milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • AKDAĞ: "KÜRTAJ KESİNLİKLE AİLE PLANLAMASI YÖNTEMİ DEĞİLDİR"
  • YEMEN'DE ÇATIŞMA: 6 ÖLÜ
  • TTNET SÜRELİ İNTERNET PAKETLERİ
  • KAĞITHANE'DE YİNE KAĞIT ÜRETİLECEK
  • ŞEHİR HATLARI, YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR
  • "YORGUNLUK", DEVECİ ARMUDUNDA REKOLTEYİ DÜŞÜRECEK

Yarına kalan ses Mehmet Akif Ve İstiklal Marşı

18 MART 2011
CUM 02:30

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Şair, fikir adamı, müstesna bir şahsiyet olan Mehmet Akif'in en büyük özelliği mücadele adamı olarak inandığı, yaşadığı ve tanık olduğu olayları şiirlerine taşımasıdır. O'nun hiçbir şiiri yoktur ki, konusunu cemiyetten almamış olsun.  Çanakkale şiiri bir büyük savaşın bir büyük bir mücadelenin sözcüklerde tecessüs etmişi halidir. İstiklal Marşı, milli mücadeleyi bütün veçhesiyle ruhunda duymuş, yaşamış ve tanık olmuş bir şairin halkına seslenişidir.

Mehmet Akif, şiirlerini oturduğu yerde bir ilham sonucu kaleme alan bir şair değildir. Davası, derdi ve bir medeniyet tasavvuru olan adamdır. Yüreği milleti için çarpan biridir. Mehmet Akif'in şahsiyeti tanımlanmadan onun yazdığı şiir ve nesirler tanımlanamaz. Yaşadığı dönemi bilmeden, çektiği acıları, yaşadığı sıkıntıları ve İmparatorluğun içinde bulunduğu durumu kavramadan onun şiirlerini anlamak mümkün değildir.

Milletlerin tarihlerinde dönüm noktası olan anlar ve bu anlarda ortaya çıkan değerler vardır... Bu değerleri tanımadan, tarihin dönüm noktalarını ne tanıyabilir ne de tanımlayabilirisiniz. Milli Mücadelenin sürdüğü ve Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda âlim, aydın ve şair kimliğiyle öne çıkan Milli Şairimiz Mehmet Akif'i tanımadan Anadolu'da verilen mücadele ruhunu anlayamazsınız...

Mehmet Akif, âlim/aydın kimliğiyle Anadolu'ya geçerken merkezi ve kenarı tanıyan bir halk adamıdır... Medrese eğitimi almış, camilerde vaaz verebilecek bilgi ve birikime bir din adamıdır... Kur'an-ı Kerim'i tercüme edebilecek kadar dini bilgi ve birikime sahip çağdaş bir âlimdir... Aldığı üniversite eğitimi ve fen ilimlerine aşinalığıyla bir ilim adamıdır... Yaratılıştan edebiyat ve sanata düşkün olması dolayısıyla iyi bir şairdir. Mehmet Akif, bütün bunların ötesinde, Anadolu işgale uğradığında imparatorluk topraklarını karış karış dolaşan bir vatanperverdir... O aydın/entelektüel hastalığı olan "fildişi kuleye" sığınıp olaylara seyirci kalmamıştır... Çağının tanığı bir dava adamıdır...

İstiklal Marşı'nın yazılışı ve Mehmet Akif Ersoy'un bu milletin hafızasında özel ve önemli bir yeri vardır. Mehmet Akif Çanakkale Savaşı'nın yaşandığı bir sırada, bir görev gereği Anadolu'dan uzaklardadır. Çanakkale Savaşı'nın yaşandığı sırada kendisi Ortadoğu çöllerinde bir tren istasyonunda "Çanakkale Şiirini" yazmıştır. Öyle ki, bu savaşın acısını mısralara öylesine güçlü bir şekilde dökmüştür ki, onun yalnız ruhuyla değil, bedeniyle de Çanakkale Savaşı'nda olduğunu sanırsınız...

Çanakkale şiirindeki her sözcük savaşın acısı ve heyecanını bütün çıplaklığıyla ortaya koymakta ve savaşı dışarıdan değil, içerden (yaşayan) bir şahit olarak anlatmaktadır.  Her mısrası ruha işleyen bu satırlar yalnızca şiirin gücünü göstermez, Mehmet Akif'in Milli Mücadeledeki çarpan kalbini, ürperen ruhunu, inanmışlığını, umudunu ve büyüklüğünü gösterir.

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhîdi...
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe," desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu taşındır," diyerek Kâbe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ nâmiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle;

Ebr-i nisanı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;

Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem,
Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;

Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana,
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana..."

Bu mısralar ancak iman ve azimle yazılabilinir...

İstiklal Marşı Mehmet Akif ile milletinin Milli Mücadele hikâyesidir. Ve İstiklal Marşı Milli Mücadelemiz üzerine yazılmış en büyük şiirdir... İstiklal Marşı'nın yazılışına karar verildiğinde ilk akla gelen isim Mehmet Akif'tir. Vaat edilen mükâfat sebebiyle müsabakaya katılmayan, ancak şairliği ve bu konudaki kabiliyeti herkes tarafından bilinen Mehmet Âkif'ten Maarif Vekili Hamdullah Suphi ve Balıkesir Mebusu Hasan Basri (Çantay) böyle bir şiiri ancak kendisinin yazabileceğini beyanla bir şiir talep ederler. Hasan Basri (Çantay) ve Hamdullah Suphi'nın ısrarları sonucu yazılan şiir, Meclis tarafından beğenilerek okunmuş ve Millî Marş olarak kabul edilmiştir. Bunun üzerine 12 Mart 1921 günü kabul edilen ve milletin ruhuna ve ordumuzun kahramanlığına ithaf edilen marş, Maarif Vekili Hamdullah Suphi tarafından yeniden okunmuş, milletvekilleri tarafından ayakta dinlenilerek büyük bir coşkuyla alkışlanmıştır.

İstiklal Marşı gibi muhteşem bir şiiri, Mehmet Akif'in iki gün gibi kısa bir sürede yazması hayret edilecek bir durumdur. Taceddin Dergâhı'nda İstiklal Marşı'na yoğunlaştığı bir sırada, gece uykusundan kalkıp ışığı yakacak fırsatı bulamadan İstiklal Marşı'nın bazı kıtalarını odanın duvarına çiziktirmesini bu hayret makamında değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum... Bu aynı zamanda Milli Mücadeleyi ruhunda yaşayan şairin, zamanı ve yeri geldiğinde, önceden ruhunda ve kafasında bitirdiği şiiri kaleme dökmesinden başka bir şey değildir...

Milli Mücadelemizin bayraklaştığı en büyük edebi metin hiç kuşkusuz İstiklal Marşı'dır. İstiklal Marşı'nın yazılması, kabul edilmesi ve Meclis'te okunurken Mehmet Akif Ersoy'un ortaya koymuş olduğu müstesna tavır bu milletin hafızasından silinmeyecek izler bırakmıştır. Mehmet Âkif'in İstiklal Marşı'nı kaleme aldığı Ankara günlerinde oldukça büyük maddî sıkıntılar içindedir. Öyle ki, İstiklal Marşı'nın okunacağı gün, Meclis'e giderken yakın arkadaşı Hasan Basri Çantay'ın paltosunu ödünç almıştır. Böylesine bir maddi sıkıntı içinde olmasına rağmen yine de kendisine vaat edilen ödülü kabul etmemiş, Dâru'l-Nisaiye'ye bağışlamıştır. Sonraki yıllarda, İstiklâl Marşı gibi bir şiirin yeniden yazılıp yazılamayacağı tartışmalarına ise; "Allah bu millete bir daha böyle bir marş yazdırmasın!" sözleriyle karşılık vermiştir.  Akif bu anlamda üstün ahlakı ve erdemli kişiliğiyle ve inanmışlığıyla mümtaz bir şahsiyettir.

Mehmet Akif kadar kendisini milletiyle özdeşleştiren, milletinin derdiyle dertlendiren başka bir isim yoktur. Zira Mehmet Akif, İstiklal Marşı'nın her satırında milletine seslenirken gerçekte kendine seslenmektedir. Örneğin;

"Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın.
Kim bilir belki yarın... Belki yarından da yakın"

diye seslendiği millettir... Bir başka mısrada ise bu defa kendini tanımlar;

"Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."

Mehmet Akif yalnız şiiriyle büyük değil, kişiliği, şahsiyeti ve samimiyetiyle büyük bir adamdır. "Akif'in ahlakı, dünyada tek başın kalınsa bile yaşanacak bir ahlaktır" nitelemesinde bulunanlar, onun işte bu insani büyüklüğüne işaret etmektedirler. Yine onun şiiri için: "Edebiyat tarihi ondan daha büyük bir İslam ve Türk şairi tanımamıştır" denilmektedir. Bu söz bir hakkı teslimden başka bir şey değildir. O'nun Milli ve İslam Şairi oluşunu yazdığı şiirler, savunduğu fikirler ve ortaya koyduğu davranış biçimi fazlasıyla teyit etmektedir... İstiklal Marşı vatanın, milletin sesidir. Bu ses Mehmet Akif'in kaleminden çıkan, yüreğinden dökülen ve İstiklal Marşı ile dünden bugüne, bugünden yarına kalacak tek sestir...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 18.03.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: istiklal marşı derneği, ismet özel, mehmet akif ersoy, istiklal marşı, sinema, mustafa özçelik, ertuğrul erkişi, safahat, tbmm,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Mehmet Kurtoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Şair ve serserilik
    2. Şair ve Zalim
    3. Öfkenin şöhreti (Bir Tatlıses okuması)
    4. Devlet ve tiyatro
    5. Şair, şiir ve siyaset
    6. Suriye trajedisi ve İran
    7. Şiir ve müzik
    8. Aşksız şiir olmaz
    9. Şehirlerin ruh mimarları (Yozgatlı Şakir Efendi)
    10. Arafta bir romancı Tanpınar
    1. Ben mi tanık olacaktım?
    2. Diktatörler
    3. Yarına kalan ses (Mehmet Akif Ve İstiklal Marşı)
    4. Biz taş atan çocuklar!
    5. Kadim gelenekten moderniteye kadın dili
    6. Doğu Batı ekseninde edebiyat ve medeniyet
    7. Bizim kuşak ve Erbakan...
    8. Dramatik ve trajik arasında: Halk ayaklanmaları
    9. Ortadoğu, devrim ve Araplar
    10. Ertelenmiş bir devrim...
    1. Biz taş atan çocuklar!
    2. Ben mi tanık olacaktım?
    3. Ertelenmiş bir devrim...
    4. Dramatik ve trajik arasında: Halk ayaklanmaları
    5. Bizim kuşak ve Erbakan...
    6. Kadim gelenekten moderniteye kadın dili
    7. Yarına kalan ses (Mehmet Akif Ve İstiklal Marşı)
    8. Kahramanlar ve şarlatanlar
    9. Ortadoğu, devrim ve Araplar
    10. Türkiye-Suriye yakınlaşması ve ayaklanmalar
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Akdağ: "Kürtaj kesinlikle aile planlaması yöntemi değildir"
    2. Yemen'de çatışma: 6 ölü
    3. TTNET süreli internet paketleri
    4. Kağıthane'de yine kağıt üretilecek
    5. Şehir hatları, yaz tarifesine geçiyor
    6. "Yorgunluk", deveci armudunda rekolteyi düşürecek
    7. Güçlü hafıza için elma suyu
    8. Sezaryen oranlarında dünyada ilk üçteyiz
    9. Yağışlar bal üreticisini umutlandırdı
    10. "Mavi Marmara" baskının yeni görüntüleri ortaya çıktı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Dalga askeri aşamadı
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek