milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • PETA DESTEK VERDİ, HAYVANLAR ARTIK SİMÜLASYONLA KESİLECEK
  • AVRUPA DONUYOR, AVUSTRALYA YANIYOR
  • YANDIMATA: ''TÜRKİYE'DE DOĞALGAZ ARZINDA HİÇBİR SIKINTI YOK''
  • MADDE BAĞIMLISINI AYIPLAMAYIN, MADDEYE 'HAYIR'DEMESİNE YARDIMCI OLUN
  • TESK BAŞKANI PALANDÖKEN'DAN ''KORSAN TAKSİCİ'' UYARISI
  • TÜRKİYE TOHUM ÜRETİM VE İHRACATINDA REKOR KIRDI

Yasalar herkesi bağlamaz mı?

14 KASIM 2009
CMT 01:25

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Herkes ağzını açtığında eşitlikten, bu ülkede yaşayan herkesin birbirine eşit olduğundan bahsediyor ama sıra uygulamaya geldiğinde birileri "Herkes eşit ama biz biraz daha eşitiz" anlamına gelen söz ve davranışlarda bulunuyor. Halbuki bu mümkün değil. İnsanları birbiri ile eşit kılan, eşit konuma getiren unsur yasalardır. Eğer bir ülkede herkes yasalar karşısında aynı muameleyi görüyorsa o ülkede eşitlik var demektir. Yok eğer eşitlik anlayışı insanların vicdanına bırakılmışsa kesinlikle eşitlik sağlanamaz. Çünkü, herkesin vicdani kararı olaylar karşısında farklılık arz edebilir. Hakimlerin kararlarında vicdani kanaatlerinin devreye girmesi olmayan bir cezanın verilmesi yönünde olamaz. Var olan yasanın içinde alt ya da üst sınır arasında vicdani kanaatine göre karar verir. Eğer vicdani kanaat ve kişisel yorum olmayan bir cezayı devreye sokuyor, ortaya çıkmasına vesile oluyorsa o noktadan itibaren yargı mensupları hakim olmaktan çıkar kendilerini yasama organının yerine koymuş olurlar. Bir diğer ifade ile yargı yasa koyucu konumuna geçer. Böyle bir durum sonuçta kuvvetler ayrılığı ilkesini işlemez hale getirir. Maksadım kuvvetler ayrılığı ilkesini tartışmaya açmak değil. Mevcut duruma dikkat çekmeye çalışıyorum.

Bu ülkede yıllardan beri zaman zaman telefon dinlemelerinin gündeme geldiğini hatta bazı dönemlerde telefon dinlemenin yaygınlaştığını da biliyoruz. Söz gelimi 12 Eylül 1980 darbesinin ardından yüz binlerce kişinin telefonu dinlendi. Sadece kişilerin değil kurumların telefonları dinlendi. Bunun için hakimlerden izin almaya bile gerek duyulmadı. Bu durum herkes tarafından da biliniyordu. Ne var ki bugün hakim kararı ile bazı kişilerin telefonlarının dinlenmesi karşısında ayağa kalkan, ülkeyi adeta bir toz duman bulutunun arkasına hapsedenlerin hiç sesi çıkmamıştı. Bu hatırlatmayı yaparken telefon dinlemelerini kesinlikle savunuyor değilim. Dün sürekli olarak çalıştığım gazetenin ve evimin telefonları dinlenirken nasıl rahatsız olmuşsam, bugün de benzer uygulamalar rahatsız eder.

Ancak, bu noktada toplum olarak çifte standarttan kurtulmamız gerekiyor. Özellikle de bazı meslek mensupları pek çok kişinin telefonlarının dinlenmesine hiç tepki vermez, dinlemeleri olağan karşılarken sıra kendilerine gelince bir anda ortalık karışıverdi. Öyle anlaşılıyor ki, bu ülkede bazı meslek mensuplarının şimdiye kadar dokunulmazlıkları varmış ki, şimdi bazılarına biraz dokunulur gibi olunca  yılların verdiği alışkanlıkla olacak tepkileri de sert oluyor. Halbuki yapılan açıklamalarda tüm telefon dinlemelerinde hakim izni bulunduğu belirtiliyor. Bu konuda çıkartılan yasa ne istiyorsa onun yapıldığı, kısacası yasaya uyulduğu ifade ediliyor. Buna rağmen belli ki bazıları söz konusu yasanın kendilerine uygulanmaması gerektiğini düşünüyorlar. Bir de yasanın kendilerine uygulanmasına tepki gösterenlerin arasında bazı yargı mensuplarının da bulunuyor olması  insanı düşündürüyor. İster istemez ülkenin geleceğinden endişeye düşürüyor, yasaların eşit şekilde uygulanacağına olan inancın sarsılmasına yol açıyor.

Bu arada bir başka endişemi ve üzüntümü de belirtmek istiyorum. Bu ülkede hiçbir konuda ortak bir noktada buluşamayacak mıyız? Farklılıklarımız hiç olmazsa yasaların uygulanmasında birleşmemizi engelleyici unsur olmaktan çıkamaz mı?

Terörle mücadele deniyor kıyamet kopuyor. Darbeler döneminin sona ermesi deniyor kıyamet kopuyor. Belli ki toplumun bir kesimi hiçbir şeyin değişmesini istemiyor. İsteniyor ki her şey olduğu gibi kalsın. Böyle gelmiş böyle gitsin. İyi ama dünün şartları gereği böyle gelmiş olabilir. Ama bugünün şartları artık böyle gitmeyeceğini gösteriyorsa bu değişim ortak kararla sağlanmaz mı?

Bizde hiçbir değişimin ortak kararla gerçekleştirilmesi mümkün değil. Bu görülüyor. Öyle ise halkın çoğunluğunun kararı ile değişim gerçekleşsin deniyor ona da karşı çıkılıyor. Öyle bir noktaya geliniyor ki, her türlü değişime karşı çıkanlar neredeyse halkın iradesi de neyin nesi deyip kestirip atacaklar. Ama bunu açıktan söyleyemiyorlar. Demokrasi çok seslilik demek. Farklı olanların kendilerini ifade edebilmeleri demek. Tamam. Yani çok sesliliğin olduğu yerde ortak görüş ortaya çıkamaz. Bu da doğru olabilir. O zamanda herkes görüşünü ifade edip, topluma mesajını verdikten sonra bir kararın verilmesi gerekiyor. Bunun yolu da demokrasilerde Yasama Organı'ndaki oyların çoğunluğu ile oluyor.  Buna da karşı çıkılıyor. Ne olacak peki? Nasıl karar alınacak, aksaklıların önü nasıl kesilecek? Mevcut yapı ile gitmiyor, toplumun hızını kesiyor.

Çoğunluğun kararına uyulması diktatörlük olarak nitelendiriliyor. Böyle oluyorsa azınlığın dayatmasına toplumun boyun eğmek zorunda kalışı ne oluyor? Nasıl izah edilecek?

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 14.11.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: terör, yasa, kanun,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 2 yorum|yorum rssrss

  • bağlamaz

    kanun bir duvardır, gücü olan o duvarı deler geçer...

    dejavu-70 | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 14 Kasım 2009 21:37

  • yargıda siyaset ne zaman biterse

    bu ülkede başbakan ve bakanlar asıldı ama hala bir darbeci zorbalar ceza almıyorlar ne zamanki dokulnulmazlara dokunulur o zaman bu ülkeye barış ve demokrasi gelir.

    ramazan emre | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 14 Kasım 2009 15:44

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Abdülkadir Özkan

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. İçeride de dışarıda da kış sert geçiyor!.
    2. Tren kazası ve zaman aşımı
    3. Soruşturma rapor haline gelmeden yayını başladı
    4. Adalet istemek ve adil olmak
    5. Suriye'deki katliam ve BM'nin yapısı
    6. Uludere Olayı tehlikeli gelişmelere gebe
    7. Küresel eşkıyalar gizlenmeye gerek duymuyor
    8. Sessiz diplomasinin başarısı mı?
    9. Kendilerini üstün görenler eşitliğe razı olur mu?
    10. Din dersine karşı oluşun mantığı olabilir mi?
    1. Dersim Olayı ve cevapsız kalan soru
    2. Davos'un gerçek ruhu işte bu!..
    3. Demokratik darbe olur mu?
    4. Sağcısı da, solcusu da aynı!..
    5. İşte bu olmadı Sayın Cumhurbaşkanım
    6. TV’deki öfkeli kız
    7. Bir özelleştirme ya da satış
    8. Kıbrıs unutturuluyor mu?
    9. Yahudi Lobisi bastırdıkça geri adım atılıyor
    10. Anayasa Mahkemesi'nin kararı belli mi?
    1. Nuh; yalan da kıvırma da sana yakışmadı
    2. Yahudi Lobisi bastırdıkça geri adım atılıyor
    3. Seçimler, ulusalcı laikler ve medya
    4. İslâm dünyası lafla kandırılacak sanılmasın
    5. Açılım açılmadan kapanıyor mu?
    6. Statükonun devamını isteyenler kendilerini halkın yerine koyuyor
    7. Yasalar herkesi bağlamaz mı?
    8. Dersim Olayı ve cevapsız kalan soru
    9. 28 Şubat süreci gerçekten bitti mi?
    10. Kişisel tepki mi, çetelerin rolü var mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    2. İrtica.org kuradan çıktı
    3. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    4. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    5. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    6. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    7. İktidar savaşı
    8. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    9. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
    10. Derin savaş
  • Diğer

    1. Bebeklere en iyi ek besin tarhana çorbası
    2. Avro Bölgesi'nden yardım bekleyen Yunanistan'a kırmızı ışık
    3. Davutoğlu: Suriye'ye herkes seyirci kalsa bile biz kalmayacağız
    4. Çay tansiyonu düşürüyor
    5. Türkiye güneş enerjisinden 96 milyon dolar tasarruf sağlıyor
    6. YURTKUR'dan senetlere için ek süre
    7. Yıldırım: TCK değişti, uygulamalar şaşırtıyor
    8. Okullarda ceza değil, idarenin haberdar olması engelliyor
    9. 40 ayrı adrese şafak operasyonu!
    10. Kar nedeniyle İDO seferleri iptal oldu
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    8. Derin savaş
    9. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    10. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. Haniye İran'a gidiyor
    4. İstifa eden başkana tutuklama
    5. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    6. Sinemanın Ankara'sı
    7. Humus'ta kan durmuyor
    8. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    9. Polonya'da 62 ölü var!
    10. İsrail'le sımsıkı biçimde birlikte çalışacağız
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek