Çok satan eski bir gazetenin köşe yazarının odasına girdim içerde oturan biri var. Mekanın sahibi, onu bana tanıttı. Hukuk Profesörü imiş.
Ona döndü ve "Camiye gitmezsin, imam nasıl olur bilmezsin. Bu da Ayasofya Camii imamıdır" dedi.
"Memnun oldum" demeden, "Bak hoca, bu gazetenin köşe yazarını da ikna edeceğiz, şeriat devleti getireceğiz diye aklınızdan, hayalinizden geçirmeyin" deyince ben, biraz alttan alan ses tonuyla "Efendimiz, izin verseniz de hayal bari edebilsek, rüyalarımızda bari onu yaşayabilsek" deyince yanlış yaptığının farkına vardı.
Mekanın sahibi, "aldın mı cevabını" deyince,
O da "Lafın gelimi olmayacak bir şeyi istiyorlar" dedi.
"Neden olmasın" dediğimde,
"Kırk parçaya bölündünüz" diye cevap verdi.
Ben de ona " biz kırk değil, dört yüz değil, dört bin parçadan fazlayız. Böyle olmamızın bize zararı yok. Dört bin ayrı kasaba, ilçe ve ilden dört bin adam dört bin öğrencisini İstanbul'a gönderse, "15 Ağustosta öğle namazında filan camide namaz kılacaksın. İmam ne derse onu yapacaksın" dese dört bin ayrı yerden gelmesinin ne zararı var?
Altmışlı yetmişli yıllarda senin mezun olduğun fakülteye asistan alınacağında yazılıyı kazanan gencin geçen sene bayram namazında görüldüğü için sözlüde kaybettirildiğini gazeteler yazmıştı.
Ama bu sene senin okulun öğrencileri mezuniyet merasimini fakülteye yakın camide kutladıklarını çok satan bu gazete bile verdi.
Yazılıyı kazanan sekiz asistanın sekizi de beş vakit namazlı olduğu için teheccüd kılmayanı almışlar.
Bundan sonra teheccüd kılmayanlarımızla beraber olacaksınız.
"Bunların hepsi ayrı yerden gelirler ama aynı yere yürürler." Dedikten sonra şahıslar üzerinden isim vererek anlatmaya başladım ve ikna ettiğim uzun bir konuşma oldu.
Size bir ipucu vereyim, daha sonraları bu profesör, bizim teheccüd kılmayanlarımızdan birinin yanında dört yıl yüksek maaşla çalıştı.
İki kardeş birbiriyle kavga ederken birileri araya girip kardeşlerden birine yardım etmek için öbür kardeşe vurmaya kalksa yardım ettiği kardeş de yardım edene vurmaya başlar ve kendi kardeşine vurdurmaz.
Birbirleriyle toslaşan iki tosun, canavarı görünce sırt sırta verip tek dişi kalmış canavara karşı savaşırlar.
Karşı takıma karşı hazırlanan takım kendi aralarında antrenman yaparlarken kıyasıya mücadele ederlerken işin iç yüzünü bilmeyenler onları kavga ederler zannederler. Ama onlar, karşı takım için hazırlanıyorlar.
Eba Eyyub el-Ensari (Razıyellahü anhü), Yezid'i hiç sevmemesine rağmen İstanbul'u fethetmek için Yezid'in ordusuna katılmış ve İstanbul surları önünde şehid olarak defnedilmiş.
Şii Hızbullah ile Sünni Hamas, Siyonist teröristlere karşı yıllardır birlikte hareket ediyorlar.
Tarikatlara karşı olan, hem Selefi, hem Vehhabi olan Suud'lu Hattab, Nakşi tarikatından olan Çeçen kartalı Şamil Basayev'le omuz omuza vermişler, Rus zulmünün önünü kesmişler.
Avrupa'da ayrı gibi görünen, ayrı göründüğü için Avrupa devletlerinden destek bile gören bütün cemaatlerimiz, aynı yere doğru yürüyorlar ve başarılı da oluyorlar. "Rabbimiz buyurur, "Mü'minler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'tan sakının ki, merhamet olunasınız." (Hucurat suresi ayet 10)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



