milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • AKDAĞ: "KÜRTAJ KESİNLİKLE AİLE PLANLAMASI YÖNTEMİ DEĞİLDİR"
  • YEMEN'DE ÇATIŞMA: 6 ÖLÜ
  • TTNET SÜRELİ İNTERNET PAKETLERİ
  • KAĞITHANE'DE YİNE KAĞIT ÜRETİLECEK
  • ŞEHİR HATLARI, YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR
  • "YORGUNLUK", DEVECİ ARMUDUNDA REKOLTEYİ DÜŞÜRECEK

Yaprak dökümü...

18 KASIM 2008
SAL 04:54

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Aylardan Kasım olunca hayatın rengi değişmiş oluyor ister istemez. Çünkü hayat böyledir. Şimdi sararmış yapraklarla bezenmiş bir dünyayı tefekkür etmek imkânımız oluşmuş oluyor. Vakit erişti vade doldu. Öyle bir zamandır. Kasım ayı bitmek üzeredir. Böylece hayatın içinde bütün bunlar bir geliş ve gidişin içindeki lazım olan enstrümanlar olmuş oluyor. Bunlar elbette lazım şeylerdir. Çünkü bunlarsız hayatın kendisi kendini devam ettiremez de ondan. Zaten yaprakların sararması bile başlı başına müthiş bir olay. Çünkü durup dururken sarartmıyorlar kendilerini. Bir oluşmanın kaçınılmaz halidir bu olay. Muhakkak bir nedene dayanmaktadır. Boşu boşuna olmuş bir şey değildir yani.

Yapraklar büyük ekseriyeti itibariyle daha dallarında iken sararıyorlar. Yani kendi evrelerini kendi evlerinde tamamlayıp öylece bir hazırlığın içine giriyorlar. Evlerinde oluşturuyorlar bu hali. Ve sonradan döküyorlar kendilerini toprağa. Topraktan geldik toprağa gireceğiz meseli böylece bir kez daha tespit edilmiş oluyor. Yani emri ilahi bir defa daha tecelli ediyor gözümüzün önünde. Bunu ağaçların, bitkilerin hayatından açıkça müşahede etmiş oluyoruz. Böyle bir imkânı da daha biz sararıp solmadan görme, müşahede etme imkânına kavuşmuş oluyoruz. Bu tabii seyrini sürdürmekte olan olayda ağaçların pozisyonu değişik oluyor. Diyelim çınar yapraklarının sararıp solması ile incir yaprağının sararıp solması aşamasında farklılıklar mevcut. Çınar yaprağı kendini hemen hemen tümüyle sarartırken, incir yaprağı öyle yapmıyor. İncir yaprağı sanki sevgiliye gönderilen kenarı yakılmış bir aşk mektubu gibi kenarından kendini karartarak ve büzüştürerek toprağa bırakıyor kendini. Çınar ağacının altında sararmış hışırtılar dinlerken, incir ağacı yere düşmüş yarısından fazlası yeşil kalmış yapraklarla kendini ortaya koyuyor. Bu bana biraz inat ediyor gibi geldi ama sonradan akl ettim ki incir ağacının fıtratı böyledir herhalde. Ki incirin insana ne kadar faydalı olduğunu da unutmamak lazım...

Arka bahçedeki erik ağacının yapraklarının ise bir huruç hareketi yaparcasına sabah sabah bir hayli kalabalık bir şekilde yere düşüşleri hayrete düşürdü beni. Onlar da tümüyle kendilerini sarartmışlardı. Tabii bunu can eriği olarak tesmiye edilen erik cinsi için söylüyorum. Yoksa biraz ilersinde mor yapraklarıyla arzı endam eden diğer mor renkli meyve veren erik ağacı ise hâlâ direniyor hayata. Ömrünü uzatmak istiyor besbelli. Ölümden korkuyor desem değil elbet, çünkü er geç solacağını o da biliyordur mutlaka. Demek ki onun da fıtratı böyle imiş, dedim... Okulun bahçesinde çocuklar cıvıldayarak hışırtılar çıkartan sararmış yapraklara basarak oynuyorlar. Zaman zaman da ayaklarıyla yaprak kümelerini havalandırıp koşuşturuyorlar. Sararmış yapraklarla minik çocukların nasıl hayatın vazgeçilmez gerçekliğini sergilediklerini temaşa etmek de bana düşüyor sanki. Taze, canlı, hareketli cıvıl cıvıl çocuklarla artık ömrünü nihayete erdirmiş sararmış yaprakların apaçık görüntüler sunan hayatı.

Bu ara büyük şair Yahya Kemal’in Kendi Gök Kubbemiz adlı şiir kitabını bir daha okumaya başladım. Tarihi bir imge olarak hayatımızda yerini bulan geçmişimizi terennüm eden şiirler. Geçmişin canlı hareketli hayatının tasvirleri... Müthiş bir algılama durumu mevcut bu şiirlerde. Demek ki var olanın izleri kalıyor hayatta. Kendi olmak gibi bir şey bu… Çınar ağacı ile incir ağacı arasındaki fark gibi. Kendi hayatını yaşamak… Kendi kaderine boyun eğmek... Hayatta bir işe yaramak. Var oluşun bir işe yarıyor olmasını tescil etmek gibi de geldi bana. Mademki varım bari bu dünya hayatında bir işe yaramış olayım.

Yaprak dökümleri hep hüzün verir bana. Bu hüznü farkına vararak yaşamak da önemli elbet. Hayat gibi adeta... Katı, acımasız bakışların altında yaşamak da kolay değil elbet. “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul.”  Vesselam...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 18.11.2008 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Nurettin Durman

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bülbül meseli
    2. Perşembenin gelişi
    3. Mehmet Aycı’nın şiir kitapları
    4. Yunus Emre’nin halleri
    5. Sohbetin tadı bunalımın adı
    6. Sabırla kalınız
    7. Söylemek ihtiyacı...
    8. Serbest düşünme temrinleri
    9. Güzel işler zamanı
    10. Şiir ve kent kültürü...
    1. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah
    2. Kerbela sevgilim
    3. Yaprak dökümü...
    4. Perşembenin gelişi
    5. Meğer Aşk İmiş
    6. Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim
    7. “Ben dost ile dost olmuşam”
    8. Vahşetin çığlıkları...
    9. Adı güzel kendi güzel Muhammed
    10. Serçe kuşunun itirafları
    1. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah
    2. Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim
    3. Yunus Emre’nin halleri
    4. Serçe kuşunun itirafları
    5. Diyorum ki, hayatın uçabilen kanatları olmalı
    6. Deniz de küser elbet
    7. İsrail öldürüyor
    8. Kalbimizden kalbinize bir yol vardır mutlaka
    9. “Ben dost ile dost olmuşam”
    10. Söylemeyi özledim
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Akdağ: "Kürtaj kesinlikle aile planlaması yöntemi değildir"
    2. Yemen'de çatışma: 6 ölü
    3. TTNET süreli internet paketleri
    4. Kağıthane'de yine kağıt üretilecek
    5. Şehir hatları, yaz tarifesine geçiyor
    6. "Yorgunluk", deveci armudunda rekolteyi düşürecek
    7. Güçlü hafıza için elma suyu
    8. Sezaryen oranlarında dünyada ilk üçteyiz
    9. Yağışlar bal üreticisini umutlandırdı
    10. "Mavi Marmara" baskının yeni görüntüleri ortaya çıktı
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Dalga askeri aşamadı
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek