Boğazda doğmuş, Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirmiş bir kızımıza Sultanahmet Camii hangi ilimizdedir? Diye sorulduğunda cevap verememişti.
Ünlü bir müzisyen kızımıza Neşet Ertaş sorulduğunda onun kim olduğunu bilememişti.
Birkaç senedir her hafta sohbet yaptığım üniversite öğrencilerine yazının icadı ne zamandır? Diye sorduğumda cevap olarak "Milattan önce dört bin yılı" dediler.
Peki, Allah tarafından peygamberler aracılığıyla kaç kitap indi? Dedim, "Yüz dört" dediler ve "On sayfa Adem aleyhisselama, elli sayfa Şit aleyhisselama, otuz sayfa İdris aleyhisselama, on sayfa İbrahim aleyhisselama, Tevrat Musa aleyhisselama, Zebur Davud aleyhisselama, İncil İsa aleyhisselama, Kur'an Muhammed aleyhisselama indi" dediler.
Peki, bu iki bilgi arasında çelişki yok mu? Dediğimde hepsi birden ilk defa çelişkiyi yakaladılar.
Yazının icadı milattan önce dört bin yılı, Hazreti Adem'e on sayfalık kitap bilgisi.
Gelin bu çelişkiyi kaldırmak için elimizdeki en eski Çivi yazı metinlerinin milattan önce dört bin yılına ait olması daha önceleri yazının olmadığının kanıtı değildir diyelim.
Diller için de geçerli bu mantık.
Kur'an-ı Kerim'de Bakara suresinde otuz birinci ayetinde Rabbimiz, Hazreti Adem'e isimleri öğrettiğini, otuz üçüncü ayette Rabbimizin ona hitab ettiğini, otuz yedinci ayette hazreti Adem'in Rabbinden kelimeler aldığını haber verir.
Ebu zer el-Ğıfari (r.a.) bir gün sevgili peygamberimize "Kaç kitap indirildi? Diye sorar.
Sevgili peygamberimiz de: "Yüz dört kitap indirildi. On sayfa Adem'e, elli sayfa Şit'e, otuz sayfa İdris'e, on sayfa İbrahim'e, Tevrat Musa'ya, Zebur Davud'a, İnci İsa'ya ve Furkan indirildi" dedi.
(Bakınız: İbn-i Hıbban, Sahih, üçüncü bölüm, birinci kısım. Hakim, Müstedrek Fezail. İbn-i Kuteybe el-Mearif. Tefsiru's -Salebi. Keşşaf A'la suresi ayet 18-19. Razi, Tefsiri kebir, A'la suresi ayet 18-19. Ebu Hafs Ömer bin Ali (Vefatı H: 775) el-Lübab fi Ulum-il Kitab A'la suresi tefsiri)
Kişinin kanını, canını yaratan, kalbini çalıştıran, zekasını veren, dilini konuşturan Allah'a iman edenler için bu ayetler yeterli delildir.
Ben, Avrupalı insanların söylediği sözlere iman ederim diyenler de buyursunlar Alman dilcisi Maks Müller'i (1823-1900) dinlesinler: "Dillerin tetkik ve tahlili neticesinde elde dört beş yüz kadar kök kalıyor ki, bunlar bütün dil ailelerinin esas unsurlarıdır.
Bu kökler hayvani sayhalar, veya tabiattaki seslerin taklidi olmayıp insan ruhuna has bir kudretin mahsülü olan bir takım sada tipleridir."
(Mustafa Şekip, Ruhiyyat sayfa 107 dördüncü baskı, Muallim Ahmet Halit Kitabhanesi, İstanbul 1933)
Maks Müller orada seslerin taş sesinden, kuş sesinden alınmadığını doğrudan insan hançeresinden çıktığını ispata çalışır.
14 Mart Dünya Öykü Günü Bildirisini Füruzan hanımefendi yazmış.
Doğan Hızlan beyefendi dünkü makalesinden alarak bildirinin bir kısmını veriyorum:
"Paleolitik çağlardan beri İspanya'daki Altemira mağaralarına çizilen av resminden bugüne insanlar öykülerini aktarıyor. Din öncesi Şaman törenlerinin büyüleyici doğa söylemi, İzmirli Homeros'un anlattıkları, Gılgameş, kanımca ilk gerçeküstü yazarlardan Evliya Çelebi'nin seyahatnameleri, masallar, söylenceler birbirlerine eklenerek çağlar boyu sürecek yolculuklarındalar.
İnsan sesini söze dönüştürdüğünden bu yana öyküsünü anlatıyor. Tabletlerde, papirüslerde, sonunda da sayfalarda tüm sesler yerini buluyor. Bu çabalar insanlığın kendisiyle karşılaşmasıydı. Toyluk dolu bu varoluş sorgulaması yazı yokken de vardı."
Keşke Füruzan hanımefendi bu bildiriyi yazmadan önce Din ve dil konusunda Ya Allah'ın gönderdiği kitaba baksaydı veya Avrupalıların kitaplarına baksaydı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




