Zalimin Gazze'de işlediği cinayetleri dünya âlem görüyor. Bu ne rezillik, bu ne aymazlık... Sessiz bir dünya, adeta gözleri gömüyor, kulakları duymuyor. Böyle korkunç bir insanlık suçu işlenirken sessizliğin girdabında uykuya bırakmış bir dünyadan ne hayır gelir. Sonra bu ceberut hayırsız buyurganlar ahkâm keserler insanlık durumları hakkında. Zaman gelir özgürlüğü götürdüklerini söylerler insanları öldürerek, evlerini barklarını yerle bir ederek.
Biz gerçi biliyoruz bunların iyi insan olmadıklarını ama gel gör ki şu Allah belasını versin teknolojik şeytanlıklarını kullanarak birçok günahsız insanı da suçlarına ortak edip günaha sokuyorlar. Günah çukurlarında belalarını bulacaklar ama elimizin böyle eylemsiz kalması korkarım bizi de helak edecek gibi.
Gazzeli dindaşlarımız ağır bir sınav verirken sessiz kalamayız tabii. Sesimizi uzaktan da olsa daha gür olarak çıkarmalıyız. Susarsak eğer kendimize de kötülük yapmış oluruz. Bedenimiz Kudüs'ten, Ramallah'tan, Gazze'den uzakta olabilir; lakin ruhumuz, gönlümüz, düşüncemiz, fikrimiz asla pusmuş, sinmiş, korkak bir halde burada duramaz. Sesimize ses katarak yapacağımız her eylem elbet bir şekilde karşılığını bulacak. İsrail'in bunu bilmesi lazım, Yahudi'nin bunu bilmesi lazım... O acımasız bombayı atan pilotun bilmesi lazım. İçimizdeki Siyonist uşaklarının bunu bilmesi lazım...
Hain, aldatıcı gerekçeler öne sürerek bu vahşeti görmek istemeyenler, akıttığı bu kadar kana rağmen İsrail'i hoş görmeye gayret edenler bu vahşetin çığlıkları arasında kahrolacaklar. Zalimin zulmünden onlara da bir pay çıkacak elbet. Utanmadan, sıkılmadan bu vahşeti görmek istemeyenler bir şekilde, bir durumda karşılığını görmeyeceklerini sanıyorlar. Her şeyden evvel ilahi adalet bunun hesabını soracak. Buna inanıyoruz.
Bakınız ne kadar komik işler oluyor bu utanılası zamanda. İnternet'e intikal eden haberlere göre: "Birleşmiş Milletler'in çocuk hakları ile ilgili komisyonu İsrail'i, Gazze'ye yönelik saldırılarında çocukların korunması konusundaki kuralları umursamamakla suçladı."
Ne karar etkili, ne kadar korkutucu ve de caydırıcı bir suçlama İsrail için. Pes doğrusu! Ayrıca şu da var tabii etkili ve de yetkili milletlerin kurumu kendini hamiyetperver göstermek için bizleri uyutmaya çalışan açıklamaları: "Komisyondan yapılan açıklamada, saldırılarda ölenlerin yüzde 40'ını kadın ve çocukların oluşturduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, çocukların bulunması muhtemel yerlere düzenlenen saldırıları kınayan Birleşmiş Milletler protokolüne İsrail'in de imza attığı hatırlatıldı."
Gördünüz mü vah vah meğer İsrail de imza atmış. Ne kadar önemli bir sözleşme imiş meğer. Muhtemeldir ki İsrail kendi çocukları için o karara imza atmıştır. Yahudi'nin başka işi yok da dünya çocukları için o karara imza atsın. Buna kargalar bile inanmaz. Gene internet'e düşen cinayet fotoğrafları çok açık deliller olarak bir soykırımın işlenmekte olduğunu gösteriyor. Meğer Yahudi'nin aklına Der Yasin köyü gelmiş olmalı. Zalimin iştahının kabarması ondandır belki. Der Yasin'i bir ibret belgesi olara hatırlamaya çalışalım.
"1948'de İsrail kurulmadan önce Filistin köyü Der Yasin'e bir gece baskına gelen eli kanlı Yahudi yeraltı milis örgütleri orada bir katliam gerçekleştirmişti. Der Yasin'de çocukların ortadan ikiye kesildiği, insanların gözlerinin oyulduğu anlatılır ve yazılıp çizilir. Der Yasin'deki katliamdan sonra hiç kimse uzunca bir süre girememiş o köye, tıpkı şimdi kimsenin Cenin mülteci kampına giremediği gibi. "
İsrail'in vahşet haberleri sürekli olarak yayılıyor dünyaya. Kendini öldürüyor İsrail. Kendisiyle birlikte insanlığı da öldürüyor. Böyle giderse kendi korkusu kendine de rahat vermeyecek. Neticede Rabbulalemin her şeye kadirdir vesselam.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



