Toladeno; Tel Aviv Üniversitesinde görev yapan, Osmanlı tarihi üzerine uzman İsrailli profesör. İsrail hükümetlerine Türkiye üzerine danışmanlık yapıyor. Geçen hafta İstanbul'da yapılan Arap Baharı konulu bir toplantı için Abant platformuna katılıyor. Milliyet gazetesinden Aslı Aydınbaş 5 Aralık 2011 tarihli sayısında kendisiyle bir röportaj yapmış.
Türkiye İsrail ilişkileri, Arap baharı sonrası yaşanan süreç, PKK İsrail ilişkileri, Ermeni soykırımı konularında önemli bilgiler veriyor, Türkiye'ye gözdağı vermekten kaçınmıyor.
İsrail'de sokaktaki insanlar Erdoğan'a çok kızgın Türkiye ile ilişkilerin düzelmesini istemiyorlar. Oysa siyasi olayları belirleyen onlar değil, hükümetlerdir diyor Toladeno. Mavi Marmara olayından sonra ilişkilerin eskisi gibi olması mümkün değildir, ama belli bir noktaya getirilebilir düşüncesindedir. Oysa Sayın Erdoğan ile İsrail ilişkileri 2007'e, Yad Vashem'i ziyaretine kadar oldukça iyi. [Yad Vashem: Tel Aviv'de Soykırım Müzesi'dir.].
İsrail neden özür dilemiyor. Başlangıçta özür dileme niyeti var, danışmanların önerisi de bu yönde. Sayın Erdoğan'ın "Şımarık oğlan" benzetmesi köprülerin atılmasına neden oluyor. Bernard Lewis İsrail hükümetine yazdığı bir mektuptan sonra özür dilenmiyor. Bundan sonra artık özür dilenmeyeceği konusu ağır basıyor.
Türkiye'nin bölgedeki etkisi artık iyice azalmış. Arap Baharı Türkiye'nin lehine değil aleyhinedir diyor Toledano. Türkiye'nin: "Arap baharında çok hatası oldu. Gerçi hatadan hızlı döndü. Bir kere bölgeyle ilgili iddia ettiği kadar bilgisi yok. Ticari ilişkiler ve stratejik eğilim var. Ama Türkiye'nin anlamadığı, popülarite ya da Arap sokağının size rock yıldızı olarak alkışlaması bölgedeki stratejik değerinizi yükseltmiyor. Bölgede yegâne Arap olmayan iki ülke, Türkiye ve İran, Orta Doğu'da liderlik yapamaz. Arap dünyasının lideri Mısır'dır ve Mısır olmaya devam edecek. Türkiye'nin yapması gereken Mısır'la çalışmak." Bu değerlendirmede Türkiye'nin bölgedeki rolünü belirlemiş olması bakımından ilginç. Arap-Amerikan baharı sürecinde Türkiye sadece bir figüran konumunda. Israrla üzerinde durduğumuz; İsrail'in sessiz kalması, işlerin onların istediği yönden seyretmesidir. Hatta daha ileri bir adım atıyor: "Mübarek'in gidişiyle İsrail'in bir dost kaybettiğine şüphe yok. Ancak Mısır'la iyi ilişkilerimiz sürüyor ve Türkiye istemese de sürecek. Çünkü dost olmak iki ülkenin de çıkarına. Mısır, Türkiye'ye uyup İsrail'e sırtını dönemez." Burada kendilerinden hem ne kadar emin, hem de tehditte bulundukları ortada.
İsrail Türkiye arasındaki olumsuz ilişkilere rağmen, Türkiye'nin Amerika ile olan iyi ilişkilerini şöyle değerlendiriyor. "Washington bölgedeki en önemli müttefiğinin İsrail'le kriz yaşamasını istemiyor. Bu, Türkiye'nin bölgedeki etkisini azaltıyor."
Toledano'ya göre Türkiye'nin bölgedeki kaderi İsrail ile iyi ilişkilere bağlı. Şu anda Türkiye iyi bir konumda değil. Bunun bir örneği olarak Amerika'da yapılan bir kongrede: "Davutoğlu Kongre Dış İlişkiler Komitesi'nde zor anlar yaşadı. Adeta hedef tahtası oldu. İnanamadı. Bunu sadece Yahudiler diye geçiştirmemek lâzım. Ayrıca Yahudiler Kongre'deki en önemli lobi. Nisan ayında Ermeni tasarısı yeniden gündeme geldiğinde göreceğiz. Bu kez Türkiye'nin istediği yardımı bulabileceğini sanmıyorum." Görüldüğü gibi burada açık açık tehditte bulunuyor Toladeno. Önce, Kongre'de Davutoğlu'nun zor durumda kalması İsrail baskısı sonucu olmuştur, çünkü Kongre'de Yahudi lobisi çok güçlüdür. Bundan sonra Kongre'de Ermeni tasarısı gelirse Türkiye çok zor durumda kalacak. Çünkü Yahudi lobisi Türkiye aleyhine lobi yapacak ve kongreyi etkileyecek.
Arap-Amerikan Baharı sürecinde Türkiye, bölgede etkili olmaya çalışacak ama olamayacak. Çünkü İsrail ile ilişkileri yüzünden. Bir de İsrail'in Kürtler ile ilişiklileri oldukça iyi. Mossad Ajanları kuzey Irak'ta uzun süre faaliyet göstermişlerdir. Amerika onlara durun deyince durmuşlardır. "Genelde İsrail'de Kürtlere yönelik sempati var" diyor. Öcalan'ın yakalanmasında da Mossad ajanlarının istihbaratı sayesinde olmuştur. Şöyle bir tehditten de kaçınmıyor. Eğer Türkiye İsrail ilişkileri düzelmez ise o zaman Kürtler'in ne yapacağı belli olmaz, diyor. Şunu ifade etmekten de kaçınmıyor: "Ancak bu bölgenin yeniden Osmanlı kontrolüne girmek istediğini sanmayın. Ayrıca oralardaki istikrarsızlıklar da kolaylıkla Türkiye'ye ithal edilebilir..." Bundan daha açık bir tehdit olabilir mi. Yani Arap Baharı gibi bir ayaklanma da Türkiye'de rahatlıkla başlatılabilir, diyor açık açık. Durum bu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



