Her ülkenin, her toplumun kendisine has kültürel algıları vardır. Bu kültürel algılar, yılların birikimi ile oluşmuş farklı formları, farklı düşünceleri, farklı zihinsel melekeleri içinde barındırır. Ama, her kültürün ve her algılayışın bir medeniyet üretme teoremi yoktur. Medeniyet bambaşka bir formdur. Ve dünya üzerinde nereye giderseniz gidin, insanların hayatı algılayış biçimlerine farklı zenginlikler katan, hayatı okumayı ve hayata doğru perspektiflerden bakmayı kolaylaştıran "doğru eksenli" bir yönü ortaya koyar. Bizim hayatımızı okumamızı sağlayan, hayata bakışımızı doğru çerçevelerle belirleyen medeniyetimizin temelinde İslam dininin kadim medeniyetinin çok büyük etkileri vardır. Bizimi medeniyetimiz merhamet üretir, bizim medeniyetimiz güzellikler üretir, bizim medeniyetimiz doğruyu, hakkı, güzeli, adaleti vazeder. Bizim medeniyetimizin temelinde yoksula fakire yardım etme vardır. Bizim medeniyetimizin temelinde yolda kalmışa yardım etme, bizim medeniyetimizin temelinde bir haksızlık gördüğünde hep beraber karşı çıkma düsturu vardır. Bizim medeniyetimiz "insanlığın en temel değerlerini" içinde barındıran, bir kötülüğü yapmama prensini, Allah (c.c.)'ın onu her an gördüğü ve gözetlediği gerçeğiyle açıklayan bir medeniyettir. Bizim medeniyetimizin temelinde Allah (c.c.) korkusu yatar. Onun için iki cihan serveri Hz. Muhammed (sav) "Kork Allah'tan korkmayandan" buyurmuştur. İçinde Allah korkusu olan, elini hiçbir kötülüğe bulaştıramaz, hiçbir kötülüğe tevessül edemez.
Bütün bunları niye yazıyoruz? Toplumumuzu kendi arzuladıkları bir dünya felsefesi etrafında şekillendirmek için elinden geleni ardına koymayan toplum mühendisleri, bu hedonist ve materyalist arzularına yavaş yavaş ulaşmaya başladılar. Bunun farklı örneklerini çok çarpıcı biçimlerde ve formlarda görmeye devam ediyoruz. Gazetelere ve televizyonlara yansıyan haberlerden bu çıkarımları yapmak ve ders alabilmek mümkün.
Önceki gün televizyonlara bir haber yansıdı... Haberde, hem bizim kadim medeniyetimizin temellerini ve güzel yönlerini yansıtan bir boyut, hem de bunun tam tersi bir algılayış şekli mevcuttu.
Neydi haber? Vatandaşın birisi, bir otoparkta 20 bin dolar para bulmuş. "Beni kimse görmedi, şunu cebime atayım, cebellezi yapayım" diye düşünmemiş ve parayı aldığı gibi polis karakoluna koşturmuş. Bizim medeniyetimizin kadim yönlerini ortaya koyan, toplumun materyalist bir felsefeyle kurgulanmaya çalışıldığı günümüzde insanlarımızın üzerine boca edilen kapitalizm yumağına dur diyen bir davranış biçimi. Olması gereken, bizim medeniyet algımızın değerlerini herkese örnek olma bağlamında gösteren bir tavır.
Asıl vahim tablo ise bundan sonrasında... Polisler 20 bin doları tutanaklarla almışlar, karakolun kasasına koymuşlar. Sahibi çıkmadığı için belli bir süre kasada parayı tutmaya karar vermişler. Aradan zaman geçmiş, o olmuş bu olmuş, karakola yeni bir komiser atanmış, daha sonra başka bir şeyler olmuş. Bakmışlar ki, karakolun kasasında olması gereken 20 bin dolar buhar olup uçmuş gitmiş. Soruşturma başlatılmış... Bir komiser ve 5 polis görevden alınmış... Adalet dağıtması gereken, medeniyetimizin en temel göstergelerinden "adaleti", "saygıyı", "doğruyu" bizlere yansıtması gereken karakolda, meydana gelen olaya bakın.
Zaman zaman yazdığımız toplumun çürüme meselelerinde ne kadar haklı olduğumuza bakın... Tuz da çüremeye başlamıştır.... Allah (c.c.) sonumuzu hayretsin!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



