Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek yeni anayasa konusunda her konuşmasında "fikri olan, sözü olan, önerisi olan söylesin, Nisan ayına kadar vaktimiz var, Nisan'da çalışmalara başlayacağız" diyor. Öyle ise bizde, Cemil Çiçek'in "fikri olan, sözü olan, önerisi olan söylesin" sözlerine dayanarak yeni anayasanın nasıl olması gerektiğine dair düşüncelerimizi (görüşlerimizi) açıkça beyan etmek istiyoruz.
İlkönce, yeni anayasa nasıl olmalı sorusunun cevabında (cevaplarında) hâlihazırdaki anayasaya aykırı düşünceler olacağını baştan belirtelim. Çünkü eskiye aykırı olmayan yeni olamaz; eğer yeni bir şeyden bahsediliyorsa mutlaka eskiye aykırı olacaktır. Yenilikten, eskiyi ortadan kaldırıp yerine yepyeni orijinal bir şey koymak anlaşılmalıdır. Bu sadece anayasa konusunda değil, hayata dair bütün konularda böyledir. Edebiyatta da bu böyle; yeni bir şiir doğal olarak eski şiiri yıkar. Yeni şiir eski şiire aykırıdır. Yeni bir anayasadan bahsetmek eski anayasaya aykırılıktan söz etmektir. Mademki yeni anayasanın nasıl olması gerektiğine dair fikirlerimizi söyleyeceğiz, bu bizden isteniyor, o halde söylediğimiz fikirlerin hâlihazırdaki anayasaya aykırı olmasından dolayı bu yazımız hakkında adli makamlarca dava açılamaz.
Yeni anayasa nasıl olmalı? Ya da hâlihazırdaki anayasanın hangi maddeleri kaldırılmalı ve bu maddeler yerine hangi yeni maddeler getirilmelidir? Yeni anayasa konusundaki fikirlerimizi (görüşlerimizi) maddeler halinde sıralıyoruz:
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda devletin adı Türkiye Cumhuriyeti olarak yer alıyor. Bu madde şöyle değiştirilmelidir; Türkiye İslam Cumhuriyeti.
2-Anayasada, anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddesi yer alıyor. Bu madde tamamen kaldırılmalıdır. Değiştirilemez maddeler demokratik bir devletin anayasasında yer alamaz. Ki zaten Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlet değil; Türkiye sık sık askerî darbelerle demokrasinin çökmesini ve onarılmasını tecrübe etmiştir. Türkiye hâlâ ileri temsili demokrasiler seviyesine ulaşmış değildir. Türkiye'deki demokrasinin temel özelliği; ileri derecede kurumsallaşmış ve pekişmiş demokrasilerin düzeyine erişememiş olmasıdır. Bunun nedeni demokrasinin askeri darbelerle yok edilmesidir. Anayasada değiştirilemez madde olması, rejimi mutlak monarşi yapmıştır. Mutlak monarşilerde padişah (hükümdar, kral, diktatör) buyrukları değiştirilemez. Kesin emirdir. Oysa ileri demokrasilerde her şey tartışılabilir.
3-Anayasadaki Atatürk ilke ve inkılâplarının yer aldığı maddeler tamamen kaldırılmalıdır. Ki bunlar değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerdendir. Bu maddeler niye kaldırılmalı; çünkü böyle maddeler mutlak monarşilerde olur. (Mutlak monarşi: Diktatörlük, krallık yani dogma dayatmalarından müteşekkil yönetim biçimi). Demokratik bir devlette bir insan sözünün mutlaklığı kabul edilemez. Tartışmaya açık olmayan her insan sözü dogmadır. Dogmalar ileri demokrasiyi yok eder.
4-Anayasadan laiklik ilkesi kaldırılmalıdır. Laiklik ilkesi Atatürk ilke ve inkılâplarındandır ama sonradan içeriği dogmalarla doldurularak hem genişletilmiş hem de mutlak hale getirilmiştir. Halkı Müslüman bir devletin anayasasında laiklik ilkesi olamaz. Laiklik kaldırılmalıdır.
5-Türkiye Cumhuriyeti'nin dili Türkçe'dir maddesi kalmalı ama içeriğine resmi dili Türkçe, diğer yerel diller de o bölgede o bölgenin kendi arasında resmî olarak kullanılabilir ama devlet yazışmalarında Türkçe'den başka bir dil kullanılamaz gibi eklemeler yapılmalıdır.
6-Yeni anayasaya, Türkiye eyaletlere bölünüp eyalet sistemiyle yönetilmesi sağlanacak maddeler konulmalıdır. Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamları kaldırılmalı başkanlık (makamına) sistemine geçilmelidir. Osmanlı Devleti'nde eyalet (Osmanlı'da sancak deniliyordu) sistemi vardı. Günümüzde "süper güç" kabul edilen ABD'de eyalet sistemi var. Yönetim şekliyle ABD Osmanlı'yı taklit ediyor.
7-Zorunlu (ve gönüllü) askerlik kaldırılmalıdır. Yeni anayasaya, profesyonel (paralı) askerliğe geçmeyi sağlayacak maddeler konulmalıdır. Profesyonel askerliğe geçilmelidir.
8-YÖK kaldırılmalıdır. Üniversiteler Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmalıdır. Eğitim sistemi baştan aşağı değiştirilmelidir. Başta üniversite sınavları (eskiden ÖSS idi şimdi YGS ve LYS) olmak üzere liseler için yapılan sınavlarla birlikte bütün okul kazanma sınavları kaldırılmalıdır. Bütün liselerde eşit derecede eğitim verilmelidir. Öğrencinin lisedeki yeteneğine göre öğrenci üniversitede bölüm seçip sınavsız ve parasız kaydolmalıdır. Bu eşitliği sağlamak için bütün özel okul ve dershaneler kapatılmalıdır. Öğrenciye devlet eğitim vermeli, dershanelerin insafına bırakıp paranın çokluğuna göre sınava çalıştırılıp eğitimin sadece bir sınavdan ibaret olduğu cahilliği giderilmelidir. Öğrenci ne öğrenecekse devlet okulundan öğrenmelidir. Özel eğitim kaldırılmalıdır. Eğitim parasız olmalıdır. İlkokuldan üniversiteye kadar bütün eğitim kurumlarında kız ve erkek öğrenciler ayrı okullarda okutulmalıdır. Kız ve erkek öğrencilerin okulları birbirinden ayrı olmalıdır.
(Yeni anayasa konusuna önümüzdeki hafta devam edeceğim)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



