İnsanoğlu bilinç dünyasına erer ermez kendisini bir yol üzerinde bulur. Yollar çeşitli ve çetrefillidir. Her kültür ve düşünce izleğinin bir yolu var. Yolların doğruluğu, yanlışlığı kültür ve düşünce çevrelerini bağlar. Birbiriyle aynı doğrultuda olan yolların bile bir farklılığı var. Yolun doğruluğu ve sahihliği düşünce çevrelerini bağlar.
Bir Müslüman için; İslâm, tek istikamet ve doğru yoldur. Müslümanlar ise tek istikamet sahibidir. Son Peygamber Efendimizin Müslümanlara açtığı yol bizi ilgilendirir. Biz kendimizi bu yolun üzerinde bulduktan sonra bir başka yol arayışı içinde olamayız. Müslümanların yol istikameti ise bellidir. Bu yolu bir Müslümanın soluğu yetinceye sürdürmesi ideal olanı.
Bu yolu başkalarıyla karıştırmak, başka yol arayışları insanı saptırmaya götürür. Başka çeşniler katmak da yolcuya bir şey kazandırmaz.
Yüzyılımızın, özellikle günümüzdeki yol arayışları sağlıksız bir düzlem oluşturdu. Hem Müslüman gözükmek, hem yabancı yollarda yürümek insanı saptırır. En küçük bir sapma bile hedef şaşırtır.
Bunun en somut hâlini bugün yaşıyoruz.
Kitleler kendilerine öncü seçtiklerine bakarlar, onların peşine takılırlar. Sahih ve samimi yol önderleri günümüz kargaşasında göz ardıdırlar. Onların üzerleri kara perdelerle örtülür. Bugün yanılsatıcı ve çarptırıcı bir dünyada yaşıyoruz. Sermaye, güç odakları, medya ve reklâm bu görevi başarıyla sürdürüyor. Yol istikameti sağlam olanları bile yoldan çıkarabiliyor.
Böyle bir düzlemde veya dünyada insanlar birer papağan konumuna düşerler. Sürüklendikleri yolun ne olduğunun bile farkında olmazlar. Kendilerini saptırıcı yol öncülerine teslim etmişlerdir. Zaman içinde tapınma duygusu ruhlarını kaplar.
Sahih yol göstericileri ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar bir sonuç elde edemezler.
Uzun soluklu yolculuklar çilelidir. Yollar inişli, çıkışlı, dolambaçlı olabilir. Bu insan için bir sınama ve sınavdır. Hedefe varmak için sabır gerekir. Sabır Müslümanlar için bir ibadettir. İbadetlerin önem sırası yoktur. Hemen hepsi birbirini tamamlar.
En küçük bir zorlukla karşılaşanlar yolu terk edebilirler. Bu, onlar için bir kurtuluş olmaz. Zaten o, böyle bir durumda kaybetmiş sayılır.
Çıkar için bir yola çıkanlar; genellikle yol öncüsünün ve yol istikametinde bulunanların gücüne güvenirler. Onlardan yararlanmaya bakarlar. Ufukta çıkar adına bir şey göremezlerse yolu hemen terk ederler. Bu tipler yığınladırlar asıl kalabalığı onlar oluştururlar. Onlar için her yol mübahtır.
Bugünden itibaren yeni bir yol başlangıcındayız. Kimi zaman duraksamalar olabilir, yol arkadaşları yolu terk edebilir. Dostluklar ve kardeşlik duyguları o anda kaybolur. Kopuş başladımı bir daha bir araya gelinmez. Güven duygusu sarsılır.
Yolu ve yolculuğu sürdürmek için azim gereklidir. Bir tek kişi kalınsa bile yol istikametinden şaşmadan, arkasına, sağına ve soluna bakmadan yolu sürdürmek gerekir. Kararlılık yoluculuk için önemli bir ölçü.
Yolcunun kendine itimadı ve güveni de yolculuk için gerekli.
Yol bilgisi, kendisini bekleyen zorluklar aşma azmi ve bilinci gereklidir yolcu için.
Yolda ille bir kitlenin öncüsü olmak şart değildir. Önemli olan istikameti sağlam, iyi ve güzel olan yol üzerinde bulunmak. Yolculuklar öncülerini kendiliğinden oluşturur.
Zor bir zamanın yolculuğu değerlidir. Böyle bir zamanda karanlığı parçalayarak yürümek de bir ibadettir. Çünkü böyle bir süreçteyiz. Hayatımız ve bize emanet edilenler de birer ibadettir. Emaneti hakkıyla taşımak için çok duyarlı olmalıyız.
Müslümana düşen bilinç düzlemindeki yola koyulduktan sonra, hayatının her anını ibadet aşkıyla yaşaması.
Yüksek sesli ortamlardan uzak durmalı, uğultulara kulak asmamalı. Yol boyunca sadece kendi türkümüzü söylemeliyiz. Böyle bir yol ve yolculuk yolcuya huzur getirir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




