Milli Eğitim'de tarihi bir karar alındı. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinin stadyumlarda kutlanması zorunluluğu kaldırıldı. Artık Başkent dışında stadyum töreni yapılmayacak. Bayram, okul bahçelerinde kutlanacak. Kararın birinci gerekçesi, törenlere hazırlık döneminin mevsim olarak soğuk bir zamana denk gelmesi nedeniyle sağlık sorunlarına yol açması. İkinci gerekçesi ise, çalışma süresinin uzun olması nedeniyle öğrencilerin derslere ilgisinin azalması ve motivasyonun düşmesi. Bir de gönüllü olmayan öğrenci velilerinin okullarla olan ilişkisinin bozulması var.
Bu karar, tahmin edileceği gibi hemen tartışma başlattı. Destekleyenler çıktığı gibi karşı çıkanlar da oldu. Kimisi iktidarın cumhuriyetle hesaplaşması olarak gördü. Kimisi cumhuriyet düşmanlığı ilan etti. Kimisi de, halkı bütünleştiren değil ayrıştıran, ulus bilinci ve vatan sevgisini yok edecek bir karar olarak değerlendirdi.
***
73 yıldır yapılan 19 Mayıs kutlamalarına ilişkin eleştirileri, ilk kez Prof. Dr. Mümtazer Türköne'den duymuştuk. Şöyle diyordu:
"19 Mayıs kutlamaları 1932'nin faşist İtalya'sından alınma. Neden değiştirmek aklımızdan bile geçmiyor?"
1932 yılında İtalya ve Moskova'ya giden Milli Şef İnönü, oradaki resmigeçit ve kutlamalardan çok etkilenip 'aynısını neden biz de yapmayalım?' diyerek hemen harekete geçiyor. Gençlerin stadyumlara yığılıp, bir takım bedensel hareketler ve ritüeller eşliğinde gösteri yapmasına yol veriliyor.
Türköne'nin iddiası bu.
19 Mayıs 1919 bilindiği gibi Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak bastığı gün. Ancak milli bayram ilan edilişi, 20 Haziran 1938'dir. Aradan tam 19 yıl geçtikten sonra yani. Cumhuriyetin ilan edilişinden 15 yıl sonra. Oldukça uzun bir zaman sonra. O dönemdeki ismi 'Gençlik ve Spor Bayramı'.
12 Eylül darbecileri bayramları bile değiştirmişlerdi hatırlıyorsunuz. 17 Mart 1981 tarih ve 2429 sayılı kararla 19 Mayıs'ın başına 'Atatürk'ü Anma'yı ekliyorlar.
Başka dikkat çekici bir husus daha. TBMM'nin açıldığı gün; 1921'de 'Millî Bayram' ilan edilmiş. 1929'da da 'Çocuk Bayramı' olmuş. 'Cumhuriyet Bayramı' ise 1925'te milletin 'tek milli bayramı' kabul edilmiş. Dikkat edilirse, son iki bayramın kabul edilişi, Atatürk'ün ülke yönetiminde etkin olduğu döneme ait.
Ama 19 Mayıs biraz farklı.
İsmet Bozdağ'ın anlattığına göre Atatürk, bunu ilk defa 1937 yılında gündeme getirmiş. Kabul edilmesiyle birlikte, O'nun döneminde de iki defa 19 Mayıs kutlaması yapılmış. Birisinde çok hastaymış zaten.
***
Bugünkü, kitlesel gösteriler ve birbirinden değişik ritüeller sonradan girmiş, resmi literatüre. Türkönü'nin iddiası işte burada haklılık kazanıyor. Bağımsızlık ve özgürlük fitilinin ateşlendiği gün olması nedeniyle bayram ilan edilen 19 Mayıs, tek parti döneminde CHP'lilerin komünist ve faşist uygulamalara hayranlığı nedeniyle farklı bir şekle bürünmüş.
Darbe dönemlerindeki jakoben anlayışa laikçi çevrelerin abartılı Atatürk milliyetçiliği de eklenince resmi bayramların temel hedefi olan devlet-millet kaynaşmasından tamamen uzaklaşılmış.
Hatta daha ileri gidilerek batılı değerlerin empoze edilmeye çalışılması ve stadyumlarda şeklen de olsa milletin geleneğine, inancına ve tarihine uymayan görüntüler ortaya çıkması, 19 Mayıs bayramının stadyumlara hapsedilmesine yol açmış. Bizim de gençliğimizde yaptığımız gibi, liseli gençlerin ellerinde tahta sopalarla, boyanmış yağ tenekesi kutularıyla bir türlü anlam verilemeyen 8-10 çeşit jimnastik hareketinin yapıldığı zorunlu gösterilerin ötesine geçememiş.
Bayram, aynı topraklarda yaşayan bir milletin ekseriyeti tarafından kabul edilen ortak bir milli veya dini değerdir. Eğer düşman işgalinden kurtuluşu kutlayacaksak, bunu düne kadar düşmanımız olan devlet ve milletleri taklit ederek yapmak, ne kadar mantıklı ve doğrudur? Bayram bizim milletimiz için ise, kutlaması da bize özgü olmalı. Bize ne onların çağdaş ve modern diye dayatılan değerlerinden. Sormak lazım. Stadyumlarda gösteri yapmak 'milli mücadele ruhunu' kazandırmak için bir gence ne kazandırır?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



