Mevcut düzenin dünyamızı kan, gözyaşı ve acıya boğduğu gerçeği göz önüne alındığında, tek kurtuluş yolunun yeni bir dünyanın kurulması olduğu açıktır.
Adalet, barış, eşitlik, insan hakları ve özgürlükler temelinde kurulacak yeni dünya için önderlik yapabilecek en önemli ülke ise Türkiye’dir.
Ülkemizi yönetenlerin öncelikle bu gerçeğin farkına varması gereklidir. Türkiye, adaletli bir dünyanın kurulmasına öncülük edebilecek, liderlik vizyonu olan, tarihi birikimi bu güç görevi yapmaya uygun müstesna bir ülkedir.
Zihniyet Dönüşümü
Bu nedenle Türkiye’nin öncelikle yüzünü döndüğü Batı’dan çevirmesi, yeni bir zihniyet dönüşümü başlatması zorunludur.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bekleme odasında yıllarca bekleyerek kazanabileceği hiçbir şey yoktur. Türkiye AB’nin kapısında bekleyen bir ülke olmaktan çıkarak, adaletli bir dünyanın kurulmasına öncülük edecek küresel bir aktör olma yoluna girmelidir.
Türkiye zalimlerin, sömürgecilerin ve katillerin safında yer almaktan vazgeçmelidir. Kan dökenlerle, insan öldürenlerle, vahşice hareket edenlerle ülkemizin bir arada bulunmasının haklı hiçbir gerekçesi olamaz.
Türkiye İslâm dünyasına öncülük etmeli; Müslüman ülkelerin birliğini sağlayacak adımları atmalı, İslâm ülkeleri arasında ekonomik, siyasal ve sosyal işbirliğini geliştirecek projeleri hayata geçirmek için bütün imkanlarını zorlamalıdır.
D-8’in Rehberliği
D-8 projesi böylesi bir işbirliği için en uygun zemin olarak görülmelidir. Türkiye’nin öncülük edeceği D-8 İşbirliği Teşkilatı, yeni baştan yapılandırılmalı, küresel sorunların çözümüne odaklı bir organizasyon ile Müslüman ülkelerin tümünün en üst seviyede katkıda bulunabileceği bir platform oluşturulmalıdır.
D-8 sadece Müslüman ülkelerin sorunlarıyla değil, tüm insanlığın sorunlarıyla yakından ilgilenecek, çözüm üretecek, diğer uluslararası teşkilatlarla işbirliği yapacak şekilde örgütlenmelidir.
Çünkü adil bir dünya, sadece Müslüman ülkelerin ihtiyacı değil; tüm insanlığın muhtaç olduğu çok önemli bir hedeftir.
Türkiye, D-8 teşkilatı ile birlikte küresel düzeyde etkinlik sağlayabilecek yeni uluslararası kuruluşların temelini de atmalıdır. Bugün Birleşmiş Milletler ve NATO başta olmak üzere pek çok küresel kuruluşun güçlüden yana tavır aldığı, zalimlik yaptığı, katliamlara sessiz kaldığı, sahibinin sesi gibi davrandığı bilinmektedir.
Yeni Dünya’nın Temelleri
Adil bir dünya hedefinin gerçekleşmesi için uluslararası kuruluşların büyük önemi vardır. Mazluma sahip çıkacak, zalimin karşısında duracak, akan kanı durduracak, adaletsizlikleri önleyecek, savaşlara engel olacak, güçlüden yana değil haklıdan yana tavır alacak uluslararası kuruluşlar, adil dünya düzeninin temellerinin sağlam atılmasında çimento görevi görecektir.
Türkiye, İslâm dünyasının sahip olduğu kaynakları en akılcı şekilde kullanmanın yolunu da bulmak zorundadır. İslâm dünyasının kaynakları, küresel sömürü düzeni tarafından talan edilmekte, Müslümanlar açlık ve sefalet çekmektedir. Bu durumun düzeltilmesi, sahip olunan kaynakların küresel sömürü çarkından korunmasına bağlıdır.
Belki hepsinden önemlisi, Türkiye adil bir dünya kurulabileceği gerçeğine tüm İslâm Alemini motive etmeli, bu önemli hedefin eğer birlik ve beraberlik içinde olunabilinirse kolaylıkla başarılabileceğine olan inancı artırmalıdır.
Başka Çare Yok
Türkiye; bugün Irak, Filistin, Afganistan ve Lübnan’ın başına gelenlerin yarın bir başka ülkenin de başına gelebileceği gerçeğiyle tüm İslâm Alemini yüzleştirmelidir.
Bugün Lübnan’a ya da Filistin’e sessiz kalmanın çare olmadığını, sıranın kendilerine de geleceğini artık herkes bilmelidir. Çünkü küresel emperyal düzen, uzun vadeli projelerle İslâm dünyasını kuşatmakta, işgallerle, savaşlarla, katliamlarla Müslümanları esaret altında tutmanın, teslim almanın planlarını yapmaktadır.
Türkiye’nin adil bir dünya kurma hedefi için yapacağı çok önemli görevleri vardır. Türkiye bu görevlerini yapmaktan kaçınırsa, Allah korusun, bir süre sonra sıranın kendisine gelmesini beklemekten başka ne yazık ki yapabilecek hiçbir şeyi kalmayabilir…


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



