milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

Üzüm cemaati...

05 AĞUSTOS 2010
PER 03:10

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Mustafa Kutlu geçmiş yazılarının birinde, memleket meselelerine bir müddet ara verip meyveleri anlatmayı seçmişti köşesinde. Uzun zamandır benim adı ile tadı arasında ilgi kurmaya çalıştığım bir şeydi bu meyveler bahsi. Sinop'ta evimizin etrafını saran, dalları pencerelerimize değen bin bir çeşit meyveden nasiplenerek gelmiştim ne de olsa. Kutlu'nun seçtiği meyveler arasında en çok gözüm üzüme takıldı. Üzüm üzüme baka baka kararır derler. Benim de gözüm üzüme baka baka kararmaya başladı. Bu gözü karalıkla, etrafı meyvelerle çevrili bu konunun doruklarına çıkıverdim. Daha adımımı ağaçtan yana atmamıştım ki bir atalar sözü kafama takıldı: Meyvesi olan ağacı taşlarlar! Şimdi sen üzüm ol da bu iddialı sözün altında ezilme. Meyvegillerden bir meyve olarak üzümün taşlanacak neresi vardır diye sormadan edemiyor insan. Ne diyelim yani şimdi? 'Atasözünü kullan, hikmetini sorma' mı, yoksa 'Üzümü ye, bağını boş ver' mi?

Bana kalırsa ikisi de yanlış. Nasıl üzümden hem sirke hem de şarap olabiliyorsa, sözün de savaşı kesen ya da başlar kestiren tarafı olabilir. Keskin sirke şaraplaşır, üzümün özüne ihanet etmiş olur. Söz anlamla, üzüm de sahibiyle bağını yitirmişse paylarına yuvalanmak değil yuvarlanmak düşer.

"Üzüm bir cemaattir" diyor Mustafa Kutlu. Hiç böyle düşünmemiştim. Çünkü talkınla salkım arasındaki saf düzeninden cemaat değil en iyi vaizler anlar. İnsan nasıl cemaatte gizli ise meyve de çekirdeğinde mahfuzdur.

İncir çekirdeğine sığmayan şeyler gelir bazen üzüm çekirdeğine kuruluverir. Sakın üzüm çekirdeği deyip geçmeyin ha, bir ilaç kapsülü mahiyetine bürünmüş apayrı bir şifa deposudur o. Siz deyin antioksidan ve antikanserojen ben diyeyim mikropsavar ve hastalıksavar. Kaç üzüm çeşidi var aklınızda, sadece üzümü yiyip çeşidini sormayanlardansanız bunu bilmenize elbette imkân yok. Öyleyse ben size yardımcı olayım. Tahannebi (tilhani de denir, mevsimin ilk olgunlaşan beyaz üzümüdür, Gaziantep kökenlidir), ihtiyar çökerten, tilki üzümü, yediveren (kırmızı asma üzümüdür.), kuş üzümü (beyaz, ufak taneli, çekirdeksiz), dökülgen (helvacı üzümü de denir, beyaz tanelidir ve daha çok pekmez yapılır), nebidede (peygamber üzümü ya da dımışkı denir, kurutulmak içindir.)...

Türk kültürüne de bambaşka tat katar üzüm meyvesi. Necati gibileri üzümün kendinden geçişine vurgundur. "Ben üzümün suyunu severim sofi danesin/ Zira kimi kızını sever kimi anesin." diyerek yolunu seçer.

Arkeolojik bulgulara göre üzümün vatanı Anadolu'dur. Bu bulgular İ.Ö. 4000-3500 yıllarına kadar uzanır. Her uygarlık üzümü kutsayıp tebcil etmiştir. Bir Gaziantep efsanesine göre kadının birinin çocuğu hastalanır, her yere başvurur ama bir çare bulamaz. İçlerinden biri vahşi ve evcil hayvanların sütlerinin karışımını içirmesini söyler. Kadın dağ dağ, diyar diyar gezer. Süt karışımını getirir ama geç kalmıştır. Çocuğunu kaybeden kadın getirdiği süt karışımını bahçesine döker. Bahar vakti ekinlikten şimdiye kadar görmediği bir bitki çıkar. Kadın bu fidana oğlunun hatırası olarak bakıp, onu büyütür. Birkaç yıl sonra bitki kol atar, meyve verir. Kadın tadına bakar ve çok beğenir. Bir kısmının suyunu çıkarıp şişelere koyup tavan arasına kaldırır. Birkaç yıl sonra tavan arasına çıktığında unuttuğu şişeler gözüne takılır ve onu içince neşelenip oynar, nara atıp şarkı söyler. Sesi duyan eşi, komşuları da şişedeki kalmış üzüm şırasından içip aynı şekilde davranırlar.

Sevgili okuyucu, niyetimizin bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olduğunu elbette bilirsin. Üzümün türlü hallere girmesi çiğ süt emmiş olan insanın durumdan duruma geçebileceğine işarettir. Kendi başına su da toprak da hayatın asli unsurlarındandır; ama ikisi birbirine karışınca bambaşka bir terkibe dönüşüp çamurlaşıp çirkef olur. Maksadımız mey ile meyve arasındaki farkın altını çizmektir. "Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun" sözü gereği yediğimiz meyvede ne denli emeğimizin olduğunu düşünmemiz gerekiyor.

Dillerimiz farklı olsa da aynı hedefe yönelmiş dünyanın insanları olarak aynı şeyi söylüyoruz. Mevlana bunu anlatmak için en uygun metafor olarak "üzüm"ü seçmiş. Mevlana'nın dilinden anlatıldığına göre, adamın birisi dört kişiye bir dirhem verir. Dirhemi alanlardan İran'lı ben bu parayı 'engûr'a vereceğim, Arap olan 'inep' alacağım, Türk ise, ben 'üzüm' isterim, Rum da ben de 'istafil' isterim, diyor. Aralarında anlaşamayan bu insanların her biri aslında aynı şeyi istemektedirler. Mana dilini bilmedikleri için kavgaya tutuşmuşlardır. Farsça, Türkçe, Rumca, Arapça gibi farklı etnik kökene bağlı insanlar, farklı kelimelerle aynı şeyi ifade ettiklerini bilmiyorlar. Birbirlerini anlamadıkları için çatışma içerisine giriyorlar.

Kısır döngü içerisinde bitap düşmüş insanımızın bugünkü halini ne güzel anlatıyor bu üzüm metaforu. Demem o ki; üzüm deyip geçmeyin, bağa girin. Üzümü yemeden önce kime aittir şöyle bir bağını sorun. Yedinizse çekip gidin oradan, bağcıya ilişmeyin. Oldu olacak konumuzu bir Tekirdağ türküsüyle noktalayalım: "Ak üzüm asmasıyım / Fabrika basmasıyım / Bana doktor ne lazım / Ben sevda hastasıyım."

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 05.08.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: mustafa kutlu, üzüm, arkeoloji,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Hüseyin Akın

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    2. İçimizdeki kitabı kim susturdu?
    3. Tüfeksiz Hareketler
    4. Ey Türk ihtiyarlığı!
    5. Oyunbozan
    6. Memleket ağzı ve Güneyce-Rize sözlüğü üzerine
    7. Slogan kuşağı
    8. Edebiyatta abicilik ve lobicilik üzerine
    9. Dilekler arası Ramazan
    10. 12 Eylül’de bir yaşıma daha girdim
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. İlahiyat Fakültesi Cenab-ı Hak ile ilişkiler bölümü
    3. Hoş geldi İHL Sözlük
    4. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    5. Çıdam...
    6. Çanakkale’nin Kastamonulu kahramanları
    7. Dünyaya kapı aralığından bakan bir şairin fotoğrafı
    8. Düzgün din dersi...
    9. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    10. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    3. Ramazan bizim neyimiz olur?
    4. Şef/katsayı
    5. Hayırda yarışmak ve bazı etkisiz etkinlikler
    6. Viyana'da bir önder: Wonder
    7. Akif'in nesli diyordum ya...
    8. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    9. Dikkate değmez bir yazı
    10. Açılım mı, yoksa saçılım mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    2. İrtica.org kuradan çıktı
    3. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    4. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    5. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    6. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    7. İktidar savaşı
    8. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    9. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
    10. Derin savaş
  • Diğer

    1. Yunanistan acı ilacı içmek üzere
    2. 2011'de 10 bin 822 milyoner daha
    3. "Bazı rötuşlara ihtiyaç var"
    4. Otomotiv tasarım konuşmaları üniversitelerde
    5. Çin'in enflasyonu yeniden sıçradı
    6. Otomotiv ihracatının yüzde 35'i Bursa'dan
    7. "150 avrodan yüksek hediye kabul edilemez''
    8. Kartlarla 546 milyar lira harcadık
    9. OPEC, petrol talebi tahminini düşürdü
    10. Kapıkule Sınır Kapısı araç trafiğine açıldı
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    3. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    8. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    9. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
    10. 'Yeşil'e yakalama kararı!
  • Çok Yorumlanan

    1. Haniye İran'a gidiyor
    2. İstifa eden başkana tutuklama
    3. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    4. Sinemanın Ankara'sı
    5. Humus'ta kan durmuyor
    6. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    7. Polonya'da 62 ölü var!
    8. İsrail'le sımsıkı biçimde birlikte çalışacağız
    9. Hamas ve El Fetih anlaştı; hükümeti Abbas kuracak
    10. 'Suriye ciddi bölünme tehlikesi geçiriyor'
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek