Arife günlerinden başlıyarak, gördüğümüz Türkiye'den sefalet manzaraları için not almıştım. Bizim gazete bayramda çıkmadığı için yazı bayram ertesine kaldı.
En hayrette bırakanlar, paralarını alamıyanlardı. Bunlardan da hayretimi doruğa çıkaran, TOKİ inşaatlarında çalışan işçilerin yakınmaları oldu. Bir yıldır aylığını alamıyanlar vardı içlerinde. Hadi tam bir yıl demiyelim de bir yıla yakın diyelim. Saçı sakalı birbirine karışmış inşaat işçilerinden dört beş milyar bile alacakları olduğunu söyliyenler vardı. Urfa'daydı galiba. Bu hayırdan hayır gelir mi? TOKİ "hayır" amacıyla tesis edilmemiş miydi?
Ben, güneydoğudaki tütün fabrikalarının kapatılacağı zaman şikayet eden tütün işçilerini de hatırlıyorum. Günlerce konuştular ama seslerini duyurabildiler mi, bilmiyorum.
Başka bir manzara daha hatırlıyorum ki, buna inanmak çok güçtü ama gerçekti. Müteahhidin vermediği, tam tersine bir de kurşun sıktığı bir inşaat işçileri hadisesi daha vardı. Köprü başında iş bekleyenlerden çok az farkı var bu manzaranın. İkisi de iç parçalıyor. Bu iktidarın bu işçi manzaralarını seyretmeye yüzü tutuyor mu?
***
Başka bir izdiham manzarası da, seçmen kütüklerinin uydurma isimlerle doldurulduğu ve insanların şaşkınlıktan ne yapacaklarını şaşırdıkları seçim hileleri haberleri eşliğinde gösterildi. Nüfus memurlukları ve muhtarlıklar önünde kuyruk oluşturan, yedi kat binalara tırmanarak, yapılan yolsuzluğu düzeltmeye çalışan insanlar... Ölülerin seçim listelerine yazıldığı haberleri ve resimlerinden artık bahsetmiyorum, o kadar çok gösterildi ki, bunları herkes biliyor.
Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır? Demokrasiden vazgeçtim nasıl bir "helal-haram" algısıdır? Bu helal olmayan oylarla kazanılan bir iktidardan hayır mı geleceğini sanıyorsunuz?
***
Biz tam bu meseleler üzerinde kafa ve gönül yorarken iktidardan başka bir "atak" geldi. Sosyal yardım atağı. İyi de, sosyal yardımı, sosyal devlet anlayışında olanlar yapar. Yahut âdil devlet anlayışında olanlar. Şimdi anlatacağım yardımlardan tam bir netice alabileceğinizi mi sanıyorsunuz, yoksa o yardımların da kömür yardımları gibi yozlaşacağını, yardım olmaktan çıkıp "avanta" olabileceğini mi düşünmelisiniz?
Engellileri ayırıyorum. Onlarda hile kolay değil de, geri kalan şunlar: Yaşlılara (sosyal güvencesi olmayan) hiçbir geliri olmayan yaşlılara, 200 ve hiçbir geliri olmayan diğerlerine 250 YTL. bağlanacak. Hamilelere aylık bakım için 17,5, ihtiyaç sahibi aileye yoksulluk sınırının iki katı olan 1.412, ihtiyaç sahiplerine asgari ücretin yüzde 50'si kadar kira yardımı, iş kurmak isteyenlere asgari ücretin 34 katına kadar, iş kurma ücreti ödenecek. Bu yardım 2 yıl sonra geri ödenecek. Tasarlanan bu yeni sosyal yardım sisteminin bir sürü ayrıntıları var ama derde deva olacak asıl şey unutuluyor. Asgari ücretin bilmem kaçta kaçı kadar yardım yapacağınıza asgari ücreti artırın. IMF buna izin vermiyor mu yoksa?
Özelleştirmelerle fabrikaları kapatın, satın, savın, bir sürü işsiz çıksın ortaya, eski işsizlere bunlar yüz binlerle eklensin. Tarlaları AB'nin istediği gibi kullanıma mecbur edin, birçok tarlanın işe yaramaz hale gelmelerine sebep olun. Milli bankalarınızı satın, maaşlara gıdım gıdım zam yapın, sonra sistemi değil, yardım sistemini değiştirin. Sizi "statüko"cular, sizi!
Yazmasam olmazdı!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için 



