Yoksulları ve bir noktaya kadar yoksulluğu severim. Ama yoksullaştıranları sevmem. Her yıl, yılbaşında okkalı zamlar yapılır. Aklınıza ne gelirse hepsine, her şeye zam. Başbakanlar değişir, hükümetler değişir ama ülkemizde bir şey hiç değişmez: zam! Türkiye her konuda istikrarsızdır. Hükümetler istikrarsız. Batılılaşma, modernleşme, ileri medeniyetler seviyesi (ne ise bu), AB'ye girme; mafyayı çökertme, kaçakçılığı yok etme, fuhşu, hırsızlığı, hortumculuğu bitirme, hâsılı her konuda istikrarsızdır. Ama zam konusunda istikrarlı. Zam deyince; üretene, çalışana zam yok; tüketime zam. Maaş geliri aynı, ama yaşamak için bilumum hayatî ihtiyaç gideri bedeli her yıl iki katı artıyor.
Türkiye'de en kalabalık sınıf, asgari ücretle çalışan işçi sınıfıdır. İşçi derken sadece fabrikada çalışan anlaşılmasın; 'devlet dairesi' hariç her yerde çalışan, işçidir. Tabi orta ölçekli ve orta ölçekten büyük şirket (işletme) sahipleri işçi sınıfına girmez. Bu işçi sınıfı sözünü sosyalizm vb izm'leri kastettiğim sanılarak hemen "bizde sınıf yok" diyeceklere peşinen söylüyorum; Türkiye'de bal gibi sınıf var! Ülkemizde sınıfların sınırları kesin çizgilerle belirlenmiş olmasa bile sosyal yaşamda hüküm süren reel sınıflar mevcut. Örneğin; isçi sınıfı, memur sınıfı, müdür sınıfı, esnaf sınıfı, şirket (orta ölçekli işletme) sahibi sınıfı, şirket (büyük ölçekli) CEO'su sınıfı; cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili sınıfı; müsteşar, büyükelçi, konsolos, ateşe sınıfı; asker (rütbeli) sınıfı, polis sınıfı vb bunların hepsi birer sınıftır. Kimse bana aksini iddia edemez ki ederse ispatlasın. En kalabalık sınıf işçi sınıfıdır ama en az maaş alan da yine işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı asgari ücretle çalışıyor. Bugün asgari ücret ne kadar? 2010 verilerine göre 577 (beş yüz yetmiş yedi) TL. Diğer sınıflardaki örneğin maaşı en düşük memur kaç para alıyor/alacak? 2010 verilerine göre 1044 (bin kırk dört) TL. Buyurun! Bu daha en düşük memur maaşıdır. Ortalama bir memur maaşı 1500 (bin beş yüz) TL'dir. Kaldı ki rütbeli bir asker ortalama 2000-2500 TL vs. Cumhurbaşkanı, başbakan ve milletvekillerini işin içine hiç katmıyorum; çünkü TBMM'de itirazsız geçen tek 'kanun hükmünde kararname' milletvekili maaşlarına yapılan zam konusudur. Her yapılacak kanuna itiraz edilirken maaş zammına kimsenin itiraz etmeden el kaldırmasını bizzat izlemiştim. Vatan kurtarma palavralarını artık milletimiz yutmasın diyorum! Cebini düşünmeyen bir tane devlet adamı gösterin bana! Yok! Gösteremezsiniz!
Gelelim asıl sorumuza; zam neye dolayısıyla kime yapılıyor? Yoksulların yediği içtiklerine! İşçiye zam yapılıyor; işçinin daha da yoksullaşmasına zam!
Konunun başka bir açısı; ben memurların, doktorların, eczacıların, öğretmenlerin vb maaş artırımı, kazanç artırımı yani paralarına zam için yaptıkları protesto, gösteri gibi eylemlerini komik buluyorum. Vatandaş 577 TL'ye talim ediyorken; bunların karnı ise 1500-2000'le doymuyor. Sosyal adalete bakar mısınız! Cumhuriyete bakar mısınız! Demokrasiye bakar mısınız! Hukuk devletine bakar mısınız!
Türkiye'de en çabuk eskiyen kavramlar 'yönetim'e ait kavramlardır. Bunun birçok sebebi olmakla birlikte asıl sebebi ciddiyet (aşırı ciddiyet ciddiyetsizliği yaratmıştır) taşımamasından; kavramın içinin boş olmasındandır. Dün cumhuriyet diye bir taraflarını yırtanlar bugün demokrasi diye bir taraflarını yırtıyorlar. Peki, bu yırtınanlar konuştukları sözlerin içini dolduruyorlar mı? Doldursalar sosyal adalet olur Türkiye'de. Sosyal adalet olmadıktan sonra ister cumhuriyet deyin ister demokrasi ister başka bir laf önemi yok. Yarın da bir sözcük bulup kendi isteklerince kavramlaştırıp (ne kadar kavramsa, orası da tartışılır ya) yırtınmalarına devam edeceklerdir. Biz (vatandaş) ise; markette yağ, çay, şeker, pirinç, nohut, fasulye fiyatlarının rakamlarıyla; doğalgaz faturası, elektrik faturası, su faturası ödeme tutar rakamlarının arasında boğuşup duracağız. Onlar diyet diyecek biz ise ramazan ayını sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Çünkü diyet genellikle çok yemek sonucunda oluşan bir ihtiyaçtır; ramazan ise adı üstünde açlık! Açken açlığı niye istiyoruz; bari rahmetten dolayı nefesimizin kokusu gitsin! Öbürleri midelerini pompalamanın parasıyla birlikte mideyi küçültmenin parasının iki katını kazanırken, biz ise iftarlık kadar kazanıyoruz!
Yoksulluk diz boyu Türkiye'de! Yoksulluğu, yönetenler yaratıyor ve körüklüyor. Bu günlerde yürürlüğe 'sokulan' zamlar Türkiye'yi yönetenlerin vicdansızlığının doruğa çıktığını göstermektedir. Zamlar arttıkça yoksulluk artıyor!
Bizim karnımız cumhuriyete, demokrasiye, ileri medeniyetler seviyesine, AB'ye girme komikliklerine tok! Gelir ve gider dağılımında, yani maaşla alım gücü arasındaki adalet sağlanmadıkça, asgari ücret yerlerde sürünüp zamlar tavan yaptıkça bizim karnımız medeniyete de tok! Medeniyet deyince zam canavarı geliyor aklımıza!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



