Hani meşhur hikaye vardır; adamın biri doktora gitmiş ve gülemediğinden şikayet etmiş.
Doktor da bazı tavsiyelerin yanında şehre yeni gelen ve meydanda çadır kurarak halkı gülmekten kırıp geçiren palyaçoyu seyretmesini önermiş.
Hasta, doktora dönmüş ve "İşte o palyaço benim" demiş.
Yıllar önce oğlum okul dönüşünde "Okulumuzun psikoloğu bu gece intihar etmiş" demişti.
Çocukları motive etmek, dertlerini dinlemekle görevli doktorumuz kendisi dert küpüymüş ve derdine çare olarak intiharı seçmiş.
Eski yazıyı da yeni yazıyı da bilmeyen babam, (Allah rahmet eylesin) dört çocuk büyüttü.
Hiç birine bir tokat vurduğunu ben görmedim.
En küçükleri bendim. Yazın bir araya geldiğimizde üçüne de sordum "babamın tokadını yediniz mi? Dedim, yemediklerini söylediler.
Pedagoglarımız ve psikologlarımız üzerinde bir araştırma yapılmalı.
İç ve dış dünyanın güldürülerinde bunlara biraz fazla takılıyorlar, alaya alıyorlar ama doğru mu değil mi bilmiyorum.
Alemin evlerine nizamat veren bu insanların evleri nasıl bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var.
Üniversite kapısından içeri girmemiş hiçbir Türkiye vatandaşı olan delikanlı metrobüs, tramvay veya otobüs yakamadığı gibi biletsiz binemez. Avrupa'da olabilir değil bol miktarda var.
Geçen gün ilk durakta minibüse bindim, en arkaya oturdum ve inip binenleri seyrettim.
Herkes parasını ve gideceği yeri bildirerek ücretini ödüyor.
Minibüs dolup ayakta yolcular sıkışık olmasına rağmen, paralar elden ele uzatılmasına rağmen hiçbir sorun çıkmıyor ve parasını vermeyen kalmıyor.
Bir tanıdığımın düğünü nedeniyle düğün salonunda aynı masada oturduğumuz gencecik bir delikanlı minibüs şoförüymüş.
Kalabalık zamanlarda para vermeden sıvışan oldu mu? Diye sorduğumda, yüzde bir bile olmaz. Çok az olur" dedi.
Geçen hafta televizyon haberlerinde izledim, metrobüs zamlarını protesto eden Üniversite öğrencileri gişelerden toplu halde para vermeden geçtiler.
Kendileri geçtikleri gibi vatandaşlara da para vermeden geçmeleri için telkinde bulunuyorlardı.
Kapalı veya açık kadınlarımız, sakallı sakalsız beylerimiz, bunların telkinine kulak vermeden jetonlarını veya akbillerini kullanarak geçmede ve milyonlarca İstanbullunun hakkını yememede ısrar ettiler.
Demokrasi, hak yeme özgürlüğü olarak mı öğretiliyor bu gençlere?
Bu gençler, Üniversiteye kayıt yaptırmak için geldiğinde bu haksızlığı yapamazken bir sene sonra yapabiliyorsa kendisine yumurta atılan siyasilerin ve öğretim üyelerinin bir değil, bin defa düşünmesi gerekir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




