Anayasa'nın değiştirilmesi konusunda yeni bir safhaya geçildi. Hükûmet, artık bunu Meclis'te görüşüp onaylamak suretiyle bir karara bağlamak istiyor. Meclis'teki muhaliflerin yeni metne bir harf dahi katkısı olmazken, en ciddi tutum Saadet Partisi'nden geldi. Saadet, böyle bir değişikliğin zaruretini söylemekle kalmadı, bir metin üreterek bu değişiklikte son derece önemli bir görev üstleneceğini de gösterdi.
Muhalefet etmenin asıl gayesi, ülke hayrı için çalışmalar, fikirler, planlar ortaya koymak, iktidarın varsa yanlışlarını dile getirip onlardan dönmesini sağlamak, yine varsa hayırlı çalışmaları onlara da hiç yüksünmeden destek vermektir.
Meclis'teki muhaliflere baktığımız zaman maalesef ülkenin hayrına, istikbaline dair tek bir olumlu kanaatlerinin, cümlelerinin olmadığını görüyoruz.
Anamuhalefet adeta kendini Ergenekon davasına adamış. Erzurum'daki gizli tanıktan, Silivri'dekilere her dalda avukatlık görevini yerine getirmek için canla başla çalışıyor. Buna karşılık, Meclis'teki görevini ise yerine getirmiyor.
Vekilin Meclis'te bulunuş amacı ve gayesi milleti temsil etmektir. Daha önce milletin kendisine verdiği temsil yetkisini kullanmayan, kullanamayan Anavatan Partisi'nin ve onun genel başkanının kaydı siyasî hayatımızdan silindi.
Siyasî partilerin varlık gayesi her çıkan kanunu bir üst mahkemeye yetiştirip, Meclis'i ve ülkeyi çalışamaz, kanun çıkaramaz, milletin verdiği yetkiyi ve iradeyi kullanamaz hale getirmek değildir.
Siyasî partilerin varlık sebebi hem iktidarıyla hem muhalefetiyle bu ülke için hayırlı olan her adıma destek vermektir.
Saadet Partisi, ülke için olumlu her adıma ve çalışmaya fikir ve eylem bakımından katkı sunmaya devam etmektedir. IMF konusunda daha kısa zaman önce Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un, Başbakan'ı ikazı ne kadar haklı ve yerinde idi.
Şimdi ülkemiz hangi sebeple olursa olsun bu beladan uzak durmanın haklı onurunu yaşayacaktır.
Başbakan'ın Kurtulmuş'a ve milletimize bir teşekkür borcu vardır. Her ne kadar, kendileri o toplantıda çok açıkça IMF ile çalışacaklarını, anlaşacaklarını beyan etmişlerse de, kısa zamanda bunun ne kadar tehlikeli ve yanlış olduğunu görmüşlerdir. Yanlıştan dönülmüş, bundan sonrası ülkemiz için kâr olur inşaallah.
Anayasa taslağı konusunda Saadet Partisi'nin kendi önerisi vardır. Bu öneri dikkate alınırsa ve ülkemiz için çok daha hayırlı ve verimli çalışma yapılmış olur.
Siyasî partilerin yetişemediği yerde, muhalefet görevini fazlasıyla yerine getiren Doğan medyası Anayasa çalışmaları konusunda üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır. En son, hiç konuşmayan ve hâlâ da konuşmamış olan Ahmet Necdet Sezer'in yakın çevresinden bilgi almak suretiyle önemli bir habercilik ortaya koydular.
Necdet Sezer'in ağzından tek bir harf çıkmadığı halde, kendisiyle hiçbir surette konuşulmadığı halde, kendisinin sözlü veya yazılı hiçbir beyanı olmadığı halde, yakın çevreden derlendiği, toplandığı söylenen bilgilerle, cümlelerle Anayasa değişikliğinin olmaması konusunda bir muhalif habere daha imza atılmıştır.
Görevi başında dahi suskun kalmayı tercih eden, sadece Başbakan'a Anayasa kitapçığı fırlatma konusunda Anayasa ile ilgisi olan, Danıştay saldırısı sırasında çok acele davranarak, hadisenin iç yüzünü bilmeden gereksiz açıklamalar yapan Sezer'in konuşmadığı halde, bu kadar çok şey söylemiş olması veya bu kadar çok şeyin kendisine söyletilmiş olması gerçekten olağanüstü bir başarıdır.
Tabii böyle bir haber, kimi çevrelerde sevinçle karşılanmış, derhal, "Hukuk ayaklar altına alınıyor" şeklinde diğer basın organlarınca duyurulmuştur.
Hakikaten, hukukun hangi biçimde ayaklar altına alındığını tartışmak gerekir.
Devletin, ülkenin temel teminatı olan Anayasa'nın zamanın şartlarına göre, ülkenin menfaati için yenilenmesi ve bu yenilemenin milletin seçtiği vekiller ile olması, bütün gelişmelerin yasaların öngördüğü şekilde gerçekleşmesi hukuku ayaklar altına almak ise hukuku ayaklar altından kaldırıp başlar üstüne çıkarmanın yolu, acaba 27 Mayısçıların, 12 Eylülcülerin, 28 Şubatçıların yaptığını yapmak veya onlara destek olmak mıdır?
Elbette eski bir Cumhurbaşkanı olarak veya en başta bu ülkenin bir vatandaşı olarak Sezer'in de bu değişiklik hakkında fikir beyan etme hakkı vardır, fakat kendisi hiçbir biçimde fikir beyan etmediği halde, çevresinden(?) derlemelerle habercilik yapmak niyetin ve haberin kötü olduğunu ortaya koymaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



