Soğuklar adeta ikinci deprem şu anda Van'da. Doğu Anadolu geçen yıllara karşın ağır bir kış yaşamakta.
Daha geçen yıl, kış olimpiyatları için Erzurum'da sıkıntılı bir kar yağışı beklentisi olmuştu.
Ne var ki son yıllarda ılıman geçen kış, olimpiyat falan dinlememiş, beklenen kar bir türlü yüzünü göstermemişti.
Bu sebeple suni kar elde edilip, müsabakalar öyle gerçekleştirilebilmişti.
Son yıllarda İstanbul'da da palto satışı olmuyordu.
Zira kış olabildiğince ılık geçmekte idi.
Çocukluğumuzda hanımlar; kışın hakiki olmasa bile imitasyon kürkle dolaşmayı pek severlerdi.
Lakin bu süslü giysiler bile tarihe karışmıştı.
Fakat bu yıl, adeta otuz yıl önceki soğuklara dönüldü.
Kadınların sırtında uzun yıllardan sonra sahte de olsa kürklere bile rastlamaktayım.
Zira bu yıl İstanbul, ziyadesi ile soğuk.
Titreten bir kıştan herkes mustarip.
Geçen gün kızımın veli toplantısında bir bayan, "acaba bir gün iliklerime değin ısınabilecek miyim, kaloriferleri fazla masraf olmasın diye açamadığım için üst üste hırkalarla dolaşmaktayım.
Nerede o çıtır çıtır yanan sobaların etrafa verdiği sıcaklık" diye, ısınma ihtiyacının boyutuna dikkat çekti.
Başka bir veli de, "Van'da yaşayanlar ne yapsın", dedi.
Adeta hepimiz, bu acı cümle ile o soğuk konferans salonunda daha fazla üşüdük.
Van, tarihinin en acılı günlerini yaşamakta.
Adeta başlarına gelen trajedinin boyutunu birkaç derece artıran, ölüm renkli bir korku kol gezmekte.
Çocuklar su geçiren çadırlarda donarak ölmekte.
Ya da ısınmak isterken kurdukları çadırlarda sobadan çıkan yangınlarda yanarak can vermekte.
Hayat durmuş vaziyette.
Büyük doğal felaket depreme eklenen ikinci felaket soğuk, insanların çaresizliğine zirve yaptırmakta.
Şehir boşalmakta.
Doğunun bu en güzel şehrinden insanlar kaçmakta.
Büyük bir göç başlamış durumda.
Halk ya yakınlarının yanına bir başka şehre göç etmekte.
Ya da kamyon kasalarına doldurduğu üç beş eşyası, yatak yorganı içine sardığı çoluk çocuğu ile vatanları olan yaralı bir şehirden kaçar gibi uzaklaşmaktalar.
Esnafın yüzde doksanının dükkânları kapalı.
Çalışma hayatı durmuş.
Alışveriş bitmiş.
Yaşam yaralanmış.
Barınma ihtiyacı birinci sırada.
Hadi karınlarını bir şekilde doyurmaktalar.
Isınma gibi mutlu bir masal öğesi, hayal olmuş.
Türkiye'nin anlı şanlı zenginleri, özellikle Vanlı işadamları; bu çaresizliğin baş sorumlusu olarak biraz daha rikkat lütfen.
Orada yaşanan insanlık dramına bigane kalan ilgili herkesin hali yaman.
Zira bir insanlık sınavı kaybediliyor.
Göz göre göre insanlar; serçe kuşlardan daha çaresiz, daha yalnız, barınaksız, soğuklara terk ediliyor.
Bunun vebali işte çok ağır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



