milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • AKDAĞ: "KÜRTAJ KESİNLİKLE AİLE PLANLAMASI YÖNTEMİ DEĞİLDİR"
  • YEMEN'DE ÇATIŞMA: 6 ÖLÜ
  • TTNET SÜRELİ İNTERNET PAKETLERİ
  • KAĞITHANE'DE YİNE KAĞIT ÜRETİLECEK
  • ŞEHİR HATLARI, YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR
  • "YORGUNLUK", DEVECİ ARMUDUNDA REKOLTEYİ DÜŞÜRECEK

Yaşlanmaktan korkmamak

03 MAYIS 2009
PAZ 02:45

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Tonybee Hatıralarında "yaşlanmaktan korkmuyorum ama zihinsel üretkenliğimi kaybetmekten korkuyorum..." diyerek, yaşlılık döneminde de faydalı işlerle meşgul olmanın önemini ifade ediyor.  Yaşlanmaya karşı önyargılarımız ve korkularımızın altında da aslında biraz işe yaramama düşüncemiz ve  zihinsel aktivitemizde meydana gelen aşınmanın ve buna yönelik kayıpların etkisi vardır. Yaşlanmak sanki bütün üretkenliğimizi, bütün aktivasyonlarımızı kaybetmektir ve o yüzden yaşlanmaktan çok işe yaramamaktan, eski bir kitap gibi fırlatılıp atılmaktan korkarız... Ve aslında her dönem, görüntümüzden, çevremizden, yakınlarımızdan ve sevdiklerimizden birileri ya da bir şeyler eksiliyor, bizden uzaklaşıyordur. Bu da, yaşlılıkla ilgili algılarımızı etkilemekte duygularımızı sürekli tetiklemekte, bizi karanlık mahzenlere sürüklemektedir... Çünkü kayıplarımız sadece fiziksel ve zihinsel varlığımızla ilgili de değildir aynı zamanda akranlarımızın, yakınlarımızın, komşularımızın hatta alışveriş yaptığımız bakkalımızın ölümü dahi buna dahil olabilmektedir. Bütün bunlar ileriki yaşlarda bizi etkileyebiliyor ve dünyadan uzaklaşarak bir tür duygusal yalnızlığa itebiliyor. Böyle durumlarda insan bazen dünyadan elini eteğini çekiyor, sadece ibadetlerle meşgul olmaya başlıyor ve insanlardan yavaş yavaş kopuyor. İbadet etmek, Yaratıcı'ya sığınmak, ona yönelmek, güzel bir şey ancak, bunu hayattan tamamen koparak yaptığımızda Peygamberin tavsiye ettiği o itidal çizgisini aşarak kendimizi dar bir alana hapsediyoruz. Bu duruma düşmemek için, yaşımız ya da şartlarımız ne olursa olsun, çevremizle ilişkilerimizi dengede tutmaya ve Yaratıcı'ya karşı sorumluluklarımızın bilinciyle hareket etmeye ve bu konuda itidalli olmaya özen göstermeliyiz.

Kayıplarımız yaş sürecimizle birlikte her gün biraz daha artmakta ve her daim ölümü, ahireti, kıyameti bizlere hatırlatmaktadır. Hangimiz hayata ilk başladığımız gibiyiz ki? Ve hangimizin çevresinden bir şeyler eksilmedi ya da aramızdan biri ayrılmadı ki? Her birimizin fiziksel, zihinsel, çevresel, toplumsal kayıplarımız var... Fakat, bunu kabul etmek, buna rıza göstermek hayatla uyumumuzu geliştiriyor ve biz rıza gösterdikçe, kendi sorumluluklarımız üzerine yoğunlaşmaya başlıyoruz...

Ve aslında, yaşımızla birlikte devam eden ayıplarımıza karşın  bilgi birikim ve tecrübelerimiz artmakta ve bir yandan yoksullaşırken diğer yandan çok yönlü kazançlar elde etmekteyizdir...

Yaşlılık döneminde karşılaştığımız değersizlik algılarımız ise aslında biraz da bizim kültürel dokularımızla  alakalı diye düşünüyorum. Yaşadığımız toplumda çoğu zaman, insanlar emeklilik döneminde ya da çocuklarını evlendirdiklerinde bir köşede oturup ölümü beklemeyi tercih ederler ve kendileri için artık hayatın bir anlamının kalmadığını sanırlar. Sanki her şey sona ermiştir, idealler tükenmiş ve artık yapacak bir şeyleri yoktur... Böyle inanırlar, böyle yaşamayı tercih ederler.

Batılı toplumlarda ise kültürel yozlaşmaların ve maddiyatçılığın hat safhaya ulaşmış olmasına rağmen insanlar sadece dünyevi hedeflere ulaşmayı  düşündüklerinden yaşlılıkta da aktif olmaya çalışıyorlar. Maneviyattan kopuk olmaları bu insanları bir boşluğun içine itiyor ve hayat boyu dünyevi hedefler peşinde koşmaya çalışıyorlar.

Mesela, son yıllarda bu toplumlarda, emeklilikten sonra üniversiteye başlayanların sayılarının arttığı bu noktada kurumların çeşitli  çalışmalar üzerine yoğunlaştığı belirtiliyor. Bu kimseler yaşadıkları anlam boşluğunu sırf dünyevi hedeflerle telafi etmeye çalışıyorlar. İnsanların, aşkın hedeflerden yoksun olmaları, müşterek bir hayattan ailevi ilişkilerden uzak kalmaları onları dünyayla ilgili ihtiraslara sürüklüyor. Burada da, ihmal edilen ahiret ve maneviyat duygularına karşın aşırı dünyevileşmeyi görüyoruz ki, bu da insan hayatı için gerekli olan itidal ve dengeye uymadığından, birey ve toplumları tektipleştiriyor.  Dinimiz, bu konuda insan fıtratına uygun olanı tavsiye eder ve hayat, idealler ve hedefler konusunda dünya ve ahiret dengesini vurgulayarak insana nasıl yaşayacağını gösterir.

Müslüman halklar, donanımları ve yeterlilikleri bakımından aktif oldukları halde, yaşlılık döneminde "artık çocukları evlendirdim bundan sonra ölümü beklemeliyim" diyerek hayatla aralarındaki ipleri koparıyor ve eski bir eşya gibi bir kenara çekiliyorlar.

Yapılan araştırmalarda, ileriye dönük hedefleri olan kimselerin, ibadetlerini yerine getirenlerin ve aile içinde birlik bütünlüğü sağlayanların ölümden daha az korktukları ve bu kimselerde stres ve kaygı durumlarının daha az olduğu ortaya çıkmıştır.

Bütün bunları ifade ettikten sonra acaba diyorum bizim insanımız neden anlam boşluğundan yakınır? Yaşlılığı neden hayattan kopuş olarak algılar? Değerlerimize sadakat gösteriyoruz, aile ve komşuluk ilişkilerimize ihtimam veriyoruz... Peki öyleyse sorun ne? Daha öncede ifade ettiğim gibi, dünya ve ahiret  bağlamında sorumluluklarımızı yerine getirirken ideal çizgiyi korumadığımızda  bu tür sorunlar ortaya çıkıyor. Ve bizler yaşlandıkça, değersiz ve önemsiz biri olduğumuza inanmaya başlıyoruz. Oysa yaşlılığın da kendince güzellikleri var ki, bu güzellikler arasında, bilgi ve birikimler, tecrübeler, deneyimler, hatıralar adeta canlı bir kitap gibi zihnimize yazılmıştır ve yaşlılıkta bunları  bir sonraki nesillere aktarmak insani bir sorumluluktur. Her birimiz bu sorumluluğun şuuruyla hareket ettiğimizde inanıyorum ki, böyle bir boşluğun içine de düşmemiş olacağız.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 03.05.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: fatma, tuncer, yaşlılık,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Fatma Tuncer

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bu yazıyı neden geç yazdım?
    2. Herşey emanet
    3. Büyükannenin devleti
    4. Hayat denen şey
    5. Neden kendimizden kaçarız?
    6. Annenin yerini tutar mı?
    7. Vicdanlarda mahkeme kurulmalı
    8. Birkaç dakika düşünmez misiniz (2)
    9. Birkaç dakika düşünmez misiniz (1)
    10. İnsan olmak kolay değil (2)
    1. İletişim nedir? (I)
    2. İş arıyorum
    3. Çocuğum sürekli ağlıyor
    4. Borderline nedir?
    5. Öğrenilmiş çaresizlik
    6. Eğitim ailede başlar
    7. İnsanın yalnızlığı
    8. Okuma alışkanlığı kazanmak istiyorum
    9. Obsesif biriyim
    10. Kaynanam yuvamı yıkıyor
    1. Çocuğum sürekli ağlıyor
    2. Korkularımız
    3. Zaman akıp gidiyor
    4. Hayattan zevk almıyorum
    5. Düzensiz yaşıyorum
    6. Moda ve tesettür
    7. İnsanın yalnızlığı
    8. Çocuğum tırnak yiyor
    9. Borderline nedir?
    10. Ailem bana baskı yapıyor
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Kaybetmekten korkarız
    2. Erken düşen süt dişleri gelişim problemlerine yol açıyor
    3. Kardeşliğin zirvesi
    4. Vakit Nakittir
    5. İftira edenlerden Allah korusun
    6. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    7. Çocuklarda okul fobisi
    8. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    9. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    10. En ağır imtihanları onlar yaşadı
  • Diğer

    1. Akdağ: "Kürtaj kesinlikle aile planlaması yöntemi değildir"
    2. Yemen'de çatışma: 6 ölü
    3. TTNET süreli internet paketleri
    4. Kağıthane'de yine kağıt üretilecek
    5. Şehir hatları, yaz tarifesine geçiyor
    6. "Yorgunluk", deveci armudunda rekolteyi düşürecek
    7. Güçlü hafıza için elma suyu
    8. Sezaryen oranlarında dünyada ilk üçteyiz
    9. Yağışlar bal üreticisini umutlandırdı
    10. "Mavi Marmara" baskının yeni görüntüleri ortaya çıktı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Dalga askeri aşamadı
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek