı olarak ortaya koyduğu sesle aynı kaynaktan ve aynı nedenden kaynaklanmaktadır. Kütük, üzerinde tekrar hutbe irat edilmeyeceği için ağlamıştı. Ebu Bekir radıyallahu anh da, Nasr suresi inince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin nübüvvet görevi sona eriyor, tekrar aramızda bulunamayacak diye ağlamıştı. İki ağlama arasında hemen hemen aynı denebilecek benzerlikler vardır. Biri insan biri ağaç kurusu olsa da gerekçe aynıdır. Belki Ebu Bekir'i de teselli eden cennet buluşması vaadi olmasaydı o da kıyamete kadar ağlar dururdu.

Ashabın, şu veya bu olayda bireysel kusurları tarihe kaydedilmiş olsa bile Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme karşı onca heybetiyle saygılı oldukları konusunda bir tartışma yoktur. Bilhassa Kur'an'ımızın uyarılarından sonra her biri erimiş ve adeta onun huzurunda yok durumunda olmuşlardır. Eğer böyle olmasalardı, Allah Teâlâ onlardan razı olduğunu beyan etmezdi. Çünkü Peygamber aleyhisselama karşı saygı 'iman veya küfür' denecek düzeyde bir istektir.

Ashabın, Resûlullah'a saygısı

Amr bin As radıyallahu anhın şu ifadesi, hicretin yedince senesinden sonra iman etmiş olmasına rağmen bir sahabinin Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme karşı hissettiği saygı ve hürmetin ne derece yüksek olduğunu gösteren önemli bir işarettir: 'Saygımdan ötürü, doyasıya bakamadım ona. Benden onu tarif etmem istense tarif edemem. Çünkü doyasıya ona bakabilmiş değilim.' [Müslim, İman, 54-317]

Taberanî'nin Kebir'inde (3889) haber verdiği, Ebu Eyyüb radıyallahu anhın durumu ise daha enteresandır. Evinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem misafir olarak bulunurken, misafirini alt kata yatırmış kendisi de evin üst katında yatmıştı. Alt katta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bulunuyor diye gece sabaha kadar uyumayıp ayakta beklediğini ifade etmektedir ki böyle bir şey insan takatini zorlayacak bir durumdur.

Buharî, el-Edebülmüfred'inde, Enes'ten rivayet ederek ashabın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin kapısını tırnaklarıyla vurduklarını haber vermektedir. (1080) Urve bin Mesud, Hudeybiye sulhu kıssasını naklederken ashabın Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme hürmetine ait farklı bir hatırayı nakletmektedir. Onun naklinden, ashabın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin tükürüğünü yere düşürmediklerini, tükürür tükürmez onu kapıp yüzüne gözüne sürdüğünü, emrine hemen itaat ettiklerini, o konuşurken seslerini kıstıklarını, ona direk bakmaktan bile kaçındıklarını anlıyoruz. Urve o zaman mü'min değildi. Adamlarının arasına döndüğünde dedi ki: 'Arkadaşlar. Bilirsiniz ben, krallarla görüşmüş biriyim. Kayserle, Kisra ile Necaşi ile görüştüm. Vallahi ben, Muhammed'e ashabının gösterdiği saygının gösterildiği bir kral görmedim.' [Buharî, Şurût, 15-2731; Ebu Davud, Cihad, 167-2765]

Biz neredeyiz?

Kütük yürekleşti, ağlayıp hasretini ifade etti. Onun hasreti kıyamete kadar sürecek bir hıçkırığa dönüştü. Yüreği olan Müslümanlar, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme karşı zahiri bir takım sevgi izharlarının ötesine geçerek, onun sünnetini ihya etme yürekliliğini gösterebilecekler midir? Mesele budur. Yoksa Medine'de ağlayan kütüğün kime yararı var? O mucizeyi gören veya öğrenen bir mü'min, kendine ders çıkaramadıktan sonra yüreklere mi yazık, kütüklere mi?

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 12.02.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: nureddin, yıldız, makale,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Nureddin Yıldız

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Veda Hutbesi'nde aile
    2. İş arayanlara iş teklifi
    3. Not defterinden paragraflar
    4. Seçmeye mecburuz
    5. Kadın süslenir
    6. Evlilik hak değil görevdir
    7. Helale yürüyüş
    8. Bu da sabırdır
    9. Ahlâk ne olacak?
    10. Sıçramak hayaldir
    1. Günümüz için Mekke Medine tarihi
    2. Yahudilerin, zulüm ve nankörlük dolu tarihi
    3. Rüya âleminin gerçekleri
    4. Maaş yetmez bereket şart!
    5. Zinanın basamakları
    6. Kadın toplantıları
    7. Fitne zamanında…
    8. İnsanın tamiri mümkündür!
    9. Domatesle başlayabiliriz
    10. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    1. Maaş yetmez bereket şart!
    2. İyi Müslümanlık ölçülerimiz (I)
    3. Onlar değil mi?
    4. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    5. Din yalnızca İslam’dır!
    6. Bedenlerimiz de emanettir(I)
    7. İman testi
    8. Kadın müfti
    9. “En hayırlı gün”
    10. Modern dünyanın garipleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Kaybetmekten korkarız
    2. Erken düşen süt dişleri gelişim problemlerine yol açıyor
    3. Kardeşliğin zirvesi
    4. Vakit Nakittir
    5. İftira edenlerden Allah korusun
    6. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    7. Çocuklarda okul fobisi
    8. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    9. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    10. En ağır imtihanları onlar yaşadı
  • Diğer

    1. Akdağ: "Kürtaj kesinlikle aile planlaması yöntemi değildir"
    2. Yemen'de çatışma: 6 ölü
    3. TTNET süreli internet paketleri
    4. Kağıthane'de yine kağıt üretilecek
    5. Şehir hatları, yaz tarifesine geçiyor
    6. "Yorgunluk", deveci armudunda rekolteyi düşürecek
    7. Güçlü hafıza için elma suyu
    8. Sezaryen oranlarında dünyada ilk üçteyiz
    9. Yağışlar bal üreticisini umutlandırdı
    10. "Mavi Marmara" baskının yeni görüntüleri ortaya çıktı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Dalga askeri aşamadı
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek