Yücel Çakmaklı ustayı da uğurladık. Bir "güzel adam" daha gitti. Bir düşünürün ifadesiyle: "Sanatçıya iki göz yetmez." Yücel Çakmaklı'da iki gözü yetmeyenlerden biriydi. Yönetmendi, yapımcıydı, senaristti. "Devlet üstün hizmet madalyası" sahibiydi. "Milli sinema" dedikleri sinema türünün öncülerinden biri olarak görüldü. Fakat malûm olduğu üzere, "milli sinemacı" vasfı, kimisi için, "çağ dışı" idi! Çünkü "kökten batıcı" değildi. Bu nedenle, kimisi için, hiç yaşamamış farz edildi. Bir müddet evvel, bir röportaj esnasında, Elif Uslu'ya şöyle demişti: "Türk sinema tarihine baktığımız zaman kuruluşundan itibaren hâkim zihniyet, kozmopolit anlayış dediğimiz zihniyettir. Bu anlayışı 1960'lara kadar hakikatten tek anlayış olarak görürüz. Bunun özelliği, Batı kültürü olarak kapitalizmin Batıda ürettiği ürünlerini taklit ederek, adaptasyon yaparak hatta bazen kopyalayarak sadece senaryo olarak değil de görüntü olarak da kopyalanarak yapılan filmlerdi."
Öncü bir isim olarak Yücel Çakmaklı, sinema sektöründe, yerli duruşuyla bahsettirdi adından. Halkıyla ve halkının değerleriyle barışıktı. Orijinal bir adamdı. Onun Türk sinemasına olan katkısı yadsınamaz. Yerliydi o... Emperyalizmin, kitle iletişim araçlarını kullanarak iğfal ettiği zihinlerin farkındaydı. Sinema, kirletiyordu. Yozlaştırılıyordu insanlar; mankurtlaştırılıyordu... Türk(!) sineması, Türk'ü iğdiş ediyordu! Milli ve yerli olmayan sinemanın revaçta olduğu bir dönemde, bu sektörden yabancılaşmamış biri zuhur etti: Yücel Çakmaklı... O, Türkiye'de bilhassa sağ cenah tarafından önemsenmeyen sanatsal faaliyetlerin gerekliliğini hatırlattı seyirciye. Sinema öylesine etkileyiciydi ki insan üzerinde... "Maddi yetersizlik" gibi neticelere rağmen, sinemayı önemsedi. Bu arada, bir dipnot olarak belirtmek gerekirse, Türkiye'de sinema, Enver Paşa tarafından kurumsallaştırıldı.
Ben, Yücel Çakmaklı ustayı, Minyeli Abdullah(1989) filmi ile tanıdım. Etkileyici bir yapımdı cidden... Esasında Minyeli Abdullah, şu sıralar rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Hekimoğlu İsmail'e ait bir kitaptı. Bir dönem yasaklanan bu kitabı, Yücel Çakmaklı Türk sinemasına kazandırmıştı. Film Türkiye'de ses getirmişti. Satış rekorları kırmıştı.
Haddizatında, bu milletin hafızasında yer edinmek herkese nasip olmaz. Yücel Çakmaklı usta bunu başarabilenlerden biriydi. Bazı insanlar böyledir işte... Ölseler bile ölmezler. Yunus Emre'mizin ifadesiyle: "Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez."
Hakkın rahmeti, Yücel Çakmaklı ustanın üzerine olsun. Umarım "milli sinema" yetim kalmaz...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



