milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DAVUTOĞLU: SURİYE'YE HERKES SEYİRCİ KALSA BİLE BİZ KALMAYACAĞIZ
  • ÇAY TANSİYONU DÜŞÜRÜYOR
  • TÜRKİYE GÜNEŞ ENERJİSİNDEN 96 MİLYON DOLAR TASARRUF SAĞLIYOR
  • YURTKUR'DAN SENETLERE İÇİN EK SÜRE
  • YILDIRIM: TCK DEĞİŞTİ, UYGULAMALAR ŞAŞIRTIYOR
  • OKULLARDA CEZA DEĞİL, İDARENİN HABERDAR OLMASI ENGELLİYOR

Yeniden önceki yeni

20 TEMMUZ 2010
SAL 04:15

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Mustafa Kutlu'nun yeni hikâye kitabı Zafer Yahut Hiç okurla buluştu. Yaz günlerimizi serinleten en güzel haberlerden birisi elbette bu. Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı'nı ancak okumuş birisi olarak, yeni kitaptan önce de serinliği geçen yılın kitabıyla yaşayalım dedim.

Kutlu'nun hem anlatım tekniği hem de konusu tamamen bizim hayatımızı yansıtıyor. Duruluk, sadelik buna karşılık akıcılık, ilgi çekicilik, eserin bizi kuşatması tabii bir karakter haline geldi.

İnsanın dağılmasının, parçalanmasının, bölünmesinin, bir türlü kendini bulamamasının, sürekli kayıp giden bir yıldıza dönmesinin çok acı sonuçları hayatın içinde sıklıkla görülmektedir.

Teknik anlamda iletişim vasıtalarının sürekli gelişmesine karşılık, insanın tamamen gizli, kapalı, kapaklı dünyalara çekilmesi ne kadar manidardır.

Aslında kopuşun esasının temel unsurlarından birisi üslupsuzluktur.

Geleneksel dinamiklerin hızla terk edildiği bir çağda yoldan, yordamdan, edebiyattan, sanattan ve nihayet insanın temel karakteri olan üsluptan söz etmek de bir anlam taşımıyor.

Bu çağın ana kavramı parlamak ve sönmektir.

Herkes en kısa zaman içinde parlamayı hayal ediyor.

Tabii sönenlerin akıbeti konusunda ağız birliği etmişçesine herkes suskun.

Onlarca yıllık siyasîlerin bir günde eriyip gitmesi, binlerce yıllık tarihî varlıkların birkaç yılda silinip yok olması gibi her alanda en hızlı tüketimin, imhanın, yok etmenin şahitliğini yapıyoruz.

Ve bu çağda her şeyi açıklamak yine edebiyata düşüyor.

Kutlu, hikâyeleriyle üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getiriyor.

Her kitabında içimizin bir köşesini kemiren sesin çığlığını, yankısını, etkisini, derinliğini, acısını gözlerimizin önüne seriyor.

Her yıl, yeni bir muştuyla geliyor.

Okur, hayatı onun kaleminden her yıl başka bir hikâyeyle okumak için gün sayıyor.

Bunun ne anlama geldiğini, yine en iyi Kutlu okuru biliyor.

Bir yıl tadı damakta kalan bir edebiyat eseriyle buluşuyoruz.

Üslubu, konusu, dili, tavrı yapmacıklıktan son derece uzak.

Kendisiyle de, kahramanlarıyla da hayatın devran ettiği bir sokak köşesinde karşılaşabiliyorsunuz.

O dışı, dıştakini, dış dünyayı anlatmıyor, bizi, bizdekini, iç dünyayı anlatıyor.

Çiçekler, kuşlar, tabiat, kaya, tarla ona Yunan, Latin veya Avrupa edebiyatından bir hatıra değil, tam aksine bütün azizliğiyle, bütün ulviliğiyle, bütün esrarıyla o hatırasını da, hatıralarını da, toprağı da, yaprağı da, çiçeği de, bitkiyi de ve nihayet en aziz varlık insanı da yaşadığı, içinde olduğu, yüreğini taşıdığı coğrafyadan seçiyor, alıyor; Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali gibi.

Kahramanlar, karakterler, çiçekler, sokaklar, evler onda hazin ve içli bir sese dönüşüyor.

Bu içli ses, kulaklarımızı değil ruhlarımızı etkiliyor.

Hayatta sahici olan ne varsa, bunlar kendi seslerini bize aksettirebilmek için hikâyelerin satırları arasına giriyor.

Bütünüyle bir özete başvurarak Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı'nı yazmak ayrı bir görev ve konudur. Bir kitap sevdalısının hazin ve dokunaklı macerasından söz etmek, bunu içimizde duyarak yazmak ve okumak okurun görevidir.

"Bir beldeyi, mahalleyi, sokağı, şehri tanımak mı istiyorsunuz; orayı mutlaka yaya dolaşmalısınız.

Ama acele etmeyin.

Yavaş!

Yavaş!"

cümleleriyle başlıyor kitaba yazar.

Ve kendisi aynen bu tembihe uyarak şehri dolaşıyor.

Zafer Yahut Hiç'in ilk cümlesi ise, "Gide gide şehir bitti." Aslında Kutlu'da ne yürümek biter ne şehir ne de hikâye.

Karşımıza sonunda daha ayrıntılı tanıdığımız, belki yazar olmasa aramızda yaşayan ama bizim hiç tanıyamayacağımız bir karakter olarak çıkıyor Tahir Sami Bey.

Kitabın içinde en can alıcı sorulardan birisi olarak, "Bu memlekette niçin emeğin değeri, sabrın meyvesi, hasbi çalışmanın semeresi alınmıyor? Bu memleket kendi kozasını örenlere niçin hiç kıymet vermiyor?" cümleleri dertle, kahırla eserin son sayfalarında Tahir Sami Bey'in ağzından dökülüyor, soruluyor.

Tahir Sami Bey de bu memleketin bir kaderidir, kıymetidir.

Ancak, o kural bozulmuyor, umudunun hiç kaybetmeden bilinmezlik şarabından Tahir Sami Bey de tadıyor.

Raflardaki ve gönüllerdeki yerini alan her Kutlu kitabında hayatımızın bir parçasını bulmak bizleri fazlasıyla memnun ediyor.

Düşmanlık nedir ve kimedir?

Ülkemizde son yıllarda çok ciddi değişiklikler, kırılmalar, heyecanlar yaşanıyor. Bütün bunların bir reform olduğu açık... Reform, öncekileri yeni bir forma sokmak, eskileri değiştirmek, yeni bir form ortaya koymaktır. Resmiyetin birinci kaidesi formdur. Form olmaksızın reform olması mümkün değildir. Her reform yeni bir formdur. Büyük formlardan birisi devletin askerî kanadından cereyan etmektedir.

Türkiye bir yandan yıllardır bitmeyen terör belasına çare ararken diğer yandan da, asker içinde yaşanmış, yaşanan birtakım gayr-ı meşru hadiseler adalete intikal etmektedir. Milletin aleyhine cereyan eden her hadise gayr-ı meşrudur, kimin imzasını taşırsa taşısın.

Adalete intikal eden hadiseler aslında bireysel değil doğrudan örgütlü olarak pek çok gelişmenin yaşandığına işaret etmektedir.

En son olarak sahte imza davası dahi gelip tek kişinin bireysel tercihi, şahsî hırsı, meslekî ihtirası ve intikamı olarak takdim edilse dahi bunun böyle olduğuna hiç kimse inanmamaktadır. Asıl mesele şudur, Türkiye'de toplumun en azından bir kesiminde veya büyük bir kesiminde devlet veya asker düşmanlığı var mıdır?

Ya da asker üzerinde cereyan ettiği söylenen asimetrik savaşta halkın bir dahli, isteği, yönlendirmesi veya böyle bir beklentisi mümkün müdür? Bunun böyle olmadığını hepimiz biliyoruz; iman ve ihlâs sahibi herkesin, vatanını, milletini, dinini seven herkesin devletine, askerine, vatanına karşı büyük bir sadakatle bağlı olduğu en önemli tarihî hakikatlerden birisidir.

Tabiatıyla bizde devlet düşmanı kavramı, hiçbir anlam taşımaz ve bunun izahını hiç kimse yapamaz.

Yakın zamanlara kadar Türkiye'deki en önemli anketlerden birisi güvenilirlik anketi idi.

Sık sık bu anket yapılır, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere devletin en üst makamları, kurumları güvenilirlik derecelendirmesi üst sıraları, ciddi rakamlarla işaretlerlerdi.

Ergenekon terör örgütü meselesi çıktığından beri bu anketler kesildi. Ve ortaya şöyle yorumlanmaya müsait bir tablo çıktı, işte devletin içindeki hainlerin yuvalandığı mevkilerin, organizasyonların başında sanki TSK gelmektedir.

Geçen zaman bize şunu göstermiştir. Devletin en dinamik, en operasyonel müessesesi elbette Silahlı Kuvvetlerdir. Silahlı Kuvvetler içinde tek bir yanlışın dahi yapılıyor olması, devlet, vatan ve millet aleyhine tek bir adımın dahi gizli veya açık atılıyor olması telafisi son derece zor ciddi manevi yaralar açmaktadır, açacaktır.

Milletin gözbebeği olan bir kurum içinde millet aleyhine, milletin manevi değerleri aleyhine tek bir cümle dahi kurulması hele hele bunun tatbik sahasına ulaşması elbette son derece vahimdir, son derece büyük bir yanlıştır. Ancak bir bir çözülmeye başlayan ve ortaya çıkan tabloya bakınca nice çok ciddi meselenin gün yüzüne çıktığını, adalete intikal ettiğini, gözbebeğimiz içinde dahi gözümüzü oyacak birtakım faaliyetlerin cereyan ettiğini görmekteyiz.

Bütün bu yaşanılanlar, gelişmeler TSK'ya olan gücümüzü ve inancımızı bir kez daha arttırmaktadır.

Çünkü bu aziz milletin ve aziz vatanın hür havasını teneffüs ederek bu milletin helal lokmasıyla beslenen hiçbir kimse makamı, rütbesi, mevkisi ne olursa olsun bu milletin aleyhine asla bir düşüncede ve faaliyette bulunmamalıdır, bulunamaz. İşte buna cüret ve cesaret edenler aziz milletimizi temsil eden yargı karşısında hesap vermektedir. Başta yargı olmak üzere, cumhurbaşkanından, başbakana, askeri birimlerden sivil kadrolara kadar herkes bu aziz millete ve aziz vatana karşı sorumludur.  Bu ülkede meşruiyetin de, mesuliyetin de, memuriyetin de gerçek tayin edicisi millettir.

Milleti dikkate almadan, millet aleyhine atılacak her adım yanlış adımdır ve yanlışın hesabını milletimiz sormasını elbette bilir. Başta Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve personeli olmak üzere herkesin birinci derece sorumlu olduğu makam yine milletimizdir.

Hiçbir kanun, hiçbir tüzük, hiçbir yasa, hiçbir güç, hiçbir iktidar milletimizden daha güçlü, daha adil ve daha vatanperver değildir.

Milletimiz başta kendisine ve sonra devletine karşı yanlış yapanların, birtakım gizli veya açık hileler, tuzaklar, örgütler, cuntalar kuranların elbette kendi kurdukları tuzaklarında boğulacaklarını bilmekte ve buna sonuna kadar inanmaktadır.

Millet demek cami demektir, vakıf demektir, dernek demektir, iman hizmeti demektir.

Eğer sivil veya askeri istihbarat birimleri bu ülkede devlet, millet, asker aleyhine bir faaliyet, organizasyon, örgüt, tahrik arıyorsa bunu bu tür hizmetlerde aramak kadar daha büyük bir yanlışın içinde olamaz.

İman hizmetinin olmadığı bir yerde ne vatan hizmeti, ne millet hizmeti ne de devlet hizmeti olur.

Bu aziz vatanın gerçek sahibi olan milletimiz, devletinin her biriminden, her kurumundan büyük bir sadakat, ciddiyet, teslimiyet ve güven istemektedir, beklemektedir zira kendisinin bundan başka bir sermayesi, tavrı, hareketi, beklentisi yoktur.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 20.07.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: edebiyat, hikaye, kitap,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Osman Toprak

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Veda ve vade
    2. Ayraç iyi yolda
    3. Bir şair birdenbire...
    4. Ezber bozmak
    5. Tarih, dil ve kültür
    6. Meseleyi âkil adamlar mı çözecek?
    7. İfade özgürlüğü
    8. Referandumu kim kaybetti?
    9. Bayram, kullardan olmaktır...
    10. Olanda hayır vardır!
    1. Öğrencileri niçin affedelim?
    2. 2. Abdülhamit’in Namık Kemal düşmanlığı
    3. Tarihe yeni bir hamle: Erhan Afyoncu
    4. Selçuklular, Ermeniler, Haçlılar
    5. Darendeli Osman Hulûsi Efendi
    6. www.dunyabizim.com
    7. Kör siyaset, dünya görüşü ve lise edebiyat kitapları
    8. Türk bayrağı ve İslâm
    9. İlkel ve barbar diller; çağdaş ve modern diller
    10. Bir Yahudi’nin gözüyle Türkiye
    1. Yeni dönem ve seçimler
    2. Millî mutabakat
    3. Darendeli Osman Hulûsi Efendi
    4. Galatât sözlükleri
    5. Sahte dinciler
    6. İran Türkiye oldu!
    7. Karanlığı kim yaracak?
    8. Hani dış güçler yoktu!
    9. www.dunyabizim.com
    10. Türk düşüncesinde irtica!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    2. İrtica.org kuradan çıktı
    3. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    4. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    5. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    6. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    7. İktidar savaşı
    8. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    9. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
    10. Derin savaş
  • Diğer

    1. Davutoğlu: Suriye'ye herkes seyirci kalsa bile biz kalmayacağız
    2. Çay tansiyonu düşürüyor
    3. Türkiye güneş enerjisinden 96 milyon dolar tasarruf sağlıyor
    4. YURTKUR'dan senetlere için ek süre
    5. Yıldırım: TCK değişti, uygulamalar şaşırtıyor
    6. Okullarda ceza değil, idarenin haberdar olması engelliyor
    7. 40 ayrı adrese şafak operasyonu!
    8. Kar nedeniyle İDO seferleri iptal oldu
    9. Yunanistan acı ilacı içmek üzere
    10. 2011'de 10 bin 822 milyoner daha
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    8. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    9. Derin savaş
    10. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Haniye İran'a gidiyor
    3. İstifa eden başkana tutuklama
    4. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    5. Sinemanın Ankara'sı
    6. Humus'ta kan durmuyor
    7. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    8. Polonya'da 62 ölü var!
    9. İsrail'le sımsıkı biçimde birlikte çalışacağız
    10. Hamas ve El Fetih anlaştı; hükümeti Abbas kuracak
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek