Yahudiler, akıllara durgunluk verecek hîlelerle, taktiklerle, Îsevî dinini tahrif etmişlerdir. "Reddü’l Evhâm-2" isimli eserde bu mühim mevzu şu şekilde açıklanmaktadır:
*... Hazret-i Îsâ (as)’ın semâya ref’ edilmesinden seksen sene sonraya kadar İncil ehli, İslâm dini üzerine idiler. Bu, onlarla Yahûdiler arasındaki harbe kadar devam etti. Yahûdîlerin cesûr bir kumandanı vardı, ona ‘Bolis’ (Pavlus) deniliyordu. Pavlus, Hazret-i Îsâ (as)’ın ashâbından çok kimseleri öldürdü. Daha sonra Yahûdilere dedi ki:
*Eğer Îsâ hak peygamber ise, onunla beraber olanlar da haktır. Biz ise onları öldürdük. O halde bizim yerimiz Cehennem’dir. Onlar Cennet’e gidecek, biz ise Cehennem’e gideceğiz. Bu durumda biz zarar edeceğiz. Onların (Îsevîlerin) de Cehennem’e gitmesi için onlara hîle yapıp saptıracağım.’
Pavlus, Îsevîlerin yanına gitti, onlarla savaştığı için pişman olduğunu dile getirdi, başına toprak saçtı ve Îsevîlere dedi ki:
*Ben Pavlus’um. Sizin düşmanınızdım. Ancak bana gökten bir ses geldi ve: ‘Senin tevben, ancak Îsevî olursan kabul olunur’ denildi.’
Bunun üzerine Îsevîler, Pavlus’u kilisenin bir odasına koydular. Bir sene gece-gündüz orada kaldı ve hiç dışarı çıkmadı. İncil’i iyice öğrendi. Bir sene sonra kiliseden çıktı ve Îsevîlere dedi ki:
*Bana gökten bir ses geldi ve Allah bana, ‘Tevben kabul oldu’ dedi.’
*Îsevîler, onu tabdîk edip sevdiler ve Pavlus onların reisi oldu. Sonra Beytü’l-Makdis’e geçti. ‘Nastura’ isminde birisini onlara halife yaptı. Nastura’ya sır verdi yani gizli bir şeyler öğretip şöyle dedi:
*Meryem oğlu Îsa, ilâhtır.’
*Sonra Rumlara döndü, onlara;
*Îsâ’nın bir ilâhlık, bir de insâniyyet yönü vardır’ diye bildirdi.
*Sonra ‘Yakub’ denilen bir adama sır verip dedi ki:
*Îsâ insan değildir ki, insan olsun, cisim değildir ki, cisim olsun. Belki O, Allah’ın oğludur.’
*Sonra bir başka adam çağırdı, onun ismi ‘Melik’ idi. Ona da şöyle dedi:
*Allah ölmez ki, Îsâ da ölsün.’
"Bu üç adamı ayrı ayrı çağırıp görüştü ve onların her birine, ‘Siz benim sırdaşımsınız. Ben Îsâ ile görüştüm. Benden râzı oldu’ dedi. Sonra yine onlara ayrı ayrı, ‘Kendimi yarın keseceğim, kurban edeceğim’ dedi.
"Sonra mezbahaya (kurban kesim yerine) girdi ve kendisini kesti. Pavlus’un kendisini kesmesinin üçüncü gününde bu mezkûr üç kişi halkı kendi fikirlerine çağırdı. Onlara (bu üç kişiye) ayrı ayrı tâifeler tâbi oldu. Bu tâifeler bugüne kadar birbirlerini öldürdüler, ihtilafa düştüler. Böylece Hıristiyanlar üç fırkaya ayrılmakla Îsevîlik dini muharref bir din haline girmiş oldu. Onların şirke girmesine ve arlarındaki ihtilaf sebebiyle asırlar boyunca devam eden harblere, bu Pavlus denilen yahûdi sebeb oldu." (Tefsir-i Kurtubî, nisâ Sûresi, 171; Reddü’l Evhâm-2, s.63-65)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



