milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YAĞIŞLAR BAL ÜRETİCİSİNİ UMUTLANDIRDI
  • "MAVİ MARMARA" BASKININ YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
  • DİYABET SONUCU OLUŞAN KRONİK YARALARA ÇÖZÜM İSVEÇ'TEN
  • SÜTÜ TERCİH ETMEYENE AYRAN ÖNERİSİ
  • "KKKA HASTALIĞI TEDAVİSİNDE TROMBOSİT DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ"
  • "YILANLI TEDAVİYE" İZİN İSTEĞİ

Vaaz ve hutbelerin değişen dili

12 ŞUBAT 2009
PER 04:20

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Dil, konuşanın ve yazanın zihniyetini yansıtan en önemli araçlardan biridir. Kişinin içinde yaşadığı ortamı, düş ve düşünce dünyasını ele verir dil. Aldığımız eğitim, vermek istediğimiz mesaj kelimelerimize kadar siner. Mesela "Bu işin artısı, eksisi hep sana ait" cümlesi ile "Bu işin günahı sevabı sana ait" cümlesi benzer durumlar için kullanılsa bile, bu sözleri söyleyen kişilerin zihniyet dünyası birbirinden farklıdır. İşin artısından, eksisinden; pozitif veya negatif yönünden bahseden kişi pozitif bilimlerin yani pozitivizmin etkisini yansıtırken; kârın veya zararından bahseden kişi ise zihniyetinin ticaret tarafından belirlendiğini dışa vurmaktadır. Günahından veya sevabından bahsedenin kültürü ve zihniyeti ise din tarafından belirlenmiştir. Buraya bir yıldız koyalım ve konunun ikinci girişine başlayalım.

Sözü, seksen öncesinin ünlü vaiz ve hatiplerin üslubu ile seksenden sonraki üslup arasında çok büyük değişim ve dönüşümün yaşandığına getirmeden önce birkaç hatırlatma yapsak iyi olacak. Yetmişli yıllarda Anadolu'da dini neşriyat alanında okunacak çok kitap, dergi bulamadığım için hutbe ve vaaz kitapları da bilgi kaynaklarım arasındaydı. Bu bağlamda okuduğum ilk kitap Tahsin Yaprak'ın Sesleniş adlı hutbe kitabıdır. Galiba Hacıbayram Camii'nde okunan hutbelerin toplamı idi bu kitap. Daha sonra Ali Rıza Demircan'ın üç ciltlik İslam Nizamı adlı hutbe kitabı ile Ömer Öztop'un Süleymaniye'den Hitap'ını okudum. Bunların arasında Mehmet Emre'nin Hutbelerim'i de var.  Adı geçen bu kitaplar -özellikle Demircan ve Öztop'un kitapları- günün siyasi ve toplumsal olaylarına göndermelerde bulunan, konu ile ilgili dini bir bakış açısı (zihniyet) kazandıran metinlerdi. Bu metinlerde kapitalizm, sosyalizm, Batı taklitçiliği gibi olgulara da değinilir.

Yazılı kültürün yanında sözlü din kültürü de aynı yıllarda revaçta idi. Daha önce bu sütunlarda değindiğimiz vaizler de aynı minval üzre konuşurdu kürsülerde. Fethullah Gülen, Timurtaş Uçar, Abdullah Büyük zamanın en önemli vaizleri idi. Seksen öncesinde bu hocalar ve adları geçen geçmeyen birçok hatip Cuma hutbesini kendisi hazırlıyordu, en azından benim çevremde böyleydi- vaizler yine serbestçe konuşuyordu. 12 Eylül, her şeyde olduğu gibi bu alanda da yeni düzenlemeler getirmiş olmalı ki ihtilalden sonra hocalar her tarafta aynı hutbeleri okur oldu. Köy yolunda hatta yolu olmayan köylerde trafik kurallarından bahseden öğütlerle; geçimini ormancılıktan kazanan köylülerin ağaçları korumak, kesmemek gibi garip hutbelerle karşılaşması bundan sonradır.

Vaazlara ve hutbelere getirilen bu kısıtlama, tek elden hazırlanan bu metinler bütün Türkiye'ye yayıldı. Bazı vaizlerin ve müftülerin, konuşma metinlerini tek tek yazıp -belki de bir üst makamdan onaylandıktan sonra- kürsüye çıktıkları gözden kaçmamıştır bu dönemde.

Allah katında din İslâm'dır

Hoca efendilere getirilen tek tip kıyafet - ki kural dışı örneklere rastlansa bile mesela kravat takmak hocalara zorunludur - tek tip hutbe ve vaazdan sonra 28 Şubat sürecinde tek tip ezan da eklendi. 28 Şubat sürecinde gözden kaç(ırıl)an başka değişiklikler de oldu. İkinci hutbe duaları Türkçeleştirildi. Yine el çabukluğu ile gözden kaç(ırıl)an bir başka olay özellikle dinler arası diyalog çevresinde atılan bir adım olarak ikinci hutbeden inmeden önce hocaların okuduğu "İnne'dine ındallahi'l İslam (Allah indinde din İslam'dır" ayeti kaldırıldı; yerine "Günahından tövbe eden kişi hiç günah işlememiş gibidir" Hadisi şerifi kondu. Bunun kasıtlı olduğunu söyleyemem, söylesem de ispatlayamam. Ama her gittiğim cumada bu değişikliğin kendiliğinden olduğunu da iddia edemeyiz. Bizim gördüğümüz şey, din dilinin değiştiği/değiştirildiği olgusudur. Bu, aslında iddia değil şahit olduğumuz bir olaydır. Bu olayın bir yüzü 28 Şubat sürecine, diğer yüzü dinler arası diyaloga bakıyor. Durum böyle olunca eğer benim Ankara'da dinlediğim hutbe Türkiye'nin her tarafında okunuyorsa bunu sizler de duymuş olmalısınız. Cuma hutbesini elindeki matbu nüshadan okuyan hoca efendi, adalet konusunu işliyor. Herkesin adalet önünde eşit olmasından bahisle şöyle diyor:

"Peygamber Efendimiz zamanında, bir kavmin önde gelen kadınlarından biri bir suç işlemişti. Kadın eşraftan biri olduğu için yakınları onun cezalandırılmasını istememiş ve aracı olarak bir sahabiyi Hz. Peygambere göndermişti. Efendimiz o gelen sahabiye: 'Sizden önce bazı kavimler güçlü kişiler suç işlediğinde onu cezalandırmaz, zayıf, arkası olmayan kişiler işlediğinde onu cezalandırdıkları için helak olmuşlardır. Vallahi kızım Fatıma bile suç işlese onu cezalandırırım."

Hatırladığınız gibi bu hadis böyle değildir. Hadiste geçen suç, hırsızlıktır, bunun cezası da elin kesilmesidir. Peygamberimizin (sav) kızı için söylediği söz de "Vallahi hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa elini keserim" şeklindedir.

Diyanet İşleri görüldüğü gibi şer'i bir hükmü söylemekten özellikle kaçınmaktadır ki bu dini değiştirme değilse nedir? Aynı hatibin yine diyanet tarafından hazırlanmış bir hutbesi. Hoca efendi gösteriş için yapılan ibadetlerin Allah katında bir değeri olmadığından bahsediyor. Hadisi şerif şöyle: Kıyamet günü bir adam getirilir. Ona malını nereye harcadığından sorulur. O da, "Allah'ım senin için sadaka verdim, hayır işledim" der. Rabbimiz ona "Hayır, yalan söylüyorsun, sen benim için değil, ne kadar cömert adam, desinler diye hayır işledin" der. Bir başkası aynı soruya: "Senin için savaştım, savaşta şehit oldum" der. Rabbimiz ona: "Hayır, sen benim için değil; ne kadar cesur adam dedirtmek için savaştın" der.

Söylenmeyen bölümler...

Hoca efendi hadisi burada tamamladı, geçti. Hani, bunun gerisi demek geçti içimden ama cami ortamında tabi ki bunu söylemedim. Oysa hadisi şerifin devamı şöyledir: Bir başkası da "Allah'ım senin için ilim öğrendim, ömrümü ilim yolunda harcadım" der. Rabbimiz ona: "Hayır, yalan söylüyorsun, sen ilmi benim için öğrenmedin, ne kadar büyük âlim desinler diye öğrendin" der. Hadisi şerifin bu bölümü anlaşılan önce hutbeyi hazırlayana saniyen okuyan hocaya dokunuyordu. Onlar da o bölümü atlayıverdiler.

Burada yazının başındaki açıklamaya dönelim.

"İslam dini bu olaya karşıdır." "Dinimiz bu tür hareketlere hoş bakmaz." İslam'a göre bu tür hareketler uygun değildir."

Kürsüde vaiz, minberde hatip aynen böyle konuşuyor. Arasanız, Diyanet'e ait yayınlarda da bulursunuz buna benzer birçok örneği. Acaba ne demek bu "karşıdır, hoş bakmaz, yanlıştır, uygun değildir, iyi değildir" sözleri. Bu sözlerden ne anlamayız? Bu sözlerden hüküm olarak "haram, mekruh, mekruh, mekruh, büyük günah" anlaşılıyor mu? Hayır! Benzetmek gibi olmasın ama bu tam Yahudilerin, Tevrat'ın hükümlerini lafzen değiştirmelerine benziyor. Lafzen değişen bir hüküm daha sonra ruhen de değişecektir. Nerdeyse "Adam öldürmek ayıptır yahu" diyecekler.

Aslında 1980'den sonra yazıya geçirilen hutbe ve vaazların dilini bu anlamda incelemek gerekir ki, bunu yapsa yapsa master ve doktora tezi olarak İlahiyat Fakülteleri yapar. Biz işaret ederek geçelim ve sözü şöyle bağlayalım:

Sayın en yetkililer! Bilerek veya bilmeyerek dinin dili değiştiriliyor, hırsızlık hadisinde olduğu gibi hükümleri tanınmaz hale getiriliyor ve bazı yerleri de yine zikrettiğimiz hadis örneğinde olduğu gibi görmezden geliniyor, haberiniz olsun. İdareniz altında çalışanların yaptıklarından size de bir pay düşecektir ilahi huzurda, hatırlatırız.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 12.02.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: vaaz, hutbe, din, islam,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 3 yorum|yorum rssrss

  • şevket

    Vaaz ve hutbelerle ilgili yazınızdan yararlandım.Bu yazıyı arşivime koymak için o gün bir milli gazete aldım.Kaleminize ve yüreğinize sağlık...

    şevket | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 18 Şubat 2009 16:03

  • sû-i zanlarla nereye kadar!

    Bir Diyanet görevlisi olarak, bu yazıda yazılan ve Diyanet aleyhine gösterilen delillerin nerdeyse tamamının evhamdan ibaret olduğunu görmek beni üzmüştür:

    1-İslam tarihinde, hutbelerde "İnne'dine ındallahi'l İslam" ayetinin okunması hiçbir zaman bütün müslümanlarca icra edilmemiştir. Bundan başka bir çok ayet ve hadisin zaman zaman ve bazı bölgelerde yaygınlaştığı olmuştur. Osmanlı devrinde de her yerde bu ayet okunuyor değildir. Ne geleneğimiz bakımından ne de İslam dini bakımından okunması mecburi olmayan bir uygulamayı Diyanetin kaldırdığını söylemek abestir.

    bilsen | KatılıyorumKatılmıyorum (7.5/10 puan) | 13 Şubat 2009 22:02

  • tebrik

    Allah Kamil Yeşil Hocamızdan razı olsun. Hep güzel konulara temas ediyor.

    mehmetmehmet | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 12 Şubat 2009 12:08

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Kamil Yeşil

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Yürek elbet acıyor esvap değiştirirken"
    2. Bir senaryo hikâyesi: zafer yahut hİç
    3. Aşk ile
    4. Rahip T. Jones, sen kendine yan
    5. Eğitim sorunu, öğretmen sorunudur
    6. Hafızlara ÖSS muamelesi
    7. Yaz Kur’an kursları
    8. Sadece secde...
    9. Trabzonlu
    10. Asıl ve gölge
    1. İstiklal Marşı yazma yarışmasına kaç (büyük) şairimiz katıldı?
    2. 14’lük kız mı; 14 yaşında bir kız çocuğu mu?
    3. Vaaz kasetleri nesli...
    4. Atatürk’ün kaç tane Gençliğe Hitabesi var?
    5. Bir taziye yazısı, Baskın Oran’lar ve Tevfik Fikret’ler
    6. Zevce, eş ve karı
    7. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    8. İnanıyorsanız, üstünsünüz
    9. Kâmil bir mürşit olarak Ahmet Yüksel Özemre Hoca
    10. Televizyonlarda görücü usulü evlilik
    1. Vaaz ve hutbelerin değişen dili
    2. Ey Yahudi!
    3. Türkçe Olimpiyatları üzerine
    4. Bir kez daha Türkçe Olimpiyatları üzerine
    5. Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın!
    6. Erbakan çiçeğinin aksamı...
    7. Pompalı tüfek kalmadı, lav ve bomba verelim
    8. Sebep olanlar çözüm olamaz
    9. Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Namaz ve proje adamı...
    10. Aşı, Başbakan’a bir suikast mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Demir bariyerler ok gibi saplandı, yolcular ölümden döndü
    2. Destici: 'Dosya kapatılıyor mu' endişesi taşıyoruz
    3. Yağışlar Trakya'daki barajları doldurdu
    4. BM: Hule'deki çocukları Şebbihalar katletti
    5. Avustralya iki Suriyeli diplomatı sınır dışı ediyor
    6. İran'a yeni bir "siber" saldırı
    7. "Telefonlar ile tablet bilgisayarlar gözleri kurutuyor"
    8. Sokaklarından çöp ve kanalizasyon suyundan geçilemeyen şehir: Kerkük
    9. Ülkelerin "kötü alışkanlıklar" raporu
    10. Anaç sığır ve buzağı desteklemeleri, bugün yatırılıyor
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek