Gelen mesajlardan, telefonlardan ve çok yönlü özel görüşmelerden biliyorum ki; genel okuyucularımın yanında, yazdığım bu yazıların çok özel ve güzel okuyucuları da var...
Erbakan Hocamızın Millî Gazete yazarları ile zaman zaman yaptığı toplantılarda bizlere anlattıklarını burada uzun uzun yazacak değilim ama bir cümlesinin minik bir bölümünü aktarmama müsaade edin: İbadet ve cihat aşkıyla yazmak... Başından beri hep öyle yapmaya çalıştım ama bunu Hocamızdan duymak bir başka güzeldi...
İşte, biraz da yukarıda hatırlattıklarıma binaen, özellikle o özel okuyucularımdan istirhamım; yazdıklarımı kendilerine göre çok yönlü olarak tasnif ettikten sonra arşivlemeleri, lazım oldukça kolayca ulaşmaları...
Çünkü bu yazılanlar sadece "OKUNMAK" için yazılmıyor... Aynı zamanda iyice "ANLAŞILMAK" ve ardından ilk fırsatta "UYGULANMAK" için yazılıyor...
Bunun böyle olduğunu anlamak için bundan önceki iki yazımın sadece başlıklarına bakmak bile yeterli olacaktır...
Birinci Yazı: Tarım, kapitalizm, sosyalizm ve karma ekonomi
İkinci Yazı: "Adil Ekonomik Düzen"in çözümleri ve gücü
Yani; sadece sorun üreten "faizli ve de zalim Batı/bâtıl dünya düzeni".
Ve onun biricik ve tek alternatifi "Hakka dayalı faizsiz Adil (Ekonomik) Düzen".
H H H
Önceki yazılarımda (yani son iki yazımda) hatırlattığım üzere; "kapitalizm, sosyalizm ve karma ekonomi" sadece sorun üretiyor ve bu sorunların tek çözüm yolu, tek çaresi var:
"Adil (Ekonomik) Düzen".
Öyleyse;
"Adil (Ekonomik) Düzen"i önce "YAZMAYA" ve "OKUMAYA" devam...
Ardından iyice "ANLAMAYA" ve ilk fırsatta "UYGULAMAYA" devam...
YAZMAK, OKUMAK, ANLAMAK, UYGULAMAK...
Yani; araştırmaya, yazmaya, okumaya ve anlamaya devam...
Ve elbette "UYGULAMA" merhalesine geçmek için fırsat kollamaya da devam...
Bu yazılanlar işte bundan sonraki o merhalelere geçilmesi için yazılmaktadır.
Bu böyle biline ve dikkatli, özenli, özel okuyucular gereğini yapa, derim.
İşte, özellikle meselenin bu boyutlarıyla ilgilenen ve bunun şuurunda, idrakinde olanlar olarak araştırmaya, yazmaya, okumaya ve anlamaya devam...
...
"Adil Ekonomik Düzen"de:
-Halk ihtiyaçlarını mağazalara bildiriyor...
-Mağazalar tüccarlara bildiriyor...
-Tüccarlar işyerlerine bildiriyor...
-İşyerleri işçilerle anlaşıyor ve üretim yapıyor...
İşçi üretimden sonra ücretini alıyor, bankaya gidip ücretini ve kredisini kapatıyor...
Mallar mağazalara geliyor, böylece halkın verdiği siparişler tamamlanıyor.
...
Burada bir sorun var gibi görünüyor: "Fiyat" ve "ücret" nasıl belirlenecek?
Önce kamu yani "Genel Hizmet" resmî ücretleri ve resmî fiyatları belirliyor. Bunu duyuruyor. Kişinin "resmî ücreti" var, malın da "resmî fiyatı" var. Ne var ki bu sadece bilgi bakımındandır, zorunlu değildir. Bunu günümüzdeki "asgari ücret" gibi anlayıp değerlendirebilirsiniz. Taraflar istedikleri ücretle çalışırlar ve istedikleri fiyatlarla satın alırlar. "Adil Ekonomik Düzen"de piyasa tamamen serbesttir.
...
Bitmedi, devamı var; gelecek yazı: Adil Ekonomik Düzen'de fiyat ve ücret.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




