Çok uzun bir ayrılık döneminden sonra, çok şükür yeniden sizlerle buluştuk. Gazetemizin sürekli okurları bilirler. Bu sütunlarda, yazılarımızla, uzun zaman, sizlerle beraber olduk.
Sonrasında ise, beş altı yıl kadar önce, dünya meşgalesi ya da şartlar gereği, aslında benden de kaynaklanmayan sebeplerle, yazılarımıza ara vermek durumu hasıl oldu.
Daha da sonrasında ise, arkadaşlarımızın, dostlarımızın, acizane yazılarımızı okuma zahmetine katlanan kimi değerli okurlarımızın teşvik ve takdir edici sözlerine ve dahası kıymetli Necdet Kutsal ağabeyimizin bazen sitemli, bazen kızgın, bazen iğneleyici ama her zaman dostça ve sürekli ısrarlarına rağmen, bir türlü tekrar kalemi elimize alamadık.
Kimi zaman elimiz soğudu deyip geçiştirdik. Kimi zaman tembellik dedik. Kimi zaman siyasi meşguliyetlerimiz fırsat vermiyor dedik.
Kısacası bu dostça taleplere hep bir mazeret uydurduk.
Hani tembelin mazereti bitmez ya!
Bu arada, şunu da, ifade etmem gerekiyor galiba!
Yazı yazdığım süre içerisinde pek farkında değildim ama yazamadığım süre içerisinde müşahede ettim ki, epeyce okuyanımız varmış. Ülkemizin değişik yörelerinde, gönül dostlarımızın layık olmadığım iltifatları ve yeniden yazmam yönünde teşvik beklentileri ile karşılaştım.
Bundan da, tabii ki, çok büyük bir mutluluk duydum.
Neticede bir emek veriliyor ve bu emeğin şöyle ya da böyle takdir edildiğini görmek de, gerçekten çok güzel bir şey!
Aslında yıllardır, tekrar başlamak istedim ama bir türlü olmadı, olamadı!
Hani "her şeyin bir eşref saati var" derler ya!
Demek ki nasip kısmet bugüne imiş!
Birkaç hafta önce bir konferans vesilesiyle, İstanbul'da idim. Bir ara, dostlarımızı ziyaret edip bir çaylarını içelim diye, Milli Gazete'ye uğradım.
Selam faslından sonra, daha yerimize oturmadan Necdet Ağabey, son zamanlardaki her karşılaşmamızda olduğu gibi, bu seferinde de, yine, taşı gediğine koydu:
" Sen yazı yazmadığın gazeteye hangi cesaretle geliyorsun, bakalım!"
Dedim ki " Necdet ağabeyim büyüktür, beni affeder, diye düşünüp geldim!"
Sağolsun, her zamanki gibi, her türlü izzet ve ikramı gösterdi ama " ben burada olduğum sürece, bundan sonra yazsan da, o yazıları gazeteye koymam, sana bu gazetenin kapıları artık kapalı" diye tehdit etmeyi de ihmal etmedi!
Tabii ki bunların hepsi dostça latifelerdi!
Gerçek olan ise, Necdet ağabeyin beni, kıymetli Milli Gazete okurları ile buluşturma yönündeki, dostça arzusuydu.
Bu denli iltifata layık mıyım, tabii ki, bu da ayrı bir konu!
Ama bu defa, daha orada karar verdim ki, artık dostları daha fazla kırmayacağım ve hemen yazılarıma başlayacağım.
Dostlarımız bu sütunlarda bizimle beraber olmak, bizi bu sütunlarda görmek, yazılarımızı okumak istiyorlarsa, daha fazla tembellikle onları üzmeye hakkım yok deyip, Ankara'ya döner dönmez kalemi elime aldım ve yeniden merhaba diyerek işe koyuldum.
İşe koyulduk ama şimdi, iki tane de zorluk var karşımızda!
Birincisi! Bu kadar uzun bir aradan sonra yeniden başlayınca, yazmakta şimdi olduğu gibi epeyce zorlanacağız, galiba.
Bu yüzden, idman eksiğimizin bulunduğu bu ilk günlerdeki, gelişigüzel karalamalarımız için, peşinen affınıza ve hoşgörünüze sığınıyorum.
İkincisi ise, daha da önemli!
Biz yazdık ama bakalım, Necdet Ağabey ne diyecek?
Yazımızı gazeteye koyacak mı? Ne diyelim, hayırlısı!
Neyse, son bir gayretle, tembellikten vazgeçip, gecikmeli de olsa, vazifeye dönmeye karar verdik ve bize düşeni ifa etmeye çalıştık.
Ümit ederim ki, artık birileri de, af diye bir şeyler olduğunu hatırlarlar da, bizi sizlerle buluştururlar! Böylece de, inşallah bir daha, ömrümüz oldukça ara vermemek üzere yeniden vazifemize başlamış oluruz Tabii bir başka husus ta, yeniden başlamak güzel ama nereden, nasıl başlayacağız?
Bunca yılların açığını nasıl kapatacağız? Bunlar da, işin, bir diğer zor tarafı!
Neyse hayırlısıyla başladık ya, inşallah arkası da gelecektir,
Yine, inşallah, sizlerin de desteğiyle, en kısa zamanda, hamlığımızı üzerimizden atarak, gündemi yakalayacak ve gündemle ilgili değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşma imkânımız olacaktır.
İsterseniz bugünlük burada noktalayalım. Dedim ya, ne de olsa, biraz hamlık var! Epeydir, elimize kalem almadık!
Şimdilik, azımızı çok, yazımızı ve yeniden merhabamızı yeterli kabul edin ki, biz de, cesaretimizi ve yeniden yazma konusundaki kararlılığımızı devam ettirebilelim diyorum, değerli gönül dostlarım.
Bu arada gazetemizdeki anonslardan da öğrendik ki, af çıkmış ve sizlerle buluşma vaktimiz gelmiş. İnşallah, bundan böyle haftada iki gün, salı ve perşembe günleri, sizlerle birlikte olacağız.
Evet, yeniden merhaba!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




