Farkında mısınız dünya yeniden kuruluyor? Dünya bu defa ya adil temeller üzerinde yeniden inşa edilir ya da milletler 100 yıl daha sürünmeye devam ederler. Son asrın "siyasi mürşid"i Necmettin Erbakan'ın tarihten süzerek güncellediği, başarıyla pratiğe aktardıkları ışık olmuş, Dünyamızı aydınlatmaya başlamıştı. Kremlin'de dönemin devlet başkanı Mihael Gorbaçov'a "Adil Düzen" sunumuyla zirveye ulaşmıştı. Aydınlıktan rahatsız olan "yarasa"lar müthiş bir karartma harekatına giriştiler. Toplumu ve siyaseti yeniden dizayn ettiler. Her bir Refah Partili farklı adreslere dağıldı. Milli Görüşçüler önce ikiye sonra üçe bölündüler. Aradan 15 yıl geçti. Bu savrulmanın yol açtığı tahribat hâlâ devam etmektedir. Şimdi düşünme ve gereğini yapma zamanı. 28 Şubat 1997'den bu yana adeta derin dondurucuda bekletilen Milli Görüşçü bakış daha fazla zaman kaybetmeden hak ettiği yeri almaya hazırlanmalı. Sonradan uydurma kalıplar bu millete dar geliyor. Oyalanmaya hiç mi ama hiç vaktimiz yok. Olmuyor beyler (!) "Bu böyle gitmez"
Biz tarih yapmış bir milletiz. Tarihi olayları seyrederek veya arada bir, birilerine laf söyleyerek bugünlere gelinmedi. Geçmişte sömürge, soykırım ve engizisyonla anılan; insanlığa süslü ambalaj içinde zehirli sistemler sunan, kendine bile hayrı olmayan Batı ve Batıcıların rehberliğinde hiçbir yere varılamaz. Dünyanın gözü önünde Batılı devletler bir, bir iflas ediyor. Olaya ideolojik bakan, el uzatmaya çalışan Almanya ve Fransa gibi devletler de aslında aynı girdaba girmeye hazırlanıyorlar. Tıpkı SSCB'nin dağıldığı gibi, ciddi sorunları bulunan ABD de AB de dağılıp, yok olup gidecektir. Şu hale bakın (!) ömrü kurulu düzene muhalefetle geçmiş koca adamlar değiştirmek için yola çıktığı düzenle şimdi uyum içinde ve işleri tıkırında. Geçmişte Dünya'ya nizamat vermekten dem vuranlar şimdi bozuk sisteme entegre olmuş görünüyorlar. Önce "liberal demokrasi" dediler şimdi de "laiklik" bekçisi kesildiler. Efendim devletin dini olmazmışmış, insanların dini olurmuşmuş, Bu da amcamı kesmemiş küreselleşmenin faydalarını anlatırken ağzından bal damlıyor adeta. -Bu dönemde ne kadar da çok yabancı market açıldı- serzenişine karşılık ise; sende git Amerikaya aç, seni tutan mı var cevabını yapıştırıyor hemen. Bu söylediğinin pratik karşılığı varmı, yokmu orasını düşünmüyor. Şu ana kadar bizden kaç kişi gidip ABD veya AB ülkelerine AVM açtı? Ama sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce imarı onaylanan ve her biri ortalama 50 ile 100 bin m2'yi bulan 50'den fazla AVM var. Bunların tamamına yakını yabancılara ait. Yani anlayacağınız bu iş "dünün mücahidi bugünün müteahhidi" deyimini aşıp geçti, o şimdi küresel pazarlarda dolaşıyor. 1980 öncesi sağcı mısın, solcu musun diye sorarlardı. Şimdiki tasnif ise; "ulusalcı" ve "küreselci" şeklinde. Sonuçta ulusalcılar da küreselciler de aynı noktada birleşiyorlar. Her iki düşünce de bizi temsil etmiyor; her ikisi de Batı kaynaklı, her ikisi de din ve tarihle sorunludur. Yerli ve milli olan tek düşünce Milli Görüş düşüncesidir. Görünüşte bir takım dini bütün insanların, belli bir kitleyi yöneten efendilerin küreselleşmeden geçinmeleri durumu değiştirmez. Geçmişte olduğu gibi saflar gene bir birine girmiş vaziyette. Dün kendisini sağcı olarak ifade edenler yanlış safta durduklarını 30 yıl sonra anladılar. Daha evvel "ne sağcıyız ne solcu" diyenlerle kendisini "sağ" da görenler şimdi aynı çatının altında huzurlu ve müreffeh bir hayat sürdüklerini düşünüyorlar. Dün, Özal faizcidir; milletin yastık altını boşaltıyor, ülkeyi Batılı şirketlere teslim ediyor diyenler bugün tam tersi şeyler söylüyorlar: "Faiz dünyanın gerçeğidir" diyorlar. İnsanımızda tam bir zihin kayması yaşanıyor. Süreç menfi odaklarca iyi planlanmışa benziyor. Çünkü beklenenden çok daha uzun sürdü.
Batılı devletler ve Yahudi sermayesine dayalı küresel şirketler bozuk düzenlerini korumak ve de İslam coğrafyasındaki sömürü sistemlerini 100 yıl daha devam ettirebilmek için bütün güçleriyle devredeler.
Şimdi toparlanma ve yola koyulma zamanı.
Biz, Batı'nın bozuk düzenine eklemlenmek için değil, Hakka ve Adalete dayalı kendi "Adil Düzen"imizi kurmak için bu yolda yürüyoruz.
Madem "bu böyle gitmez" dedik o halde, gidilecek yolu Milletimize yeniden tarif etmenin tam zamanı. Hiç kimse mevcut konumunu, pozisyonunu veya yaşadığı olumsuzlukları mazeret göstererek kenarda durma, dışarıda kalma hakkına sahip değildir. Hep birlikte kaldığımız yerden devam edeceğiz. Kutlu liderin "hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz" sözünü unutmayalım.
Bizi biz yapan değerler ortada. Kırk yıllık titiz çalışmalar sonucu elde edilen ve ana çerçeve içerisine özenle yerleştirilmiş hazine değerindeki programı aziz milletimize anlatma zamanı.
Milletimiz hazır ve bizi bekliyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




