'Saadet Partisi diyor ki;' "Hükümet yetkilileri ve diğer siyasiler İsrail'den aldıkları ödülleri geri vermeli... Askeri ticari ilişkiler kesilmeli..." BASINDAN
Vicdanı, imanı, haysiyeti, idraki, merhameti... hülasa, Allah korkusu olmayanlar için ne denilebilir ki?!.. Eğer onlar sözün bittiği yerde duruyorlarsa, o yerler için de, o insanlar için de söylenecek sözlerin hiçbirisinin hiçbir kıymet-i harbiyyesi yoktur... Özellikle de, izlerin birbirine karıştığı, hatta özel surette karıştırıldığı şu hengâmeli ortamda...
Zalimler-mazlumlar, gaddarlar-mağdurlar... Fırsattan istifade ile maddi ve manevi istismar ve soygun peşinde olanların pervasızlıkları arasında hangi etkili söz söylenebilir ve hangi etkin kişi adaletin işaret ettiği istikamette yol alabilir!?..
Şirazesi bozulmuş aklın, idrake tahakküm eden cibillî soysuzluğun, insanlığın selametine ne faydası olabilir ki!?..
Böyle bir felçli yapının insanlar, âileler, milletler, hak ve özgürlükler için ne büyük belalar açtığını, ne onulmaz yaralar oluşturduğunu aynel-yakîn, kimi zaman ve şartlar içerisinde ise hak-kâl-yakîn görmekte, bu acılar yumağı içerisinde çıldırmaktayız.
Son örnek 31 Mayıs 2010 tarihinde "Mavi Marmara gemisinin" maruz bırakıldığı İsrail saldırganlığıdır.
Hiçbir devletin hükümranlık hakkı bulunmayan "Açık denizde", İsrail'in "Siyonist çılgınlığı" bir kerre daha depreşmiş, hiçbir insanî değerin sessiz kalamayacağı cinnet yeniden nüksetmiştir.
Filistin... Coğrafyanın gerçek sahipleri yıllardır aç, susuz, aşsız-ekmeksiz, doktorsuz ve ilaçsız... Engizisyon çılgınlığına taş çıkarttıran; Hitlere, Mussolini'ye, Stalin'e âdeta rahmet(!) okutturan Moşe Dayan'ın, Ariel Şaron'un türemeleri "şerrül-halef" olduklarını ispat etmekte kusur etmemişlerdir.
Avuç içi kadar bir gemi, altı yüz civarında silahsız insan, dillerinde tahrik yok, tehdit yok, tahkir yok yalnız duâ ve kurtuluş temennisi... Yüreklerinde ise sadece yardım heyecanı...
İsrail toplumu "Cibilli mücrimler" topluluğudur...
Ve İsrail toplumu,16. asırda Hıristiyanların zulmünden Müslümanlar eliyle, Osmanlı sayesinde, daha doğrusu bu gün havadan-denizden yaylım ateşine tuttukları ve şahadetlerine vesile oldukları "Müslüman-Türk" bahadırların himayesinde kurtulmuşlardı...
Yahudî yurttaşlar tarafından kurulmuş bulunan ve milletimize şükran nişanesi olarak takdim edilen "500. Yıl Derneği" nankörlere karşı güzel bir jesttir. Tabii manasını kavrayabilenler için...
Ne yapalım ki, Siyonistleşmiş Yahûdiler "Küfran-ı nimet" olmanın azgınlığını yeğlemişlerdir. Hiçbir millet bu Siyonist azgınlar kadar böylesine nankör olmamıştır.
Hiçbir devlet de, kendi yurttaşlarını zalimlerin önüne sürerken böylesine "Vurdum duymazlık" sergilememiştir.
Şimdi, "One minute" teranesi İsrail zibidilerinin ağzında sakızdır...
"Üstün cesaret madalyası" taşıyanlar bu yükün altından nasıl kalkacaklar?
Ya vicdanlar kahrolmuş, toplumlar "Vicdansızlık"a mahkumdur, ya da vicdanlara kan bulaşmıştır...
Mescid-i Aksa
Cânım Aksâ, bir tebessüm et melâlim kalmasın!..
Kurtuluştan bir haber ver, dertli hâlim kalmasın!..
Mermiler senden sapıp geçsin yürekten, râzıyım,
Can dayanmaz, sensiz olmak ihtimâlim kalmasın!..
İnkisârın vâr iken şâd olmamız mümkin değil,
Göz yaşım silsin-süpürsün tâ vebâlim kalmasın!..
Tut yakamdan, gel hamiyyet kıl hesâbım burda sor;
Sor ki: Mahşer "Zor geçit"tendir, hesâbım kalmasın!..
Secdegâh-ı enbiyâmız çiğnenirken suskunum,
İktidârım târü-mâr olsun mecâlim kalmasın!..
Gafletim bitmez-tükenmez, boş hayalden bezginim,
Al elimden yâ İlâhî, ham hayâlim kalmasın!..
Beyt-i makdis kıblegâhın ilkidir, emsâli yok;
Kâ'beden bir başka emsâl, imtisâlim kalmasın!..
Beyt-i Aksâ zâr ederken, boş lafın pâ bendiyim,
Beynim aksın, dil kesilsin kıl-ü kalim kalmasın!..
Bî huzûrum zulm elinden, göz yaşım dinmez akar,
Yâ ilâhî, bir Ömer gönder mezâlim kalmasın!..
Kulluğundan tard mı ettin? Ağlayan Yâsin kulun,
Merhamet kıl bir kalem çek, sû-i hâlim kalmasın!..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




