Vasiyet edene ait mal veya küçük çocukların yönetim ve denetimini kabul eden kişinin bu görevine vesayet denir.
Yani vesayetin gerçekleşebilmesi için ya ağzı ve dili olmayan mal olması gerekir veya ağzından çıkacak sözleri kontrol edemeyecek kadar küçük çocuk olması gerekir.
Kendini erişilmez biri kabul edenlerin evinde de, dairesinde de, çobanlığında da, krallığında, demokrasisinde de halk sıkıntı çeker.
Çoban kendi sevdiği otların sürü tarafından da sevilmesi gerektiğine inanır ve sürünün sevdiği otların olduğu yere değil, kendi sevdiği otların olduğu yerlere sürer.
Türkiye'de yetmiş üç milyonun hemen hepsi insani vesayete karşıdırlar.
İktidar taraftarları askeri vesayete karşı olduklarını söyleyerek, iktidar karşıtı olanlar da iktidarın vesayetine karşı olduğunu söyleyerek ikisinin toplamından insani vesayete karşı oldukları ortaya çıkar.
Doğru olan da budur.
Ma'şeri vicdan dediğimiz de budur.
Allah bütün insanları yalnız ve yalnız kendisine kulluk yapmaları için yaratığından, mayaları ona göre yaratıldığından her can taşıyan insanın mayası bozulmadığı sürece insan vesayetine karşı çıkar.
Mayası bozulur, kölelikten zevk alır hale gelirse, kendilerini Firavunun esaretinden kurtarmak isteyen Musa aleyhisselama zorluk çıkaran İsrail oğulları gibi kölelik döneminin sarımsağıyla soğanını, özgürlük döneminin bıldırcın etiyle kudret helvasına tercih eder.
Onun için Müslümanlar, günde beş vakit namazlarında kırk defa "İyyake na'büdü/Biz ancak sana kulluk ederiz" ayetini tekrarlayarak kula kulluğa, vesayete karşı çıktıklarını bütün dünyaya ilan ederler.
Ana rahminden gelip kefen giyinceye kadar kanımızı, kalbimizi, saçımızın her telini, gözümüzün yağını yöneten Allah'tan başka hiçbir insanın vesayetini kabul etmiyoruz.
Hatta "Ana rahminden" sözü bile eksiktir.
Hazreti Adem'den doğduğumuz güne kadar bizim hangi tenlerden akıp geldiğimizi de ayarlayan o Allah'tır.
İşte biz, yalnız ve yalnız o Allah'ın vesayetini kabul ediyoruz.
Şûra suresinin 13'üncü ayetinde Rabbimiz, dini doğru tutmamız ve ayrılığa düşmememiz için Nuh'a, İbrahim'e, Musa'ya, İsa'ya ve hazreti Muhammed (aleyhimüsselam)'a vasıyyet ve vahyedenin Allah olduğunu haber vererek vesayetin Allah'a ait olduğunu vurgular.
Ülke içinde vesayet şunun mu bunun mu olsun tartışması yaşanırken ülke dışından da vesayeti alacak devletler arayanlar bile var bu ülkede.
Filan ülkenin kriterleri mi, yok filanın kriterleri mi diye bir tartışma açtığınızda vesayet rejimine taraftar olanlar ortaya çıkıverirler.
Onlar, kendilerini çocuk gibi kalemiyle veya koltuğuyla oyunda oynaşta yaşayıp birilerinin yönetimini istemektedirler.
İşte o istedikleri rejimlerin kurallarıyla gencecik çocukların kanı, analarının ve babalarının gözyaşı akmaya devam ediyor.
Zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olmaya devam ederken Ramazan ayında Allah'ın vesayetinden bir kaçı yürürlüğe girince zenginin kasasından fakirin kesesine birazcık da olsa damlamaya başlıyor.
Ya bütün hayatımızda Allah'ın emir ve yasakları çobanından Cumhurbaşkanına kadar yaşanır olsa ne olur?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



