Anadolu'da dinimizin inanış biçimine ters düşmeden halk tarafından çeşitli doktrinler geliştirilmiştir. Doktrin terimini halk sözcüğüyle birlikte kullanmam bazı okumuşları veya işin uzmanlarını alındırsa bile benim sözünü etmek isteğimi herhangi bir bilim dalı henüz açıklayamamıştır. Sözünü etmek istediğim Anadolu'da yaygın olup büyük kentlerde pek de bilinmeyen, bilinse bile küçümsenmeye çalışılan bir çare terminolojisidir. O çare ki halkımızı birçok sıkıntıdan kurtarmakla kalmamış, bilimin sunmaya çalıştığı iyileştirici etkiden daha fazla yarasına merhem olmuştur. Terminoloji dedim ya, inanış şeklinin somut araç gereçleri yok; sadece gönül araçları olduğu için söylüyorum. Gönül araçları gözle görünmez ama gözle görünen somut durumları ortadan kaldırabilir/kaldırıyor. Yani gönül terminolojisi... Gerçeğin tecelli etmesi insan ruhunun kıvrımlarını da rahatlatıyor. Kalben genişleme meydana getiriyor. Hâsılı gerçek bir tedaviden bahsetmek istiyorum.
Önce hastalığı söyleyelim; hastalığın ismi yarımca. Yarım gün baş ağrısı. Ya sabah ağrıyıp öğleden sonra diniyor veya da sabahları bir şey yokken öğleden sonra baş ağrımaya başlıyor. Tıbbi ismine migren deniliyorsa da ben tıbbi ismine pek de inanmıyorum; asıl ismi yarımca! Tıp bilimi yarımcanın yedi sekiz sebebini sayıyor; bence tek sebebi var; aşırı stres. Stresin ana kaynağı ise bu dünyaya uyamamak. Uyumsuzluk insanın başını ağrıtıyor! Toplumsal çürümeye verdiğimiz tepkinin kendi bünyemizdeki hasarı; bir nevi aşırı duyarlılık. Yarım gün ağrımasının sebebi de; insanın bu dünyada yarım olduğu gerçeğini ihtar etmesidir. Başka açıdan; bu dünyanın yarım olması; öbür dünyanın tam olmasına delalettir. Bir başka açıdan; her insan biraz yarımdır; evlenmemişse yarım, öksüzse yarım, yetimse yarım, çocuksuzsa yarım, babasızsa yarım, sevgisizse yarım, saygısızsa yarım, yoksulsa yarım, varsılsa yarım ilh... Hayat bir tümlenme uğraşısı değil mi? Daha büyük ölçekten bakarsak; bu dünyada olmak, insanın yarım olmaklığıdır. Sevgiliye kavuşma isteği tümlenme uğraşısının temel dinamiğidir. Tümlenmenin sonraki merhaleleri Sevgilide bütünlenme... Tedavinin tedavisi...
Tedavi yönteminde Sevgilide bütünlenme uğraşı esastır. İnanmak en temel şarttır. Önce inanacaksın. İmanlı olarak inanacaksın. Okunan sure veya ayet ruhunu dindirmelidir. Ruhunda dinginliği yaşamıyorsan inanmıyorsun demektir. Ayeti okuyan ağız önemli tabiî ki. 'Ağzı dualı' Müslümanlardan olmalıdır. Sakallı veya sakalsız olması pek önemli olmamakla birlikte benim için sakallı olması tercihe muciptir. Sakal okunan duanın anlam değerini benim dünyamda daha da yükseltiyor. Sakala hürmetle birlikte Sevgiliye hürmetim de artıyor.
Hurafe ile aslı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Aynen bilimle ilim'in ayrıştırılması gerektiği gibi. Bazen bilim ve ilim birbirine karıştırılıp ikisi de aynı minvalde kullanılıyor. Bu nasıl yanlışsa hurafeyi 'dini gerçek' gibi görmek de öyle yanlıştır. Yazımızın başında 'bazı okumuşlar' ve 'işin uzmanları'nı alındırabilmesi derken aslında bunu kastetmiştik. Çünkü toplum yapımızı oluşturan kök değerler gitgide hurafe damgasıyla hayatımızdan çıkarılmak isteniyor. Maneviyatsız bir toplum düşünülebilir mi? Düşünülemez. İnsan kalabalıklarının 'toplum' olabilmesi için maneviyat üst başlığında aralarında 'gizli perçin'ler vardır. Örneğin; herhangi bir insanın yolda yürürken bile uyması gereken 'adap' var. Bu adap herhangi bir şekilde yazılı (hüküm anlamında) olmamakla birlikte her insanın asgari insanlığının gerekliğidir.
Yarımca 'yarım' olduğumuza dair ihtardan başka bir şey değil. Bütüne varabilmenin insan gerçekliğindeki yeri 'dua'dan geçiyor. Dua okumak ve okunmak duruluğun insan ruhundaki yansımasıdır.
Yaşadım ve bildim.
TEBRİK
Sevgili şair arkadaşım/dostum/kardeşim İbrahim Gökburun, Derya hanımefendi ile hayatını birleştirmiştir. Allah daim ve mübarek eylesin İnşallah. Kardeşlerimize hayırlı olsun diyor evliliklerinde huzur ve mutluluklar diliyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




