Sevgili İsmet Özel’in bir grup entelektüelle kurmuş olduğu “İstiklâl Marşı Derneği”nde basın açıklaması yapacağını 27 Nisan Cuma sabahı duymuştum. Mutlaka gitmeliyim, diyerek o gece biraz da uykusuz kalmak pahasına Pazar günkü yazımı yazdım. Daha önce Üstad’ın dernekle ilgili düşüncelerini biliyordum. Bu yüzden Derneğin bir süre önce kurulduğunu duyduğumda fazlasıyla memnun olmuştum. İşte şimdi de İsmet Bey, Derneğin Genel Başkanı olarak basın toplantısı yapacaktı. Cumartesi günü Saat 10.45’te Eyüp’te Dernek merkezine ulaştığımda tebessümün sadaka bilincinde olan insanlar karşıladı. Nezaket boy veriyordu. Doğrudan basın toplantısının yapılacağı yere geçip oturdum. Bitişikteki odadan İsmet Özel’in o aşina olduk, tanıdık, bildik, dost sesi geliyordu. Kâğıtlarımı çıkarıp masaya koydum ve Üstad’ın Basın toplantısını beklerken önümdeki kâğıda şu notları yazmak geldi içimden:
Üstad’ın “Bir İsmet Özel vardı” yazısı, gazetemizdeki son yazısıydı. Yazı biraz kırılgan, biraz hüzünlü bir yazıydı. İsmet Bey bu yazısıyla günlük yazılara veda etmişti. İşte şimdi uzun süredir düşlediği, istediği derneği kurmuştu. Bu kuşkusuz ayrıcalıklı bir davranıştı. Özellikle de Üstad Âkif’i yakından tanıyan ve “İstiklâl Marşı”nın içerdiği düşünce dünyasını ukde edinen biri olarak İsmet Bey’in açıklamalarını fazlasıyla önemsiyor, merak ediyordum. Sevgili Üstad bizi fazla merakta bırakmadı ve 11.15’te konuşmak için yerini aldı. İsmet Bey’i çok iyi gördüm. Rahatlamış buldum. Kelimeler usturuplu bir şekilde sökün ediyor ve İsmet Bey, gayet rahat bir ses tonuyla konuşuyordu. Öncelikle Üstad “İstiklâl Marşı Derneği” adı altında bu derneği kurduklarının nedenlerini şöyle izah etti:
Sayın basın mensupları, sizi buraya davet edişimizin sebebi İstiklâl Marşı Derneği’nin niçin kurulduğunu ve İstiklâl Marşı Derneği’nin ne yapacağını size anlatmak.
İstiklâl Marşı Derneği’nin niçin kurulduğunu söylemek için önce bir şeyi açıklığa kavuşturmamız lazım… Doğrudan doğruya İstiklâl Marşı’nın öne çıkarılması gerektiğine inandığımız için, İstiklâl Marşı’nın öne çıkarılmasının Türkiye’nin mübrem İhtiyacı olduğu için İstiklâl Marşı Derneği’ni kurduk.. Bir netliği sağlamak istiyoruz İstiklâl Marşı Derneği kurmak ve İstiklâl Marşı’nı öne çıkarmak suretiyle. Çünkü bir bulanıklık var. Bu bulanıklığı dağıtmak istiyoruz ve Türkiye’nin şu gün vardığı yerde de İstiklâl Marşı’nın etrafında toplanmış insanların kendilerini hissettirmeleri bir ihtiyaç. Bu ihtiyaç bugün her zamankinden fazla hissediliyor. Ama kimler hissediyor, bunu anlamamız lazım. Bunu anlatmamız lazım...
Türkiye’nin de milli marşı İstiklal Harbi içinde doğmuş bir şeydir ve çok şükür ki hâlâ milli marş. İstiklâl Marşı ve İstiklâl Harbi bir şey ifade ediyor idi. Hâlâ bunu ifade etmesini bekliyoruz. Çünkü İstiklal Harbi ve İstiklâl Marşı’nın kabulünden sonra geçen zaman, bu iki vakıanın özüne sadıktı. İstiklâl Marşı’nın nasıl bir ideolojiyi temsil ettiğini burada uzun uzun size anlatmayacağım, bunun için vaktimiz yok. Ama şunu söyleyeceğim ki, İstiklâl Marşı’nın bir bütünlük arz etmesi, bir ideoloji olarak vücut bulması, İstiklâl Marşı’nı doğuran şartların bir sonucudur. İstiklâl Marşı’nı doğuran şartlar vardı, o şartların sonucu olarak İstiklâl Marşı bir ideolojik bütünlüğü olan metin olarak doğdu. İstiklâl Marşı’nın ideolojik bütün olarak doğmasına sebep olan şartlar Türkler için hayat memat meselesinin muacelet kesbettiği bir durumdu. Yani iki yerde İstiklâl Marşı, başlangıcında ve ortalarında bir yerde “korkma” der. Demek ki bir korku ile muhatap olan insanlar var. Neyin korkusuydu bu? Yokluğa mahkûm olma korkusuydu. Bu korku atlatıldıktan sonra, bu korku artık hissedilmedikten, sonra İstiklâl Marşı rafa kaldırıldı. Sadece rafa kaldırılmakla kalmadı, İstiklâl Marşı’nın gösterdiği hedef ve istikamet reddedildi, terk edildi. Her ne kadar anayasamızda Türkiye’nin milli marşı İstiklâl Marşı’dır diye yazmışsak da bunu başlangıçtaki korkuyu hatırladığımız için yaptık. Yoksa İstiklâl Marşı dediğim gibi o korku atlatıldıktan, geride bırakıldıktan sonra ön planda hiç bir zaman olmadı. Çocuklara ezberletildi, oraya buraya asıldı, resimlendi vs. Ama İstiklâl Marşı bizim toplum hayatımızın yön verici ve toplum hayatımıza hedef tayin ettirici vasfı kabul edilmedi.
İstiklâl Marşı’nın baştan sona varlık sebebi ile Türkiye’nin yönetilme biçimi arasında bir uyuşmazlık olduğunu, bunu hatırlatmak için İstiklâl Marşı Derneği’ni kurduklarını, İstiklâl Marşı’nın ideolojik bütünlüğünün bugüne kadar, cumhuriyet tarihinin içinde hesaba katılmadığını belirten Üstad Özel “Müslümanlık ve Türklük” konusundaki düşüncelerini ise şöyle hülasa etti:
İstiklâl Marşı Derneği içinde yer almayı iyi bir şey sayan insanlar diyorlar ki: Müslüman değilse Türk de değildir. İstiklâl Marşı derneğinin içinde yer almayı iyi sayan insanlar önce bunu söylüyorlar: “Müslüman değilse Türk değildir.” Ama insan Müslüman olur Türk olamayabilir, bu başka bir şey. Ama hem Türk hem gayrimüslim olma ihtimali… böyle bir ihtimal yoktur. Bunu bize yutturdular. Ben çok şükür kustum bunu. Ben de yutmuştum. Çünkü hepimiz mecburen eğitimimiz içinde yutuyoruz bunu. Bunu bize neden yutturdular ya da nasıl yutturdular diye sorduğumuz zaman, gayrimüslim dünya kendi emniyetini sağlamak için böyle bir ayrım yapmak mecburiyetindeydi. Türklükle Müslümanlığı ayırmadığı zaman gayrimüslim dünya rahat nefes alamayacaktı. Bunu bir de tarihin nasıl bir şey olduğunu telkin ederek yaptılar. Yani tarihin nasıl bir şey olduğuna dair kendilerinin bir kanaati var, bu kanaati bizim kanaatimiz olarak dayattılar. Biz de madem öyleymiş, her şeyi artık gâvurlar bizden daha iyi biliyor diye kabul ettik. Tarihimiz diye bir şey henüz yok. Çünkü “Senin tarihin budur” diye birisi bize bir şey dayatmış. Bizim kendi varlığımız içinden bir tarih görüşü kendini dışarıya kabul ettirebilmiş değil. Şimdi bu çok önemli bir şey. Neden önemli?
Türklük konusunda görüşlerini dile getiren Üstad Özel; Türklük bir etnisite meselesi değil, Türklük bir kültürel mesele değildir. Yani insanlar genetik vasıfları itibariyle Türk olmazlar. Daha da ileride, insanlar kültürel vasıfları itibariyle Türklerin yaptıklarını yapmak suretiyle de Türk olmazlar… Türkiye’nin “mozaik” olduğu düşüncesine şiddetle karşı çıkan, tarih algılayışının yanlışlıklarına değinen İsmet Özel, Türk tarihi rolünü açıklayarak konuşmasını şöyle bitirdi:
İstiklâl Marşı diyor ki, Türklerin tarihi rolü, onu tarihten silmek isteyen medeniyetin bütün faaliyetini etkisiz bırakacaktır. Türklerin tarihi rolü, medeniyetin Türkleri tarihten silmek faaliyetini etkisiz bırakacaktır. Burada herhangi bir çarpıtma var mı? Bu sözler başka türlü anlaşılabilir mi? Ama siz bugün Amerika’dan gelen haberlerle medeniyetler meselesini başka türlü algılamaya eğilim gösterebilirsiniz. Ama İstiklâl Marşı buna müsaade etmiyor. Zaten etmediği için de 84 yıl boyunca bir yerde muhafaza edilmiş, korunmuş. Bir Çin hikâyesinde, kaplumbağa hikâyesinde söylendiği gibi, İstiklâl Marşı’mız saraydaki kaplumbağadır. Biz onu, kuyruğunu çamurda gezdiren canlı kaplumbağa olarak görmek istiyoruz. İstiklâl Marşı’mızın hayatımızın yön verici metni olmasını istiyoruz. Onun için yaptık bu işi.
İnşallah Allah’ın yardımına güveniyoruz.”


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



