milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

Üretmeden tüket, sonra da iflas et!

01 OCAK 2010
CUM 00:50

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

 

Osmanlı İmparatorluğu'nun dünya tarihine elveda edip yeni cumhuriyetin kurulduğu yıllarda genç Türkiye Cumhuriyeti sermaye birikimi açısından oldukça zayıf durumdaydı. Batılı kapitalist ülkeler endüstri devrimi sonrasında epey gelişip serpilmişler, sanayileşme çağının başat aktörleri olarak piyasada varlık gösteriyorlardı.

Genç Türkiye cumhuriyeti ekonomik düzen olarak başta devletçi ekonomiyi tercih etmiş, devlet ekonomik yapıdaki ağırlığını bir süre devam ettirmiştir. Sonraları devletin ekonomik hayatta tek başına başarılı olamayacağı anlaşılınca karma sistem benimsenmiş, bu sistemin oturması için devlet eliyle bir girişimci/zengin zümre üretilmiştir. Bu zengin-girişimci zümre uzunca bir dönem devlet tarafından bilinçli olarak desteklenmiş, resmi ideoloji ile sorunu olmayan söz konusu elit tabaka sonraları rejime ait değerlerin de taşıyıcısı olarak ekonomik ve siyasal hayattaki yerlerini almışlardır.

1980'lerde Özal tarafından tetiklenen bize özgü glasnost ve perestroika açılımları sonucunda serbest piyasa ekonomisi düzenini tercih eden Batılı ülkelere yetişebilmek gayesiyle karma sistemin bir süre daha devam ettirilmesi benimsenirken, diğer taraftan dışa açılım, dövizde serbestleşme gibi politikalar devreye sokularak Türkiye'nin içe kapalı yapıdan dışa açık yapıya getirilmesi planlanmıştır. Özel sektör, 1980'lerde, yani Özal liderliğinde ülkenin başbakanının işadamlarına yurt dışı gezilerde mihmandarlık ettiği bir dönemi yaşamıştır.

90'lı yıllara gelindiğinde serbest piyasa ekonomisi ve liberalleşme, adına küreselleşme denilen güçlü akımla birlikte, komünist Rusya'nın da gördüğü rüyadan uyanmasıyla bütün dünya ülkelerini etkisi altına almıştır. Uluslar arası ilişkilerde belirleyici önemli bir güç haline gelen finans devleri ulus devlet yapılarını bir bir aşındırmaya başlamış, milli egemenlik meselesi ulusal sınırlar dahilinde bile konuşulur hale gelmiştir. Yani bu dönemde milli egemenlik küresel, çok uluslu şirketler tarafından paylaşılmaya başlanmış, milli ekonomiler ciddi şekilde yıpranmıştır.

Türkiye de bu gidişattan doğal olarak nasibini almıştır. Uluslararası tahkimin kabulü, gümrük birliği vb süreçler kimi zaman Türkiye'nin de aleyhine işleyerek yerli ekonominin küresel planda rekabetini baltalamıştır.

Tabi bütün bu gelişmelerin, yani yavaş yavaş da olsa uluslar arası modern dünya sistemine, kapitalist-finans kapital sisteme eklemlenmenin belli başlı maliyetleri ortaya çıkıvermiştir. Bunlardan birincisi yerli imalatın kalitesizlik ve maliyet yüksekliği nedeniyle ithal mallar karşısında direnç gösterememesidir. İthalat ihracatı kat be kat katlayınca da iç ekonomik dengeler bozulmuş, dış ticaret dengesi sarsılmıştır. Bu dönemde KOBİ'ler ayakta durmakta güçlük çekmiş, esnaf bir bir kepenk kapatmak zorunda kalmıştır.

Yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücü düşmüş, sefalet yoksulluk düşük ücretler sebebiyle katlanmış, işsizlik tavan yapmıştır. Bu arada bu süreci fırsat bilen seçkinci sermaye ürettiği kalitesi düşük ürünleri iç piyasada çatır çatır eriterek servetini katlamıştır. Diğer taraftan yüksek faiz nedeniyle üretmeden rantiyeden geçinenler de köşeyi dönmüştür. Köşeyi dönenler büyük balık-küçük balık örneğinde olduğu gibi daha da büyüyerek küçük balıkların ekonomik yaşamdan çekilmelerini kolaylaştırmıştır.

Bütün bu olan bitenin sosyal ve kültürel maliyeti oldukça yüksektir elbette. Dünyanın her yerinde tüketilen küresel şirketlere ait ürünler Türkiye'yi bir istila alanı olarak görmüş, tasarruftan çok tüketmeye eğilimli toplum ise bu gidişata teşne olmuştur.

Asgari ücretlerle geçinen insanlar aldıkları ücretin iki katı değere sahip cep telefonlarına sahip olmaya kalkınca, vatandaşlar elde ettikleri geliri kat be kat aşan otomobilleri banka kredisi ile almaya heveslenince toplumsal iflas tetiklenmiştir. Bankalar hacizli araçlar için arsa kiralar olmuştur. Aileler kredi kartları yüzünden mahkemelik olmuşlar, evlerde bir bir haciz işlemleri gerçekleştirilmiş, ekonomik ve psikolojik bunalım katlanmıştır.

Modern dünya sistemi zaten bizden bunu istemektedir. Tüket, tüket, tüket... Sadece tüket... Üretme sadece tüket... Üretmeden tüketmek bize pahalıya mal olmuştur. Kültürel emperyalizmin etkisi altına giren insanlık aynı zamanda ekonomik küreselleşmenin de pençesinde sömürülen birer varlığa dönüşmüştür. Artık dünyanın her yerinde insanlar aynı marka ayakkabıyı giymekte, aynı marka hamburgeri yemekte, aynı marka elbiseyi giymekte, aynı marka otomobile binmektedir. Bütün bu homojenizasyon ve tek tipçilik kültürel anlamda dönüşüm ve değişimi de tetiklemektedir.

Kendi medeniyet kodları ile kalkınmayı esas almayan milletler dışarıdan gelen her türlü sert rüzgar karşısında bir fidan gibi eğilip bükülmeye hatta yok olmaya mahkumdur. Tasarruf yatırımın esasıdır. Yatırım da kalkınmanın. Yatırım yapanlar üretebilirler ve ürettiklerini tüketme hakkına sahiptirler. Gerisi palavra gerisi boş laftır.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 01.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: akif, çarkçı, makale,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Akif Çarkçı

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Seviyesiz siyaset
    2. Yırtıcı kapitalizmle yüzleşmek...
    3. Küreselleşme ve kapitalizm
    4. Adakent’in çilekeş çocukları
    5. Bizde istifa geleneği neden yok?
    6. Üretmeden tüket, sonra da iflas et!
    7. Horozu bol çöplüğün sabahı olmaz
    8. Cumhuriyeti monşerlerden kurtarmak
    9. Açılımın pas geçtiği noktalar
    10. Ülkede herkes provakatör, gerçek zanlılar nerede?
    1. Atatürk’ün ordu-siyaset ilişkilerine bakışı nasıldı?
    2. Alim ve arif arasında fark var
    3. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    4. Şehir, kültür ve medeniyet...
    5. Küreselleşme ve kapitalizm
    6. Neo-Con’ların İslâm’la mücadele stratejileri ve Türkiye yansımaları
    7. Ortadoğu’nun şımarık çocuğu Türkiye’den ne kadar güçlü?
    8. Milli Şairimiz Mehmet Akif Teşkilat-ı Mahsusa’ya çalışmış mıydı?
    9. Bir Ömrün Hikâyesi: Sabahattin Zaim
    10. Seviyesiz siyaset
    1. Alim ve arif arasında fark var
    2. Otomobil mi yiyip içeceğiz?
    3. İdam cezası geri mi gelmeli?
    4. Sorunlu olan, cemaatlerin politize olmasıdır
    5. Tümden yapılanma ihtiyacı
    6. Dini, ticarete alet edenler...
    7. Şarlatanlar, deliler, cimriler ve asalaklar
    8. Oligarşik güçlerin demokrasi tahayyülündeki arızalar
    9. “Azaltılmış İslâm” modeline içeriden desteğin sırrı nedir?
    10. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Böyle bir dayatmaya muhalefet olarak kesinlikle boyun eğmeyeceğiz
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. İrtica.org kuradan çıktı
    4. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    5. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    6. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    7. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    8. İktidar savaşı
    9. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    10. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
  • Diğer

    1. Öğretmenlere yüksek lisans imkanı
    2. Halep'teki patlamalar: "25 ölü, 175 yaralı"
    3. Suriyeli muhaliflerin sınır dışı edilmesine tepki
    4. Kampta İslam dinine saygısızlık had safhada
    5. ''Mobil'' aile hekimlerinin iş yükü hafifleyecek
    6. 881 yıldır ezan sesi yükselen cami
    7. Kazakistan'dan Kaşagan uyarısı
    8. Su kuşlarının sığınağı: Mogan
    9. RİDA, Afrika ve Türkiye'de 4 binden fazla yetime ulaştı
    10. ''Arama kurtarmadan sonra ilk yardım müdahalesi çok önemlidir''
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Derin savaş
    8. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    9. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    10. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. Türkiye tohum üretim ve ihracatında rekor kırdı
    4. Haniye İran'a gidiyor
    5. İstifa eden başkana tutuklama
    6. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    7. Sinemanın Ankara'sı
    8. Humus'ta kan durmuyor
    9. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    10. Polonya'da 62 ölü var!
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek