2. Dünya Savaşı öncesi Fransa'dan gelen istihbarat raporlarını okuyor Hitler. Bunlar değil, bunlar değil! Benim istediklerim bunlar değil; diyerek çöp kutusuna atıyor onlarca istihbaratcının emeğini.
Siz hangi yönde, nasıl bir istihbarat/bilgi istiyor sunuz? sorusuna da cevabı yoktur, Hitler'in. O bilginin nasıl bir bilgi olduğunu bilmiyorum ama, bizim işgalimizi kolaylaştıracak bir şey olacağı muhakkak.
Çok geçmez, gelen raporlardan biri yerinden fırlatır Hitler'i. İşte bu. Aradığım bilgi işte bu!
Paris'te yaşadığı bir dolmuş macerasını anlatan muhbirin/istihbaratcının yaşadıklarıdır, Almanya'nın Fransa'yı işgalini kolaylaştıran anahtar.
Önceki gün bir dolmuşa bindim. Yolcular arasında bir general de vardı. Ücretini ödemek için şoföre büyük para uzattığında, şoför kızgınlığını belli edercesine bozuğunuz yok mu? dedi. Generalin inmesinden sonra ise şoför ve yolcular arkasından uzun süre dedikodu ettiler. Aldığı maaşın yüksekliğinden tutun da sivil insanlara hava atmaya meraklarına kadar herşeyi konuşuldu generalin.
Hitler'in elindeki bilgi kırıntısı bu. Lakin bu kırıntıların yorumlanmasıdır önemli olan. Hitler de bunu yapar. Anlaşılıyorki der, Fransız halkı ile generallerinin arası açık. Birbirlerini çok sevdikleri söylenemez. Şimdi biz bu açıklığı daha da artıracağız; kalemşörlerimiz, muhbirlerimiz, gündelikcilerimiz, hayranlarımız vasıtasıyla... Ve Almanya'nın Fransa'yı kaç günde, nasıl işgal ettiği çok konu olmuştur romanlara, filmlere..
Amerika'daki bir internet sitesinden, ne bilirsem sızdırırım, diyen bir siteden (wikileaks) yayılanlar hakkında yazılıyor, çiziliyor, konuşuluyor. Daha da sürecek bu.
Amerika böyle istedi, böyle yapıyor. Bu kadar bilelim, çok konuşalım istediği için yayınlandı/yayınlattı bu bilgileri diyenlere hiç aldırmayınız. Amerika onların sandıkları/hayal ettikleri kadar büyük değil.
Amerikalılar bizim için, bizimkiler için, dostlarımız için böyle düşünüyormuş, demek yanıltıcıdır. Çünkü onların arasında da muhafazakarlar, demokratlar, liberaller var; diyenlere de aldırmamak düşer bize. Amerika'nın bize, Ortadoğu'ya ve Asya'ya uyguladığı politikalar ve katliamlar hep gözümüzün önünde.
Wikileaks'ın araları limoni, dediği insanlarımız birbiri peşisıra yalanlama demeçleri veriyorlar. Bu ne yaman etkidir! İhtimal vermeyenlere dahi ihtimal alanı açılmıyor mu?
Ben orada yazılanlardan çok yorumlayıcılarımıza bakıyorum. Memleketimden insan manzaraları böyle daha açık ve net. Eski bir TRT skeci ile anlatayım manzaradan ilk görünenleri.
Ateş böcekleri ana-oğul rolündeler. Yürümekte zorluk çeken yaşlı annesini gezdiren oğul, karşılarına çıkan bir aile dostu ile (Fecri Ebcioğlu) konuşmaya başlıyor: Annemi hayata tutundurmaya çalışıyorum. Fecri Abi ise bir muziplik peşindedir. Evlendir sen anneni. Bir şeyciği kalmaz. Yapma Fecri Abi diye itiraz ederken oğul, annesinin bastonunu yer başına: Sen sus! Fecri Abi'nden iyi mi bileceksin?
Amerika'dan iyi mi bileceksin, diyenlerin karanlığından bir kurtulsak...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




