Söz vermiştim, "Vergi Faiz Benzin!!!" yazısından sonra "Vergi Faiz Ekmek!!!" yazısı yazacağıma söz vermiştim. Sözümü yerine getiriyor ve bu yazımın hayırlara, hayırlı başlangıçlara, bu alanlardaki zulümlerin sona erdirilmesi için vesile olmasını diliyorum.
Evet, aldığımız, kullandığımız, yediğimiz, içtiğimiz her şey ama her şey ney?
VERGİ, VERGİ, VERGİ, VERGİ!!!!
Buna bir de "FAHİŞ FAİZ" musibetini, belasını, insanların emeğini emen vampirini, ırkçı emperyalist sömürü aracını da eklediğinizde; vay başımıza gelenler!!!
Somun pehlivanıyız ya, yani ekmek tüketmede üstümüze yok ya; işte o en çok bildiğimiz "EKMEK" üzerinden örneğimi vereyim de, işin vahameti iyice anlaşılsın.
Son yıllarda pek revaçta olan simit çay vs ("vs" diyorum ve eskiden garibanın yiyecekleri olan "Peynir Zeytin Ekmek"i bir kenara bırakıyorum; çünkü onlar artık zenginlerin yiyecekleri!) muhabbetini bir yana bırakıyorum; gariban ve de fakir halkımızın her gün bolca tükettiği "EKMEK" üzerinde ne demek istediğimi anlatayım. Gerçi artık özel olarak "ekmek" ve genel olarak bütün "tarım ürünleri" üzerinde de o kadar oyunlar var ki!
Lütfen "UYANALIM" ve oynanan oyunları anlayalım artık; lütfen!..
Neyse... Biz asıl meselemize dönelim ve örneğimiz üzerinden işin vahametini anlatmaya, anlamaya ve elbette gereğini yapmaya çalışalım.
Fırına veya bakkala gidiyor ve "ÜÇ EKMEK" almak istiyorsunuz ama elinizdeki paraya sadece "BİR EKMEK" veriyorlar; çünkü diğer iki ekmeğinizi "VERGİ" ve "FAİZ" alıp götürmüş!!! Meseleyi biraz daha açalım ve anlatmaya/anlamaya çalışalım. Örneğimizdeki "ÜÇ EKMEK" üzerinde duralım. Evet, gerçekten ve reel olarak üç ekmek almak istiyorsanız "DOKUZ EKMEK PARASI" ödemek zorundasınız!!!
Altı ekmeğin parası "VERGİ"ye ve "FAİZ"e!!!.
EKMEK FAİZ VERGİ!!!
VERGİ FAİZ EKMEK!!!
Bu konuya yirmi gün önceki "ADALET ne zaman?!." başlıklı yazımda kısaca değinmiş; "EKMEĞİN ÜÇTE İKİSİ "FAİZ"E VE "VERGİ"YE GİDİYOR!" demiştim. Çok önemli ve artık klasiğe dönen meşhur örneğimizi, "EKMEK FAİZ VERGİ" örneğimizi bir kere daha hatırlatmıştım...
Bir ekmek alırken nasıl üç ekmek parası verdiğimizi, daha doğrusu her "bir ekmek alışımızda iki ekmeğimizin nasıl çalındığını" yazmıştım...
Yıllar önce, Erbakan Hocamız ile yaptığımız "Adil (Ekonomik) Düzen Çalışmaları"nın henüz başlangıcında yaptığımız hesaba göre; ödenen ekmek bedelinin üçte biri "VERGİ"ye, üçte biri de "FAİZ"e gidiyordu. Bir ekmek almak için üç ekmek parası ödüyorduk. Aradan yıllar geçti, bugüne kadar 'yaptığınız bu hesap yanlıştır' diyen olmadı.
Evet, aradan yirmi yıldan fazla zaman geçti, neredeyse otuz yıl olacak; -bu arada adında "ADALET" kelimesi olan bir parti nerdeyse on yıldır tek başına iktidarda- ama maalesef değişen bir şey yok; "VERGİ VE FAİZ ZULMÜ" aynen devam ediyor!!!
Bu böyle gitmez ama bakalım böyle nereye kadar?!.
Mezkur yazıdaki son hatırlatmalarım neydi?
Hele benzin ve mazotun üçte ikisi VERGİ!!!
Üstüne üstlük bir de FAHİŞ FAİZler, FAİZler, FAİZler!!!
Evet, bu böyle gitmez, bu böyle gitmez, kesinlikle bu böyle gitmeeez...
Mesele önemli... Yapılan zulümler ve sürdürülen sömürü önemli... Bunların "çare ve çözümleri" daha da önemli... Bugünlük bu kadar ama bu önemli konularda yazacaklarım bitmedi, gelecek yazıda kaldığım yerden devam edeceğim...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



