Kimileri veya birileri geçmişteki 'muhteşem yüzyıl' veya yüzyıllara takılıp oyalansın; biz geleceğe, gelecekteki yüzyıllara, gelecekte kuracağımız dünya düzenine ve medeniyete bakalım. Önceki iki yazımın başlıklarından da anlaşılacağı üzere ne dedim? Birinci yazı: "Medeniyet merkezi Türkiye" İkinci yazı: "Yeni medeniyet ve Türkiye" Ve sonuç/hüküm cümlesi: "YENİ MEDENİYET" MERKEZİ "TÜRKİYE"DİR!
İddialı başlıklar, iddialı cümleler yazıyorsam elbette bir bildiğim var. Bildiklerime ve yeni bilgilerime istinaden yazıyorum. Bugünkü yazımda sadece son bir hafta içinde benzer görüşler ortaya koyan söylemleri ve yazıları hatırlatmakla iktifa edeceğim.
Önce resmî cenahtan bir haber. Haberin başlığı şöyle: YENİ DÜNYA DÜZENİNİN TEMEL TAŞI TÜRKİYE'DİR. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ankara'da bir araya gelen 180 büyükelçiye dış politikanın yeni manifestosu niteliğinde bir konuşma yaptı. Bir düzensizlik varsa, bu düzensizliği ilk sorgulayacak ülkelerin başında Türkiye'nin geleceğine dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, "Eğer yeni bir düzen kurulacaksa, o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğiz. Buna gücümüz yeter" diye konuştu. EVET, GÜCÜMÜZ YETER "Biz bekleyip yeni düzen oluştuktan sonra tepki veren ülke olamayız. Bunun bedelini I. Dünya Savaşı'nda yaşadık. Eğer bir düzensizlik varsa, bu düzensizliği ilk sorgulayacak ülkelerin başında geleceğiz ve eğer yeni bir düzen kurulacaksa, o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğiz. Buna hakkımız var, buna tecrübemiz var, buna gücümüz de yeter. Bu kadar iddialı bir söylem dile getirdiğimizde hemen tepki veriliyor: 'Gücünüz yeter mi?' Evet, yeter." YENİ ROL 'ÂKİL ÜLKE' "Yeni dönemde Türkiye'nin rolü 'âkil ülke' rolüdür, dünyada, küresel olaylarda sözü dinlenen, olayları önceden gören, o olaylara tedbir oluşturan, o olaylar için alternatif çözüm üreten âkil bir ülke. Biz şunu istiyoruz: 'Eğer bir gün uluslararası toplum bir âkil ülkeler grubu oluşturmuş olsaydı, onun başına ülkemizin yerleştirilmesi gerekirdi' imajının bütün dünyaya duyurulması." KOMPLEKSİ YIKALIM "Gelecek küresel kültüre en özgün katkıyı sağlayacak aydın ve devlet adamlarının Türkiye'den çıkacağına inanıyorum. Ama bunun için öncelikle bize yerleştirilmek istenen (tabirimi mazur görün) aşağılık kompleksini, yıkmak zorundayız. Bize biçilen rolleri, bize biçilen elbiseleri dar gördüğümüzü dünyaya ilan etmek zorundayız. İsterse buna eksen kayması tartışması densin, isterse başka türlü. Tarih sahnesine biz çıktığımızda bizimle birlikte bir tarih konuşacak. Bütün kadim konuşacak, bütün modernite konuşacak."
"Yeni Türkiye'nin doğum sancıları", Mümtaz'er Türköne'nin yazısının (Zaman, 04.01.2011) başlığı. Yazının başlangıcı şöyle: "Yeni bir Türkiye inşa ediliyor. 2011 yılı, bu restorasyon döneminin başlangıç yılı olacak. 2007'den bugüne, medd ü cezirlerle 'eski düzen'in yerle bir olduğu bir ara dönem yaşadık. Şimdi artık eskisi dünde kaldı. Yenisi ise henüz ortada yok. Öyleyse hep birlikte inşa edeceğiz..."
"Medeniyet fikri ve İstanbul'un şifreleri" de Yusuf Kaplan'ın yazısının (Yeni Şafak, 07.01.2011) başlığı. Yazının başı şöyle: "Benzersiz bir medeniyetin çocuklarıyız: Avrupalıların hem birbirleriyle kıran kırana boğuştukları, hem de handiyse bütün kıtaları sömürgeleştirdikleri, mevcut medeniyetlerin kökünü kazıdıkları bir zaman diliminde; din, dil, kültür, etnisite ayırımı yapılmadığı için bütün farklılıkların farklılıklarını koruyabildiği, kendi dünyasını, kendi hayatını kurma ve yaşama imkânına kavuşabildiği, tarihte benzeri görülmemiş adalet, hak, hukuk, ahlâk ve estetik ilkelerinin herkes için geçerli kılındığı, Atlantik'ten Pasifik'e kadar gelmiş geçmiş bütün büyük medeniyetlerin birikimleri üzerine oturan, bu medeniyetlere varlığını sürdürme hakkı tanıyan, bu medeniyetlerden kendi paradigmatik ilkeleri doğrultusunda yararlanmasını bilen, muazzam, o ölçüde de mütevazi bir ufuk, bir ebed-müddet, bir nizam-ı âlem medeniyetinin çocuklarıyız. / İşte bu medeniyet fikri ve ufku, Osmanlı İstanbul'unda enfes bir şekilde özetlenmiştir. Bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı temel varoluşsal sorunların nasıl çözümlenebileceğinin şifrelerini barındıran medeniyet kurucu ve tanıdığı, tanıştığı bütün medeniyetleri koruyucu benzersiz bir şehirdir İstanbul..."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



