milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • SÜTÜ TERCİH ETMEYENE AYRAN ÖNERİSİ
  • "KKKA HASTALIĞI TEDAVİSİNDE TROMBOSİT DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ"
  • "YILANLI TEDAVİYE" İZİN İSTEĞİ
  • "OKUL SÜTÜNÜN YANINDA BAL DA DAĞITILSIN" ÖNERİSİ
  • YAPAY TOHUMLAMA İLE SAĞLIKLI ARI KOLONİLERİ YETİŞTİRİLECEK
  • VATANDAŞ GIDADA HİJYEN ARIYOR

Üstad Hikmet Barutcugil ile ebru sanatı üzerine…

03 OCAK 2010
PAZ 02:15

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Geçen hafta bir dostumuzun teklifiyle ebru sanatkârı Hikmet Barutcugil Beyefendi ile Üsküdar Salacak'taki evinde mülâkî olduk. Hem de ne mülâkî... Osmanlı döneminden kalmış, aslına uygun restore edilmiş Hikmet Hoca'nın evine girer girmez gözlerimiz kamaştı. Çünkü gördüğümüz manzara akıl almaz bir güzellikteydi. Ev adeta başlı başına bir ebru bahçesiydi. Duvarlarından, döşemelerinden, pencerelerinden, tavanlarından tutun da sandalyelerin üzerindeki kumaşlara varıncaya kadar ebru sanatı ile bezenmişti. Ev tek kelimeyle bir Ebru müzesiydi, bir başka ifadeyle Ebristandı... Bir rüya perisi, bir hayal ürpertisi gibi dört bir yana düzenli bir şekilde yerleştirilen ebrular göz kamaştırıyor, renkleriyle, desenleriyle ışıltılar saçıyorlardı. Karşılaştığımız manzara tahayyülü zor bir sanat sağanağıydı...

İşte bu demde Barutcugil ailesi, büyük bir zarafet ve incelik içerisinde bizi evlerine buyur ettiler.

Eve girer girmez insanı bütünüyle sarmalayan, etkisi altına alan ebru levhaları karşısında gösterdiğimiz şaşkınlıktan dolayı Hikmet Hoca fazlasıyla memnundu ve bu memnuniyeti gözlerinden okunuyordu. Evinin alt katı onun atölyesiydi. Yüzlerce ebru duvarları süslerken, güzel bir biçimde düzenlenmiş çok sayıdaki farklı ebru çalışması da atölyedeki masalarda duruyordu. Hoca bir yandan bizi buyur ederken bir yandan da şaşkınlığımızı görmezden gelerek tanışma faslından sonra bu sanatla ilgili bilgi veriyordu:

Kâğıt süsleme olarak bilinen Ebru sanatının nerede ve ne zaman başladığı bilinmiyor. Buna karşın en eski Türk sanatlarından biridir. Ebru sanatı, sırlar âleminde insanlara güzellikler sunan aşk dolu bir sanattır. Ebru sanatının Orta Asya'da Türkistan'da doğduğu rivayet ediliyor. Buhara ve Semerkant'ta başlayan ebru sanatının Çağatayca bilinen adı "Ebre" (hare gibi, damarlı)'dir. İran'a geldiğinde Ebri (bulutumsu, bulut gibi) ya da "Abru" (su yüzü) adını alır. Nitekim bu sanatın en kısa tarifi de bu sözcükte toplanmıştır. "Su yüzü resmi" ... Bu sanat Anadolu'da "Ebru" diye nitelenir. Ebru üstadlarımız ise bu sanatı "Ebri" diye de vasıfandırmışlardır. Dünyaya yayılışında 17. yüzyıl önemlidir. Çünkü bu yüzyılın başlarında Türk kâğıdı ile bu sanat Avrupa'ya gider ve oradan dünyaya yayılır.

Biz arkadaşlarla birlikte bir yandan bütün dikkatimizle Üstad Hikmet Barutcugil'in verdiği bilgilere odaklanırken, bir yandan da şaşkın gözlerle hâlâ bir masal bahçesini çağrıştıran ve su üstüne yazılıp, kâğıt üzerine nakşedilen ebru örneklerinden gözlerimizi alamıyorduk. Nutkumuz tutulmuş bir vaziyette ebru ziyafetine odaklanmaya çalışıyorduk. Hikmet Hoca ikinci kata buyur ettiğinde artık sükût suretindeydik ve yalnızca bu sanatı temaşa etmeye çalışıyorduk. Tavanlardaki, pencerelerdeki ebru örnekleri karşısında lal olmuştuk. Sözün bittiği sanatın konuştuğu yerdeydik. Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir sanat karşısında suskun kalmak zaten bir edeb ve adab gereğiydi. Bu süreçte "Anladım, sanat Allah'ı aramakmış..." şeklindeki Üstad Necip Fazıl'ın mısraları zihnimde med cezirler oluşturuyordu.

Künhüne vakıf olmasak da, anlamayan ama anlamış izlenimini veren öğrencilere özgü bir şekilde anlatılanları dinlemeye, kavramaya çalışıyorduk. Hikmet Hoca her temaşa edenin uğradığı şaşkınlık izlerine fazlasıyla alışmış olsa gerek ki, bize ebrunun nasıl yapıldığına, hangi malzemelerin kullanıldığına dair bilgi veriyordu:

Ebru sanatında şu alet ve malzemeler kullanılır: Kitre zamkının tabii hali. Mermer üstünde ezilen boya. El taşı. Toprak boyayı kullanmakta kullanılan taş. Boya toplama küreği. Boyaların tekneye serpildiği fırça. Tekneye boya damlatmada kullanılan alet. Tarama yapmakta kullanılan alet. Tel tarak...

Hoca anlatmaya devam ettiğinde bakanları büyüleyen ebruların hiç de kolay yapılmadığına vakıf oluyor, ebruları bir başka gözle incelemeye çabalıyorduk. Ebru sanatının klasik İslâm sanatlarından biri olduğunu biliyorduk. Yalnızca o kadar... İşte Hoca da sözü bu noktaya getirip şu izahatı verdi:

"Ebru Sanatı" İslâm Sanatları içinde önemli bir yer tutmuş, hat ve cilt sanatlarına yardımcı sanat olarak da kullanılmıştır. Osmanlı döneminde zirve yapan bu sanat dalı birçok tekkede, usta çırak yöntemiyle öğrenci yetiştiren birer sanat atölyesi hâline gelmiştir. Bunun en güzel örneği, 19. yüzyılın sonunda kurulan Üsküdar Sultantepe'deki Özbekler Tekkesi'dir. Nitekim ebru sanatını günümüze getiren zincirin halkaları buradan geçer. Sadık Efendi, Edhem Efendi, Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman, Niyazi Sayın ve daha niceleri...

Ebru sanatının metafizik imgelerle yoğrulduğu gün yüzüne çıkıyordu. Çünkü bu sanatı "İlâhi güzellik arayışı" temeline dayanan tasavvuf mensuplarının benimsemesiyle bu olgu tezahür ediyordu. Böylelikle ebru sanatı "kesretten vahdete" açılan bir kapı, bir girizgâh mesabesindeydi. İlâhî güzelliği arama sanatıydı... Hikmet Hoca da bu algıyla yola çıktığını söylemeyi ihmal etmiyordu. Bize "diş kirası" olarak verdiği "Siyah- Beyaz Ebru" adlı katalogda da bunu açıkça vurguluyor ve katalogu da hazırlarken "ilâhî güzelliği arayan hak yolcularına ebru sanatı ile hakkı hatırlamak niyetiyle" yola çıktığını belirtiyordu.

Tabii bu süreçte biz evin üçüncü katını gezip dördüncü katına çıkmış, Salacak'ta Boğaz'la birlikte bütün yarımadayı gözler önüne seren ışıltılı ve revnaklı bir manzara karşısında gördüğümüz renk cümbüşüyle büyülenmiş bir vaziyette çaylarımızı yudumlarken, Hikmet Hoca ile sohbetimizi sürdürüyorduk. Hoca sık sık yaptığı yurt dışı seyahatlerinden söz ederken ilginç bir nitelemede bulundu. Şöyle ki:

Avusturya'da uzun süre ebru dersi vermeye çalıştım. Ne var ki çok zorlandım. Batılılar olaya tek düze bakıyorlar. Hayâl kurmayı bilmiyorlar. Bu açmazla nasıl baş edeceğimi düşünürken, nihayetinde öğrencilerimin konuyla ilgili algılama yetersizliğini "Bin Bir Gece Masallarını" anlatarak kısmî de olsa giderebildim...

Hoca sık sık yurt dışına seyahatler yaparken, bir yandan da atölyesinde seçkin bir öğrenci gurubuna ebru dersi vermeyi sürdürüyor. Bunun yanı sıra üniversitedeki öğrencilerini de ihmal etmiyor. Tabii buna ilaveten bizim gibi bu sanattan bîhaber olan misafirlere de bu sanatın görkemini anlatmaya çalışıyor...

Gecenin ilerleyen vaktinde izin isteyip ayrılmaya niyetlenirken Üstad Barutcugil, "Ebristan" diye teleffuz ettiği eviyle ilgili ilginç bir bilgi vermeyi de ihmal etmedi: Selimiye Kışlası yapılırken zamanın Padişahı II. Mahmud burada 12 adet köşk yaptırarak kışlada görev yapan paşaların hizmetine verir. Köşklerin bulunduğu bu mahalle "İhsaniye Mahallesi" diye tavsif edilir. Diğer köşkler yıkılıp, betonlaşmaya teslim olurken, geriye yalnızca Hoca'nın "Ebru müzesi" hâline getirdiği ev kalır.

Son bir ayrıntı: Hocaya Tezhip sanatı ile ilgili bir soru sorduğumuzda bilgi verdikten sonra, eşinin tezhip sanatçısı olduğunu, ne var ki ellerinde fazla örnek bulunmadığını, eşinin yazdığı her levhanın daha yazılış sürecinde alıcısının hazır olduğunu söylemesi güzel bir haberdi. Yenge Hanım'ın kendi yazdığı hilyeyi bize tanıtırken, "Hilye-i Şerif" her evde bulunması lazımdır. Çünkü "Hilye-i Şerif" bir evin en büyük sigortasıdır", şeklindeki cümlesi de gerçekten ders verici, düşündürücü mahiyetteydi.

Üstad Hikmet Barutcugil ile vedalaşıp "Ebru müzesi"nden ayrılıp, gecenin soğuğuna aldırmadan Üsküdar'da merkeze doğru yürürken gördüğümüz manzara bir rüya gibi geliyordu. Çünkü uzun süre bu denli görkemli bir sanat şölenine tanık olmamıştım. Arkadaşlardan biri "Hikmet Hoca'nın kıymetini bilmek gerek", dedi ve ekledi: "Çünkü Hoca bu sanatın uluslararası düzeyde en iyilerinden, en ustalarından biri." Nitekim sevgili Mustafa Özdamar Ağabey'in şu ifadeleri bunun bir göstergesidir:

"Geleneği yenilikle besleyip büyütmeye özen gösteren Hikmet (Barutcugil) Hoca'nın eserleri karşısında "Fetebârakâllahu ahsen'ül halıkîn / Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir (Kur'an, 23/ 14) ayetinin esrarı içinde ayılıp bayılmamak mümkün değildir..."

Şimdi sükût zamanı...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 03.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: osmanlı, ebru, sanat,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Fahri Güven

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Üç farklı Said Nursî
    2. Allah'ın sözü olan Kur'an'ın önemini çocuklara kavratmak...
    3. Çocuklara Allah inancı şöyle anlatılmalıdır...
    4. Çocuklara Allah sevgisi nasıl anlatılmalıdır?
    5. "Kıblesiz bir dünyada yaşıyoruz ama bizim kıblemiz var..."
    6. Şiir sağanağı…
    7. Padişahların ölümleri...
    8. Hacca gidemiyorsanız Hazreti Peygamber'e mektup yazın...
    9. Said Nursî'nin 1940 sonrasında gördüğü zulüm ve işkenceler...
    10. Bediüzzaman Said Nursî'den kadınlara tavsiyeler...
    1. İstiklâl Marşı’nın yazılış hikâyesi… (1)
    2. Hz. Peygamber: “Cennet’in kokusunu duymak isteyenler çocuklarını koklasın...”
    3. Metin Yüksel'in şehid edilişinde teselli...
    4. Çocuk eğitimi anne karnında başlar…
    5. “İstiklâl Marşı”nın yazılış hikâyesi… -II-
    6. Hz. Enes’in Hz. Peygamber’le ilgili bir hatırası…
    7. “İzmir Kestane Pazarı Üniversitesinde” yaprak dökümü…
    8. Bir mebusumuzun anlattığı Ömer Seyfettin’in “Üç nasihat”i…
    9. Çocuk sevgisinin Sevgili Peygamberimizdeki yansıması…
    10. Üstad İsmet Özel ve “İstiklâl Marşı Derneği…”
    1. Hz. Ali’den üç mektup…
    2. Bedduanın da böylesi...
    3. İsmet Özel mi haklı, yoksa İhsan Süreyya Hoca mı?
    4. Başbakan, teamül ve tahammül…
    5. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın alnına yazılan hat…
    6. Toptancılığa destek vermek düşüncemizi tasfiye etmek değil midir?
    7. Bir tokat bir çocuğun da, bir ülkenin de hayatını söndürebilir…
    8. Döşeği yere sert atmanın anlamı…
    9. Ahmet Muhtar Büyükçınar Hoca Efendi’yi ziyaret…
    10. Hz. Ömer’den ibret dersleri...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Demir bariyerler ok gibi saplandı, yolcular ölümden döndü
    2. Destici: 'Dosya kapatılıyor mu' endişesi taşıyoruz
    3. Yağışlar Trakya'daki barajları doldurdu
    4. BM: Hule'deki çocukları Şebbihalar katletti
    5. Avustralya iki Suriyeli diplomatı sınır dışı ediyor
    6. İran'a yeni bir "siber" saldırı
    7. "Telefonlar ile tablet bilgisayarlar gözleri kurutuyor"
    8. Sokaklarından çöp ve kanalizasyon suyundan geçilemeyen şehir: Kerkük
    9. Ülkelerin "kötü alışkanlıklar" raporu
    10. Anaç sığır ve buzağı desteklemeleri, bugün yatırılıyor
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek