Bir şiir, bir şarkı, bir türkü; bir güzel söz, bir güzel eylem, bir güzel bakış, bir güzel görüş, bir güzel düşünüş, bir güzel... gönüllerde yaşar. İftiralarla kimse bunun önüne geçemez. Örneğin; Necip Fazıl ya da Nazım Hikmet'i bırakın bir insanın engellemesini koskoca devlet bile engelleyememiş. Onca hükümetler uğraşmış ama bu şairlerin şiirlerini bizim okumamızı engelleyememişler. Yine, müzik dünyasından örneğin Selda Bağcan'ı 'bazıları' kaç kere mahkemeye vermiş; devlet sürgünde -yurtdışında- yaşamasını 'sağlamış' ama onun güzel ve etkileyici sesini ve türkülerini bizim dinlememizi engelleyememiş.
Güzelliği hiçbir mahkûmiyet esir alamaz. O ölü toprağı ne olursa olsun, kaç yıl geçerse geçsin kaldırır çıkar.
Yıkmak kolay iş ama inşa etmek zordur; yaşamın bütün alanları için geçerli bu. Kötülük yapmaktan kolay bir şey yok şu dünyada. Ama iyilik yapmak çok zordur. Kolayca çirkinleştirebilir çirkinleşebilirsiniz ama güzelleştirmek güzelleşebilmek zor iş. Bir insanı yok etmek çok kolay ama bir insanı var etmek zorun zoru. Öldürmek kolay ama yaşatmak zordur. Bu son cümlenin örneğini yakın zamanlarda dünyanın değişik yerlerinde sayısız kere gördük; bir misket bombasıyla kaç tane insan katledildi; ama o insanları dünyaya geri getirmek hiçbir teknolojinin harcı olmadığı gibi öyle bir yetenek insanoğluna verilmemiştir. Şehirler çeşitli bombalar atılarak tarumar edildi; bir şehri imar etmek öyle 'bir atımlık iş' değil.
Kolay işi herkes yapabilir; sıradan bir insan hemen yıkabilir. Yıkmak için fazla bir güce, ek bir mesaiye gerek yok; kötü niyet bile yıkmak için yeterlidir. Ama bir 'bina'yı yapmak ve bir gönülü kurmak zordur. Bir gönüle girmek zor iştir. Kötülük yapmak için çağımızda her şey müsait; internette ve gerçek hayatta; iftira atmak, yalan söylemek, arkasından konuşmak, daha da ucuzu sövmek; al sana kötülük! Ama doğru ve doğruyu söylemek her babayiğidin kârı değil! Bir kere insan önce kendine doğru olacak, sonra nefsini yenip yani içindeki kötülüğü temizleyip doğruyu söyleyecek, arkasından konuşmayacak, kalbi temiz ise ve kendi doğruluğuna güveniyorsa yüzüne söyleyecek, korkmayacak. İftiracılar, yalancılar yani kötülük yapanlar aynı zamanda korkaktırlar. Doğru olan insan korkusuzdur; kendine güveni tamdır; çünkü içinde kötülük güveleri beslemez. Bir gönülü yıkmak çok basit; işyerini veya evini başına yıkamazsınız ona gücünüz yetmez ama gönül yıkmaya herkesin gücü yeter; gönül yapmaya ise normalin üstünde bir manevi gücün olması gerek; doğru, mert, namuslu, hoşgörülü, vb. gibi güzel hasletlerin olması lazım gelir.
Sıradan insan gönül yıkar; 'üstün insan' ise gönül yapar. Sövmek çok basit ve herkes sövebilir ama güzel söz söylemek çok zor ve her kişinin harcı değildir. Her kişiye nasip olmaz er kişiye nasip olur güzel söz. Çünkü insandaki ve tabiattaki güzellikleri görmek için kültürel birikim ve edep tedrisatı yapmak gerekir. Çağımızda edepli insan az. Peki niye? Edepsizlik kolay iştir. Bugün çokları, internette olmadık edepsizlik yapıyor; şairlerin ve yazarların hakkında iftira atıyor. Ne kadar kolay bir iş; geç bilgisayarın başına kime söveceksen onu bul, altına yapmadığı şeyleri yaptı gibi göster, yalan dolan şeyler yaz, söv, şunu yap bunu yap. Nasıl olsa internet denetimsiz. Denetim olsa ne yazar ki; bir insan vicdanını kaybettiyse ona hiçbir devlet evrakı kâr etmez. Buradan şöyle bir sonuç çıkıyor; kişi hırsızlığa fırsatı olmadığı için hırsızlık yapmıyor olmamalı; hırsızlığa çok müsait olduğu zamanda hırsızlık yapmıyorsa gerçekten hırsızlık yapmamış olur. İnternette ise; kimse görmeyecek bilmeyecek diye atıp tutuluyor; böyle yapan insanların kendine karşı dürüstlüğü yok; kendi kendine karşı doğru değil. Diyelim iftira attın, kimse bilmiyor veya ciddiye almıyor; bu durumda eline ne geçiyor? Hiçbirşey! Yaptığın kötülük kendi boynuna kalıyor; yaptığın kötülüğün altında kendi insanlığını eziyorsun, başkasına birşey yapamazsın.
Bir insanın güzel ve doğru söylemesi için kültürel birikimi olması lazım; edep, irfan, görgü ve bilinç olması gerek. Bunların hiçbiri yoksa ne yapabiliriz; ancak kendi haline bırakırız. Örneğin; bir şiir kitabı hakkında usturuplu bir eleştiri -hakaret ve çamur atma değil; övgü de değil; eleştiri- yapmayı herkes beceremez. Bir kitabı eleştirmek için hele bu kitap bir şiir kitabıysa en az üç kere okumak lazım; önce kitabın içindeki şiirleri anlamak gerek, anlamadan konuşanlar çok komik oluyor. Okumadıkları kitap hakkında yalan yanlış şeyler yazıyorlar. Bir kere bir insan okumadığı kitap hakkında bırakın eleştirmeyi herhangi bir beyanda bulunması bile ebu cehilliktir. Yani cahilliğin babasıdır o kişi. Cahilin önde gidenidir.
Biz bu tür madrabazları ciddiye alacak değiliz. Sonuçta, ne demiş atalarımız; it ürür kervan yürür. Bizim işimiz yıkmak değil; inşa etmektir. Yok etmek değil yaşatmaktır.
Yaşatmak için yazmayan kalemin canı cehenneme!
Yaşatmak için yaşamayan insanın cehenneme kadar yolu var; güle güle!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



