milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • AKDAĞ: "KÜRTAJ KESİNLİKLE AİLE PLANLAMASI YÖNTEMİ DEĞİLDİR"
  • YEMEN'DE ÇATIŞMA: 6 ÖLÜ
  • TTNET SÜRELİ İNTERNET PAKETLERİ
  • KAĞITHANE'DE YİNE KAĞIT ÜRETİLECEK
  • ŞEHİR HATLARI, YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR
  • "YORGUNLUK", DEVECİ ARMUDUNDA REKOLTEYİ DÜŞÜRECEK

Yoksulun sırtından doyan doyana

10 ARALIK 2011
CMT 02:20

[-] Normal [+]
  • Kültür
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Yoksullar sevilmez. Yoksulun göğü her zaman bulutludur. Kar yağmak üzeredir ama bir türlü yağmaz. Güneş ya sıcak ya da külrengine kesmiştir; sarı sıcakta sapsarı yaşar yoksul. Yoksulun kapısı pek çalınmaz; ya elektrik faturası getiren memur veya da su faturası kesen eleman çalar kapıyı. Yoksulun balayını olmaz, kokteyl geceleri diye bir geceden haberi yoktur; gece deyince bir devlet hastanesi koridorunda amansız derdine çare beklemeyi anlar. Asık suratlı devletin gülmez doktorlarının vicdansız davranışlarından bir an olsun uzaklaşabilmek için çıktığında gördüğü hastane bahçesindeki karanlığı yoksuldan iyi kimse bilemez. Yoksuldan iyi kimse anlayamaz. Yoksul bir offf çeker yakar sigarasını. Bu yüzden sigaranın tadını yoksullar kadar bilen yoktur. Özenti olarak içmez sigarayı, derdinin ortağı olarak görür o tuhaf kalemsi varlıkları. İşte bu yüzden yoksulları en iyi şairler bilir, şairler anlar; şiirin söyleme aşamasında şairin biricik dostudur sigara. Çünkü şair dünya yoksuludur. Bu dünyanın yoksuludur. Yoksulun hastane bahçesindeki içtiği sigara ile şairin şiir yazarkenki içtiği sigara aynı duygunun farklı tezahürüdür. Yoksulun bilinen anlamıyla arkadaşı yoktur; düştüğünde canını verecek dostları vardır. Şairlerin de arkadaşı yok; dostları var ama. Yoksulun evine pek kimse gelmediği gibi şairlerin evine de pek kimse gelmez. Şairler yalnızdır; yalnızlık her an yanı başında bir gölge gibi şairle dolaşır. Şair bazen sever de bu yalnızlığını ama çoğunca sevmez. Çünkü kendisi gibi bir ruh olsun ister yanında; dünyanın faniliğini, insanların zorbalığını, zenginlerin merhametsizliğini, siyasetin çıkar ilişkisini hepsini ama hepsini anlayıp bilen, bu çağdaş kötülüklerden uzak duran bir ruh arar... Bu uzak durmayla beraber yani bu uzaklık dünyasında birlikte yürüyecek olan bir insan, bir gönüldaş arar... Parasız ve makamsız girebilecek bir kapı bulmak ister şair; şiir bu yüzden alınyazısıdır. Şiir bu dünyada tek makamsız ve parasız girilebilecek kapıdır. Evdir. Dünyadır. Hastane bahçesindeki yoksulu düşünür şair. Bir de gönlünü utangaç kızlara kaptıran utangaç gençleri düşünür; böyle gençlerin olmadığını bilse de var olduğuna inanmak ister. Genç utangaçtır çünkü sevdiği kızı bir yemeğe götürecek parası bile yoktur cebinde, genç çekingendir çünkü hürmet ettiği büyüklerinden utanır; yolda biri görse ne der diye düşünür; zinanın ahiretteki karşılığı aklına gelir. Bu yüzden yoksulların aşkı bin yıl sürer...

Bu yüzden şairlerin aşkı yeryüzü destanıdır...

Yoksulluğun sevimsiz (sevilmeyen değil) başka bir tarafı var. Sevimsiz derken yoksulluğun bu tarafında olanlar gerçekten yoksul mu? Gelin bir de bu tarafına bakalım. Yoksulla yoksul olmayanın trajikomik gönyesine...

Yoksulları televizyonda teşhir edip yardım yapanlar gerçekten yardım mı yapmış oluyorlar? "Sağ elin verdiğini sol el görmez" anlayışı 'dinde reform'la Müslümanların dünyasından çıktı mı acaba ki sol eli bırakalım bütün dünyanın izlediği ekrandan göstere göstere, kubara kubara sözümona yardım yapılıyor. Bu yardımı kapabilmek için televizyona çıkan kimseler acaba gerçekten yoksul mu? Yardımı kapabilmek için valilik veya kaymakamlık binası bahçesinde sıraya girmiş bıyıksız ihtiyarlar gerçekten yoksul mu? Herhangi bir ticari işletmenin açılışındaki indirimden mal kapmak için izdiham yaratan vatandaşlar gerçekten bizim Müslüman Türkler mi? Soruyu o açılışı yapanlara da soralım; o insanları orada rezil etmek sizlere ne kazandırıyor acaba? Göbeklerinizi kaşıya kaşıya elde ettiğiniz (kazandıkları demiyorum bakın, çünkü kazanmak alınteriyle olur) paraları, sadece insanları rezil etmek için mi elde ettiniz. Bir insanda para vicdanın yerine geçmişse o insanın karşında kimse duramaz. Sosyal normlara bile onlar şekil vermeye başladı. Türkiye'de öyle değil mi? Kılık kıyafetten tutun yediğiniz içtiğinize kadar karışmıyorlar mı? Karışıyorlar... Hatta dinsiz devlet sistemini bile onlar koruyor kolluyor ya da beğenmezlerse değiştiriyorlar. Bugünlerde pek gündeme gelmese de yeni anayasa konusunda açıklama yapan onlar değil miydi; bizim dediğimiz olmazsa ekonomi kötüye gider diye tehdit edenler...

Yoksul dilenci değildir. Yoksulla dilenciyi ayırmalıyız. Yoksul dilenmez. Çünkü dilencilik iğrenç bir meslektir. Yoksul bunu bilir. Mütevekkildir. Yoksulun gönlünün zenginliği varsılın maddi zenginliğinden daha güzeldir. Yoksulun gönlü ferahtır. Mevki makam karşısında eğilmez. Çünkü kaybedeceği bir şeyi yoktur. Ne diyordu büyük halk ozanı Âşık Mahzunî Şerif; "Yoksulun sırtından doyan doyana / Bunu gören yürek nasıl dayana / Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana / Bilmem söylesem mi söylemesem mi".

Bir Âşık Mahsunî Şerif'ten dinleyelim mi? Dinleyelim...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Kültür bölümü’nde 10.12.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: yoksulun, sırtından, doyan doyana,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Cafer Keklikçi

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bizim O Suskun Yoksulluğumuz
    2. 1990 Kuşağı Şairleri
    3. Örgütlü Kötülük
    4. Devrimci ve Muhafazakâr
    5. Şehir Tiyatroları veYılın Esprisi
    6. Türkiye Kültürü
    7. Suriye Meselesi
    8. "Biz kırıldık daha da kırılırız"
    9. Eğitimde Dershanelerin Yeri
    10. 2000 Kuşağı Şairleri
    1. Kitap İsimleri
    2. Bana bir tutam şiir ver
    3. Edebiyatın Değişmezleri
    4. Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı
    5. Ayakkabı Numarası
    6. Fitne
    7. Evet, kibirli şair
    8. Yoksulluğa Zam
    9. 2010'un Kitapları
    10. Hafız Hoca
    1. Yarımca
    2. “Şapkamı kaldırıyorum İstanbul’dan Maraş’a”*
    3. Türkiye İçin Evet
    4. Çılgın Proje
    5. Anlık Değişimler
    6. Yeni bir yolculuk
    7. Vaktin boşlukları
    8. Özgürlük için kitap
    9. Ayak sesleri
    10. Bana bir tutam şiir ver
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Kültür

    1. Şiirin kalesinde Türk şiiri
    2. Hece dergisinde Kalmak
    3. Tasavvuf Seni Çağırıyor
    4. Tarım ve İnsan Ulusal Fotoğraf Yarışması için başvurular başladı
    5. Goethe Enstitüsü 2012 Grimm Yılı Edebiyat Çeviri Yarışması yapıyor
    6. Altın Koza Film Festivali jüri başkanı belli oldu
    7. Van Kalesi surları restore ediliyor
    8. Tekkeler niye kapatıldı?
    9. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    10. Zile Kalesi restore ediliyor
  • Diğer

    1. Akdağ: "Kürtaj kesinlikle aile planlaması yöntemi değildir"
    2. Yemen'de çatışma: 6 ölü
    3. TTNET süreli internet paketleri
    4. Kağıthane'de yine kağıt üretilecek
    5. Şehir hatları, yaz tarifesine geçiyor
    6. "Yorgunluk", deveci armudunda rekolteyi düşürecek
    7. Güçlü hafıza için elma suyu
    8. Sezaryen oranlarında dünyada ilk üçteyiz
    9. Yağışlar bal üreticisini umutlandırdı
    10. "Mavi Marmara" baskının yeni görüntüleri ortaya çıktı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Dalga askeri aşamadı
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek