Sayın başbakan bilmiyor mu, dili mi sürçtü, Uygur Türkü diyeceğine yahut sadece Uygurlar diyeceğine Uygurlu Türkler diye başlıyor konuşmaya. Yani o kadar uzak mısınız Türk dünyasına, adlarını bilmiyecek kadar?
Cumhurbaşkanı, Çin'den döneli ne kadar oldu! On gün mü, ne! Cumhurbaşkanı Çin'e, amiyane bir söylem olacak ama MHP'liler DTP'lilerin çiftetellilerine alkış tutmaya mı gitmişti. Diplomasi nedir, diplomatik temaslar ne için yapılır? O kadar uzak bir yolculuğa niçin çıkılır? Gezmek, Buda düğümlerini açmak, kuzu çevirmesi yemek ve dans seyretmek için mi?
Kabul, fitne çıkaran ABD'dir. İran'da da bunu yapmıştır, Obama'nın yumuşak ABD siyaseti budur, Hondurasta da oyunlar çevirmektedir ama Çin yönetiminin hiç mi kabahati yok bu işte?
Uygurlara yapılan, yıllardır okuruz, baskı falan değil, düpedüz zulümdür. Hele bu kızların, kadınların namusu üzerinden yapılırsa, buna dayanılmaz. Ücretlerde haksızlık, yerlerinin değiştirilerek uzak bölgelerde çalışmaya mecbur tutulması, Çinlilerle evlenmeye zorlanmak, bebekleri cenin halindeyken vakumla alınması... Bunlar gayri insani şeylerdir. Gayri insani değil, Kur'ân'ın diliyle zulümdür ve bu, affedilemez.
* * *
Başbakan, Dışişlerinin hazırladığı belli olan yuvarlak lâflarla dolu bir beyanat verdi bu konuda. Boş laflarla üstesinden gelinecek bir facia değil bu. Akıllı yönetimlerin pekala da halledebileceği diplomatik bir problemdir. Ama buna benzer hangi problemi diplomatik veya başka yollardan halletti bu yönetim ki bunu halledebilecek?
Kuzey Irak'ta ölenler Türkler oluyor. Türkmen işini halledebilmek için Türk hükümeti, dışişleri, hangi sağlam adımları atabildi?
Batı Trakya Türklerinin dertlerine hangi çözümler getirebildi? Vakıflar yasası çıkarılırken, Yunan hükümetinin, karşılığında hiçbir iyi niyet adımını atmadığını yazdığımızda bu işten sorumlu devlet bakanı:
"Onlar yapmıyorlar diye biz de mi yapmıyalım?" Gibilerden acayip bir beyanat vermişti.
Azeri Türklerinin haklı infiallerini dile getirmek için Türkiye'ye gelen Azeri kadın milletvekillerini Başbakan'ın nasıl çocuk azarlar gibi azarladığını unutmadık.
Gelelim bize, kendimize. Güneydoğu Anadolu'muzdaki terör derdini giderebilmek için hükümet hangi sağlam adımları atıp hangi sağlam çözümleri buldu ve Kıbrıs'ta Kıbrıs Türklerinin hakkını korumak için hangi diplomatik faaliyeti gösterdi?
Askerleri sivil mahkemede yargılamak gibi mühim (!) AB işleri olduğundan hükümetimiz böyle işlere bakamaz, öyle değil mi? Bunların hepsi, Uygurlara Uygurlu demek gibi bir yabancılığın bir parçasıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



