Sisler içinde kalmış bir şehre doğru giderken hayal meyal siluetler görünüyor uzaklarda. Sağdaki soldaki görüntüler yakınlaştıkça ancak belirginleşiyor. Yavaş yavaş an be an hareketin neticesini ortaya çıkarıyor zaman. Çünkü bu elbette zamanla alakalı bir şey. Varmanın önemli noktası görüntüyü açık seçik tarassut etmektir zaten. Yoksa varmanın ne önemi olacaktır ki. Varmak, orda olmak, oranın havasını solumak, orada olanı gözleriyle görmektir tabi. Tabiatını, dağını taşını, kurdunu kuşunu, çayını çayırını, ağaçlarını, çiçeklerini, çarşısını pazarını gözlemlemektir aynı zamanda. Varmak, orada olmaktır haddi zatında. Yoksa nedir ki varmanın gizemini bağrında saklayan imgenin uzamı. Algılanan nesneyi ne kadar içselleştirebilirse o kadar tadına varmış olur varıp gördüklerini insan.
Varmak bir arzunun tezahürüdür ancak. Arzu etmenin varlığı başlı başına bir meraktan doğabilir de doğmayabilir de. Arzu edilmeden varılanın ise keyfi kaçıktır zaten. Zorakidir. Zaten istiyorsa insan önemi daha çok vardır bir yere varmanın, bir yerleri görmenin. Varılan yerin varlığı karşısında duyulan heyecanın ise giderek bir hayrete dönüştüğünü de görmek mümkün olur. Çünkü nedense her varılan yerin bir cazibesi mevcuttur. Öyle ki hayretin de hayretini teşkil eden düşüncenin başında orada yaşamanın verdiği güvenin var olmasıdır. Çünkü ancak orada kendini güvende hissedebilir orada yerleşik düzenini sürdüren insan.
Varmak bir yerde neticeye ulaşmak demektir. Çünkü varılmadan orada değildir insan. Ancak hayal yoluyla ve de eğer daha önce varmış ise o yere, o beldeye, o mıntıkaya, o şehre. Şehir, çarşı, cadde, çeşme, ibadethane, ırmak, bahçe, oraya ulaşılmasını temin eden güzergâh... Hepsi birlikte bir var oluşun yardımcıları olarak vardırlar. Bir tek unsurdan oluşmuş değildir çünkü varılan yer. Bir de yerin asli amacı mevcuttur ki o da hayatın ne kadar önemli olduğunu ele verir. Hayat insan için önemlidir çünkü. Hayatını yaşarken elbet varacağı noktanın farkında değildir insan. Nedir, nasıldır, nereye ulaşır, nerede tamamlanır bir bilinmezin içindeki serüvendir bunlar. Ne var ki insan hayrete düşünce ancak idrak eder.
Varmak, vardım tabirinin son halidir. Son halin son halkasının önemi ne kadar huzur verici bir imtina içinde gelişmişse o kadar değerlidir elbet. O halin varılan kişisi olmak bir armağan olarak da hayatına girer insanın. Tabii en başta varılmak istenilen yerin önemi ve varmak isteyenin amacı da bir vakıa olarak vardır. Yani varlar içindeki unsurların, varmak isteyen ile varılmak istenenin birbirlerine olan muhabbetini de samimiyetin içindeki bir algı durumu olarak almak lazım gelir.
Tabii en güzel varılacak yerin Kâbe-i Muazzama olduğunu ve bu hasretin de varlar içinde bir var olduğunu bilmem itirafa lüzum var mıdır?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



