Yapmadığımız ve yaratmadığımız hakkında karar vermek ve onu yönlendirmeye çalışmak haddini bilmemek, haddi aşmak, zorbalığa yönelmek ve baskıcı ahmak olmaktır.
Yaratılanlar hakkında kararı Yaratan verir.
Hiçbir insanı cennete veya cehennem gönderme yetkisi hiçbir kimseye verilmemiştir.
Onun kararını insanı, cenneti ve cehennemi Yaratan verir.
Yaratan Rabbimiz, Beyyine süresinin 6'ıncı ayetinde: "Şüphesiz ehli kitap ve müşriklerden olan kâfirler cehennem ateşinin içindedirler ve ebedi olarak orada kalıcıdırlar. İşte onlar yaratılanların en şerlisi/kötüsüdürler." buyurur.
Değerli, şair bir dostumun yanına uğramıştım. Ben vardığımda yanında bir genç vardı.
Genç: "İzninizle gitmek istiyorum. Bir de filan ağabeyin yanına uğrayıp eve gideceğim" dedi.
Şair dostum: "Kim o?" dedi.
Delikanlı, o adamın soyadını da söyleyince, "Ooo eğer sen o ateiste ağabey diyorsan bir daha bana ağabey deme. Benim, ateist bir kardeşim yok" deyivermişti.
Kayıhan yayınevinin yayınladığı Şeyh Şamil'in hayatını yazan İngilizin kitabında şöyle bir olayı nakleder: Çeçen dağlarında bir ağacın altında Şeyh Şamil ile Rus general bir görüşme yapar. Ayrılırlarken tokalaşmak için ellerini uzatırlar. Şeyh Şamil'in yardımcısı araya girer ve Şeyh Şamil'e "Bu bir Müşriktir. Müşrikler pistir. Bunun necis elini tutamazsın" der. Bunun üzerine Rus general elindeki bastonu vurmak için kaldırır. O anda Şeyh Şamil havadaki bastonu kapar ve yardımcısını korur. Sonra ayrılırlar.
Bu olayda ben, Şeyh Şamil'in tekrar tokalaşarak yardımcısının yanlış anlayışını nazik bir şekilde düzeltmesine, İmani hassasiyeti tam olan ama yanlış iş yapan yardımcısını, Rus generale dövdürmemesine hayranım.
Basın yoluyla ateistliğini ilan eden yazar-çizerlerden biri, soldan ziyade kompleksli sağ aydınlar tarafından itibar görürken bir gün bir delikanlı kendisine sorar: "Beyefendi, hayvanlar tabiatı nasıl algılar bilemiyoruz. Dillerinden de anlamıyoruz. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'inde, A'raf suresi 179'uncu ayetinde "...İşte onlar hayvanlar gibi, hatta daha da sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir." buyurur. Senin dilin olduğuna göre acaba tabiatı nasıl algılıyorsunuz?" diye sorar.
Bana ve size kaba gibi gelen bu soru o adam üzerinde etkili olmuştur.
O güne kadar yağ çeken sağcılarımız, yağlarıyla o adamın ayağının kaymasını hızlandırırken bu kaba gibi gelen söz, fren görevi yapmıştır.
Bakara süresinin 221'inci ayetinde: " Müşrik kadınları iman edinceye kadar nikahlamayın. İman eden bir cariye, müşrik bir kadından -bu müşrik her ne kadar hoşunuza gitse de- daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri iman edinceye kadar nikâhlamayın. İman eden bir köle, Müşrik bir erkekten -bu sizin hoşunuza gitse de- daha hayırlıdır. Onlar (Müşrikler) ateşe çağırırlar, Allah ise, izniyle Cennete ve mağfirete çağırır. O, âyetlerini insanlara açıklar. umulur ki düşünüp ibret alırlar." buyurur.
Buyurun, konuya Enfal süresiyle devam edelim:
20- Ey iman edenler, Allah'a ve Rasulü'ne itaat ediniz. (Kur'an'ı) işitip dururken ondan yüz çevirmeyiniz.
21- İşitmedikleri halde "işittik" diyenler gibi olmayınız.
22- Şüphesiz Allah katında canlıların en şerlisi, aklını çalıştırmayan (Gönül kulağı) sağır ve (Hakkı söylemeyen) dilsizlerdir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



