Hindistan'ın harfleri, latin alfabesine benzemez, Arap elif basına benzemez, Çin harflerine de benzemez.
Ben bazı hoş görünümlü tabelaların fotoğrafını çektim ama size gösteremeyeceğimden tarif edeyim:
Hani güz mevsiminde köylüler, yaz ve güzde olan sebzeleri kurutmak için ipe dizerler ya işte öyle bir görünüm var yazılarında. Yukarıda düz bir çizgi ve o çizginin altında sarkan harfler. İpe dizilmiş bir patlıcan, bir biber, bir patlıcan, bir biber ve bunların kurumuş, eğrilmiş, birbirine girmiş halini düşünün. İnsanların gördükleri, duydukları, yedikleri, içtikleri insan üzerinde etkili olurmuş.
Bir şişe şarabı içtikten sonra altmış yolcu atşıyan Ankara otobüsünü sürmek üzere şoför mahalline oturana trafik polisi izin vermiyor da Ankara'dan yetmiş milyonluk Türkiye'yi idare etmek için gidene "Duuur"
diyecek bir trafik polisi olmuyor.
Çizgiyi ortaya alıp altına ve üstüne dengeli bir şekilde yazılan bir Karahisari veya Şeyh Hamdullah'ın yazdığı besmele milyon dolarlara alıcı buluyor.
Dik yamaçlara bakarak büyüyen ile ovada büyüyen arasında karakter farkı vardır.
Veya dalları göğe ağan çam ağaçları altında büyüyenle, dalları yere sarkan söğüt ağacı altında büyüyen çocuk arasında da fark olur.
Harfleri hep çizginin altında olan ve aşağıya doğru sarkan harfleri okuyarak büyüyen insanlar da uysal, yumuşak başlı, itaatkar oluyorlar.Derin derelerde yetişen kavak ağaçları bile ovada yetişen kavak ağaçlarından uzun olurlar.
Derede yetişenler, en yakın tepeyle yarışa girerler ve boy uzatırlar.
"Dağlı geldi bağlıyı bağından kovdu" atasözümüz de bunu ifade eder.
Hindistan'a hiç gitmeyenler "Hindistan'da yolun ortasına bir inek yatarsa o kalkıncaya kadar trafik durumuş" diye bilinen yanlış bir bilgi var.
Belki bu bilgi bir zamanlar doğruymuş.
Ancak ben Delhi'de, Kalkuta'da, Lekne'de Mürşidabad'da yolu kapayan bir tek inek görmedim.
Tahmin ediyorumki belediyeler özel tedbirler alıyorlar.
Çünkü köylerde çok miktarda inek gördüm.
Özellikle Faizabad'ın köylerinde bol sayıda inek ve camız var.
Lekne'de Ebul hasan Ali en-Nedvi'nin de yatiştiği ve yetiştirdiği Nedveül ulemanın Üniversitesi'ni ziyaret ettiğimizde Nedvi'nin, bir kitabını okuduğum Abdül Hay el-Leknevi'nin kabrini ziyaret etmek istediğimi bildirdiğimde bu kabirlerin kendi evlerine yakın yerde olduğunu söylediler ve bizim de zamanımız olmadığından ziyaret
edemedik.
Sağ olanları ziyarete zaman bulmaya daha çok gayret gösterdik.
Hindistan'da Avrupadan daha rahat yaşarsınız.
Temiz olduğunu zan eden, banyo yapmayı bizim işçilerimizden öğrenen Avrupa'nın hiç bir yerinde tuvaletlerde temizlik için su yoktur.
Hindistan'ın hangi şehir veya köyüne giderseniz gidin her tuvalette temizlik için su vardır.
Hemde Türkiye hava alanındaki taharet tedbirinden daha teknik şekilde donatılmıştır.
Türk havaalanındaki denetim kadar Avrupa'da veya Hindistan'da iki defa sıkı denetim yoktur.
Avrupa ve Hindistan'da bir defa denetim vardır ve bir çoğunda kemer çıkartılmaz.
Türkiyede yolcu karşılamaya gelenler bile denetimden geçerler.
Kırklı yılların vatandaşı hizaya getirme gibi bir memurluk anlayışı yıkılabilmiş değil.
Geçenlerde Avrupa'ya giderken son çıkış kontrolüne girerken bir hanım geldi, bütün yolcuları önce hizaya dizdi, pasaportla nüfus cüzdanının uyumluluğunu çok dikkatle izledi ve yerli yabancı bütün yolcular dakikalarca hanımın kahrını sessizce çektiler.
Polisine güvenmeyen bir tavır sergiledi. İstanbul Yeşilköy'deki havaalanı Avrupa ve Hindistandakilerden bina
olarak, teknik donanım olarak daha iyi, pratik geçiş ve görevli ilgisi açısından bir çok yerden çok geri.
Son gün Delhi'de İslami ağırlıklı yayın yapan bir gazeteyi ziyaret ettik.
Gazetenin sahibinin evinde akşam yemeği yedik.
Akşam yemeğinden sonra Delhi'yi bir de gece görelim diyerek ana caddelerde ve geceleri de açık pazarlarda alış-veriş yaptık.
02 Aralık 2009 Çarşamba günü 1071 sefer sayılı Türk havayolları uçağıyla saat 05.10 da Delhi'den İstanbul'a uçtuk.
Anılarımdan bazılarını sizinle paylaştım.
Dedim ya bazı görüntülerin bende bıraktığı sevinç ve üzüntüleri anlatmak mümkün değil.
Şunu gördüm ki karşılıksız yardım yapan yalnız Müslümanlardır.
Yardım yaparken Müslüman mahallesindeki her dinden insan da bu yardımdan yararlanıyor.
Bunu gören birçok Hindu da bir gün din değiştirmek isterse Müslümanlığı seçiyor.
"İstikbal İslam'ındır" sözü gerçekleşmeye doğru gidiyor.
Bitti.
NOT: Bazı fotoğrafları görmek için www.mahmuttoptas.com adresine giriniz ve fotoğraflar bölümünü tıklayınız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



