milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • ŞEHİR HATLARI, YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR
  • "YORGUNLUK", DEVECİ ARMUDUNDA REKOLTEYİ DÜŞÜRECEK
  • GÜÇLÜ HAFIZA İÇİN ELMA SUYU
  • SEZARYEN ORANLARINDA DÜNYADA İLK ÜÇTEYİZ
  • YAĞIŞLAR BAL ÜRETİCİSİNİ UMUTLANDIRDI
  • "MAVİ MARMARA" BASKININ YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Vurun inanana

17 TEMMUZ 2005
PAZ 18:33

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Televizyon henüz her evin baş köşesine kurulmamış, sohbetleri ortadan kaldırmamış, insanların birbirlerini anlamalarını engellememiş olduğu bir zamanın en çok seyredilen filmleri aile filmleriydi. İstanbul'daki Anadolu, Modernleşme yolundaki İstanbul sinemalarının yolunu tutar, yerli ve yabancı pek çok filmin müşterisi olurlardı. Amerika'nın bol kovboyla filmle Kızılderililerin saldırılarını sürekli göğüsleyen kahraman sığır çobanları tüm alıcılara nakledilmişti.

Daha sonra Kızılderilileri katledenler, vicdan temizlemek için onların şirin yanlarına da eğilmeyi ihmal etmediler. Kovboylar aslında katledilmiş insanların kan katilleriydiler ve bu gerçek beyaz perdede de zamanla ortaya çıkarılmak zorunda kalınmıştı. Yeşilçam ise farklı bir seyir izledi sinemada. Bolca yabancı filmlerden adaptasyonlarla ‘ehlileştirilmiş’ filmleri bünyeye yerleştirdi. Bizim saldıracak kızılderililerimiz yoktu. Sadece kötü adamlarla mücadele eden yiğit, sözünü bilir, harama bakmayan, mahallesinin namusuna koruyan delikanlı tiplerimiz bütün adaptasyonları aşıyor ve filmin sonunda bir alkış tufanını hak edecek mertliği ortaya çıkarıyordu.

Hazır izleyici potansiyelini yakalayan bir sinema endüstrisi, hedef kitlesine numara yapmadan durabilir mi? Toplumun en çok ilgisini çeken komedi filmlerinden tutun ciddi sosyal yaralara parmak basan filmlere kadar ilginç tiplemeler peyda olur beyazperdede. Gizliden gizliye yapılan mücadele, zamanla açıktan yapılmaya başlanır.

İmamlar, vaizler, dindar insanlar, kapalı kızlar yavaş yavaş perdeden geçmeye başlar. İdeolojik bakış acısı zamanla kendi altyapısını oluşturur. Sevgili insanımız ne zaman bir film izleyecek olsa, mutlaka kötü imamların, din adamlarının bu topluma ettiği kötülükle karşılaşmak zorunda kalacaktı. Karşıt tiplemesi bile hazırdı: Aydın Öğretmen! Özellikle medreselerin etkisinin ortadan kaldırılması, toplumun dinini öğrenebileceği kaynakların kurutulması ile oluşan boşluk öğretmenlerle kapatılmaya çalışıldı. Daha önce sadece dini eğitim aldığı için eleştirilen ve softa denilen insanların yerini sadece maddeci bir eğitim alan öğretmenler dolduruyordu. Oysa toplum dini değerlerine bağlı bir toplumdu. Zamanla oluşan dini algılayışların, dini baskı altında tutmaktan ileri geldiğini anlamaları için pek çok şeyin feda edilmesi gerekti. Taşların yerine oturtulmasıyla camilerde namaz kıldırmakla görevlendirilen insanlara gerek toplumun baskısıyla gerekse eğitimi dinden uzak tutmak amacıyla dini eğitim izni verildi. Bir yanda çağdaşlaşma eğitimleri bir yanda dini anlayışın yol farklılığı toplum içinde de sıkıntılar oluşturdu. Çünkü ortada batılılaşma diye umulan ama tamamiyle zihniyet kaymasıyla karşılaşılan bir durum oluştu. Toplumun ahlak ve moral değerleri çökmeye, her yerde kimliksizlik çekilmeye başlanmıştı. İşle bu dönemin örneklerini sinemada da görmek mümkün oluyordu. Bunlardan biri Halide Edip Adıvar'ın romanından uyarlanan "Vuran Kahpeye" idi.

Din adamı ve öğretmen çalışmasını en doruk noktalarda sürdüren filmde yobaz, cahil, insanları sevmeyen, herkesin kötülüğünü isteyen dindar tipe karşı yeni öğretmen olmuş, çocuklara ilini sevgisi aşılamak için yetişmiş bir öğretmen tipi çıkarılmıştı. Çalışma da doğruluk, objektiflik gibi değerler yoktu.

İdeolojik bir savaş vardı ve bu savaşı körüklemek için çaba gösterilmesi gerekiyordu. Televizyonun yaygınlaşmasıyla başka bir durum ortaya çıktı. Özellikle toplumun değerlerini geri planda tutan TV, batıcılığın bütün pozisyonlarını yayıncılık adına denedi. Zamanla çoğaldı, tüm kanallardan tek düze bir anlayış topluma zerkedilmeye başlandı.

Televizyon ekranında yayınlanan "Hanımın Çiftliği" de aynı yanlış bakışa sahipti ve toplumdan büyük tepki gördü. Yeşilçam kendini bitirdi, televizyon tek sesliliğini kaybetti. Son dönemde yapılan filmlere bakıldığında artık karikatürize din adamı tiplemeleri yok. Vizontele’de Yılmaz Erdoğan’ın ortaya koyduğu kekeme imam tiplemesine tepkilerin büyük olduğu dikkate alınırsa umutlu olmak için nedenlerimiz var. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Hz. Peygamber’in hayatını çizgi filme taşıyacak olması, Yücel Çakmaklı, Osman Sınav gibi yönetmenlerle din adamı imajını düzeltecek çalışmalara girişmesi yüzümüzü güldüren durumlar. Mizah dergilerinin ve ille de Turan Selçuk 'un baş çizgi karakteri yobaz görünen insanların yerini toplumla barışık, yabancı dil bilen, bir iddia sahihi olan insanlar aldı. Toplum tüm sıkıntılarına rağmen bağrından kendisiyle anlaşabilen ve sözünü dinleyeceği din adamı yetiştirdi.

Popüler birtakım insanların itelemesiyle ancak film çekilebilen bir devreye girdik. Toplum tepkisini anında veriyor. Bu sinemada bir otokontrol sağlamaya başladı. Derseniz ki Türk sineması huyundan vazgeçmez; aynı yanlışları tekrar eder, ben de derim ki toplumun inancıyla oynayan hiçbir kurum tanı bir sevgi sahibi olamaz. Sinemayı eğitim aracı gibi görmek mümkün değil, Ama eğitime açık yönlerini de inkar edemeyiz.

Sinemamız yeni bir yol ayrımında. Ya dünya çapında filimler çıkaracak, ya da sessizliğini koruyacak. Ama önce yapması gereken bir şey var. Kovboyların Kızılderililerden özür dilemesi gibi Önce bir din adamlarına yapılan kabalığın özrü gerek. Bu da onları doğru olarak aktarabilecek yoruma ulaşmakla olur.

Bu erdemi sinemamızın gösterebileceğini düşünmek istiyoruz; yoksa Cannes yollarında bize ağlamak düşer, ağlamalıyız da…

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 17.07.2005 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Bünyamin Yılmaz

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bir şiir günü Küplüce'de!
    2. Dindarların ‘sanat’la imtihanı!
    3. Ertuğrul Günay'ı bu kez dinleyelim!
    4. Ölen beden imiş, aşıklar ölmez!
    5. İyi ki varsın Tuluyhan Uğurlu!
    6. Çocuklara şiir, büyüklere ‘beyaz haberler’
    7. Gemimi Israil vurdu dostlar!
    8. Ödülü yana koy civanım!
    9. Tiyatro kapattırmışım heyhat!
    10. Sinemaya neden “Güven”elim?
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Mısır’ın “Nobel”li yazarı Necip Mahfuz öldü
    3. Gül yetiştiren adam
    4. Türk sinemasının rüzgârı sensin
    5. Baba, Mahşer bu oyunun neresinde?
    6. Konuşan Danimarkalı Ferhan mı?
    7. Kızkalesi’nde "Küçük Prens" hüznü
    8. Sinemamız Akkad’sız artık!
    9. Mektup dergisi ara verdi
    10. ‘Korku’ya oynayanlar ve korkanlar
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü niçin verilmedi, açıklıyorum
    3. Mektup dergisi ara verdi
    4. Ömer Karaoğlu ‘özel’
    5. Vurun inanana
    6. Selamünaleyküm kovboy
    7. Rüzgâr bekleyen sinema
    8. Gözyaşımdan tut kaldır beni
    9. Sıkı Korkular Sıkı Senaryoların Eseri
    10. Özgürlüğün bir bedeli var!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Demir bariyerler ok gibi saplandı, yolcular ölümden döndü
    2. Destici: 'Dosya kapatılıyor mu' endişesi taşıyoruz
    3. Yağışlar Trakya'daki barajları doldurdu
    4. BM: Hule'deki çocukları Şebbihalar katletti
    5. Avustralya iki Suriyeli diplomatı sınır dışı ediyor
    6. İran'a yeni bir "siber" saldırı
    7. "Telefonlar ile tablet bilgisayarlar gözleri kurutuyor"
    8. Sokaklarından çöp ve kanalizasyon suyundan geçilemeyen şehir: Kerkük
    9. Ülkelerin "kötü alışkanlıklar" raporu
    10. Anaç sığır ve buzağı desteklemeleri, bugün yatırılıyor
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek