Afganistan ve İslam dünyasının yiğit ve onurlu şahsiyetlerinden biri olan Afganistan Yüksek Barış Konseyi Başkanı Prof. Dr. Burhaneddin Rabbani işbirlikçiler tarafından hunharca şehit edildi. Ömrünü İslam dünyasının uyanışı ve dünya barışına harcamış olan bir liderin terör sonucu katledilmesi dünya ve insanlık adına utanç verici. Ama ne olursa olsun, şiddet ve terörü yöntem olarak seçmiş olan zalimlerin sonuç alması mümkün değil. Bu yaptıkları onların ne kadar zayıf ve aciz olduklarının göstergesi. Onlar bilmiyorlar ki, şehit kanından nice filizler yükselir, kahramanlar yetişir. Şehitler, bir ölür; fakat bin dirilirler. Şurası bilinmelidir ki, zalimler kendi sonlarını hazırlıyorlar.
Afganistan, Orta Asya'nın dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olan bir ülke. İran, Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Çin gibi ülkelerin komşusu. Tarih boyunca stratejik öneme sahip olmuş. 31 milyon insanın yaşadığı bu ülkenin başlıca şehirleri; Kabil, Kandehar, Mezarı Şerif... Yüzde 80'i Sünni müslüman. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı. Dağları aşıp gelen temiz suları ve zengin maden yataklarına rağmen bir türlü fakirlikten kurtulamıyor. Önceden Sovyetler Birliği tarafından sömürülürken; tek kutuplu dünya döneminde bu görevi ABD üstlenmiş durumda. ABD'nin, sınırları aşarak Afganistan'ı işgal etmeye çalışması sebepsiz değil.
1979'da, Afganistan, Sovyetler Birliği tarafından işgal edildiği zaman, Rus işgaline karşı direnen en büyük mücahit liderlerden biri de Burhaneddin Rabbani oldu. O dönemde, mücahitler Sovyetler Birliği'ne göz açtırmadılar. Hindikuş dağlarında tarihin çok az şahit olduğu efsanevi bir direniş ortaya koydular. 10 senelik mücadeleden sonra, 1989'da Sovyetler Birliği'nin dağılmasında Afganistan mücahitlerinin çok önemli rolü olduğunu herkes bilmektedir.
Mütevazi ve onurlu bir duruş
1940 doğumlu olan Burhaneddin Rabbani çok iyi yetişmişti. Yüksek bir seciye ve karaktere sahipti. Üzerinden güler yüzü hiç eksik olmazdı. Mısır Ezher Üniversitesi'nde eğitim gördü. İşgal öncesi Kabil Üniversitesi'nde İslam Hukuku Profesörlüğü yaptı. Rus işgalinin sonra ermesinden sonra kurulan koalisyon tarafından devlet başkanı seçildi.
Burhaneddin Rabbani, Cumhurbaşkanlığı sırasında da mütevazi, onurlu ve yiğit bir duruş ortaya koydu. Ümmet birliğini öne çıkardı. Afganistan'ın bağımsızlık ve özgürlüğünden taviz vermedi. Onun bu kararlılığı Afganistan üzerinde hesapları olan sömürgeci güçleri rahatsız etti. Koalisyon güçleri arasında ihtilaf çıkarmaya başladılar. Sonunda ABD'nin güç ve destek verdiği Taliban'ı ortaya çıkardılar. Yine, ABD yanlısı olan Hamit Karzai'yi de cumhurbaşkanlığına getirdiler.
Taliban'ın ölçü tanımayan uygulamaları Afganistan'ı karıştırdı. Ülkenin, Rusya'ya karşı direnişi sırasında kazandığı olumlu imajını bozdu. Zengin tecrübeye sahip olan mücahit liderlerini yönetimden uzak tuttular. Bu atmosferde, Burhaneddin Rabbani zamanını Taliban dışındaki grupları birleştirmekle geçirdi. Taliban ve karşısındaki güçler arasında çatışmalar çıktı. Afganistan iç karışıklıklarla çalkalandı. Burhaneddin Rabbani birlik ve barışın sağlanması için Afganistan Yüksek Barış Konseyi Başkanlığı'na getirildi. Rabbani, ülkedeki savaşın sona ermesi için çözüm arayışı içine girdi. Barışa çok yaklaştığı bir zamanda 20.09.2011 gecesi evinde uğradığı menfur saldırı sonucu şehit edildi. Sömürgeciler, menfaatleri uğruna Afganistan'da barış sağlanmasını istemiyorlardı.
Ümmetin birliği için çalıştı
Şehit Burhaneddin Rabbani Türkiye'ye büyük ilgi duyuyordu. Çünkü, İslam dünyasını ayağa kaldıracak tecrübe ve potansiyeli Türkiye'de görüyordu. Bir konuşmasında şöyle demişti: "Osmanlı her yerde mazlumun elini tutmuştur. Umuyorum ki, Türkiye aynı fonksiyonları icra eder. Türkiye'nin yükselmesini Afganistan'ın yükselmesi; güçlü olmasını da dünya barışının sağlanması olarak görüyorum."
Rabbani, Türkiye'deki Milli Görüş hareketiyle çok yakından ilgileniyordu. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan'la samimi dostlukları vardı. Erbakan'ın davetlerine mutlaka icabet ederdi. Fetih şölenlerinin müdavimlerindendi. Onun, İstanbul'un Fethi kutlamalarında dile getirdiği "Erbakan sadece Türkiye'nin değil, bizim de liderimizdir. Milli Görüş'ün zaferi, İslam dünyasının da zaferi olacaktır" sözlerini unutmamız mümkün değildir.
Şehit Rabbani, en son İran'da yapılan Uluslararası 1. İslami Uyanış Toplantısı'na katılmıştı. O toplantıda Erbakan'ın hizmetlerinden övgüyle söz etmiş, şehadetinden önceki son görüşmesini de Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak'la yapmıştı. İki lider yeniden bir araya gelmek konusunda anlaşmışlardı. Fakat acı son hepimizin malumu.
Biz şahidiz ki, şehit Burhaneddin Rabbani ömrünü ilim, irfan, ıslah; müslüman ülkelerin özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi, İslam dünyasının uyanışı ve dünya barışı için harcadı. Her zaman barıştan yana olan bir tutum sürdürdü. Mütevaziliği ve güler yüzlülüğü ile İslam dünyasına ümit ve güven verdi. Şahitlik ediyoruz ki, o görevini yaptı. Biz ondan razıyız! Allah da razıdır, diye ümit ediyoruz. İslam dünyası Burhaneddin Rabbani ile bir şehit daha kazandı.
Yiğit insan! Ne mutlu sana! Hayırlı hizmetlerini şehitlikle taçlandırdın!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



