Ülke gündeminden başınızı kaldırıp da sahici gündeme dikkat kesildiğinizde ilk karşılaşacağınız şeylerden birisi hiç kuşkusuz edebiyat olacaktır. Meselelerin künhüne vakıf olmak, işin aslını öğrenmek istiyorsanız en isabetlisi edebiyat dergilerine başvurmanızdır. Tozun dumana karıştığı bir ortamda şimdi kalkıp da edebiyat dergilerini çıkış yolu olarak göstermenin gerçekçilikle bağdaştırılmayacağını biliyorum. Gerçekçiliğin ne denli hakikat ifade ettiği tartışılır bir durum olduğuna göre böyle düşünülmesinin hiçbir zararı yok. Asli hakikat sanal gerçeklikten her zaman önde seyreder. Edebiyatın kendi asli gündemini oluşturabilmesi için her şeyden evvel sesini duyuracak mekân ve imkânları genişletmesi gerekir. Bu yüzden edebiyat faaliyetlerinin kısır gündeme yenik düşmemesi için kapsayıcı olduğu kadar istikrarlı bir periyoda sahip olması şarttır.
Şairler ve edebiyat yazarları eğer bugün ortaya koyduklarıyla gündem oluşturmayı başaramamışlarsa kuvvetli bir edebiyat medyasına sahip olamadıklarından dolayıdır. Sayıları gittikçe azalan edebiyat dergileri ne yazık ki belli periyodu tutturmak yerine bir şekilde ayakta kalmayı önceler hale gelmişlerdir. 'İki aylık edebiyat meşgalesi' spotuyla her türlü zorluğa direnerek çıkan İkindi Yağmuru dergisi son sayısıyla tam da göz gözü görmez bir gündemin orta yerine düştü. Dört senedir kadrosunu genişleterek yayınını sürdüren dergi genç yoğunluklu kadrosu ve nitelikli duruşuyla memleketin sahici gündemine büyük katkılar sağlayacağa benziyor.
İkindi Yağmuru'nun Şubat-Mart sayısı (biraz geç çıkmış olsa da) bu konudaki umudumu bir kat daha diriltti. Türlü zorluklara rağmen heyecanını kaybetmeyen İlyas Şanver'in (Genel Yayın Yönetmeni) giriş yazısından derginin kuşak dergisi olmak gibi bir iddiası olduğunu da öğreniyoruz. İkindi Yağmuru 2000 kuşağı şair ve yazarlarını bir arada toplayan merkez olma iddiasını öylesine söylemediğini içerdiği ürünlerle ortaya koyuyor. Dergide Süleyman Çobanoğlu ile son çıkan şiir kitabı Hudayinabit'e dair geniş oylumlu bir söyleşi yapılmış. Bu söyleşi Çobanoğlu'nun dergilere sirayet etmeyen uzun süreli sükûtunun tarihini de öğrenmemizi sağlıyor. Anlıyoruz ki, Çobanoğlu sükûtundan hiçbir şeyi dışarı sızdırmasa da şiir gündemini bir an olsun bile yitirmemiş. Angut şiiri dünyanın hallerinden bedbin düşmüş bir şairin şiiri nasıl bir umut gibi kavradığının işaretidir.
Uzun süredir şiirlerini yakın mesafeden göremediğim İsmail Kılıçarslan'ın "Sadece Edip Cansever Kalsa Şairlerden" başlıklı şiirine bir gönül mesafesince dokunmak gerçekten çok güzeldi. Okudukça duaya dönüştü İsmail'in şiiri avuçlarımda. Şair duaya karşılık duanın olabileceğinin hep farkındadır: "Benim için dua edenler var Allah'ım / Elimi tutarken sokakta olduğumu unutmayanlar..."
Şiir büyük bir sözdür evet, ama bu büyüklük sözün samimiyetiyle direk alakalıdır. Kimi zaman hayatın kendine dair hakikati çok istememe rağmen kulağıma fısıldamaması karşısında birisinin hayatın ağzından o baklayı almasını beklerim. Furkan Çalışkan tam da bunu yapmış sanki: "Çayını unutup soğutmak, hayat işte..." (Kaplanın Çizgileri), Mustafa Akar'ın uzun soluklu şiiri gençliğimizin kısa tarihini anlatıyor. "1980 Tarifleri" başlıklı şiiri seksenli yıllara inen bilinçaltımızın bütün derinlerine inmeyi başarıyor. "Biz Irak kalırdık en kıyak Irak kalırdık herılt yani başlıca ne beklenir / Radyodan teybe müzik çekerken araya karışan anne sesi." Ümit Aktaş, Ahmet Edip Başaran, Suavi Kemal Yazgıç, İbrahim Gökburun, Abdüsssamed Bilgili İkindi Yağmuru'nun son sayısında yer alan diğer şairler. Gelecek sayılarda dergide yayınlanan şiirlere dair eleştirel ya da çözümleme yazıları yer alırsa bu konudaki bir boşluk doldurulmuş olacaktır. Ünsal Ünlü'nün "Türk Şiirinde İkibin Kuşağına Doğru" yazısı bu sayıda da devam ediyor. Eğer Ünsal Ünlü bu döneme tekabül eden şairleri daha bir dikkatli seçer ve rastgelelikten kurtulursa, çok ciddi bir şey başarmış olacaktır.
İkindi Yağmuru'nun öykü tarafına gelince, Kâmil Yeşil, Mustafa Kılıç, Hüseyin Ateş ve Remzi Şimşek'in öykülerinden oluşan bu sayı bir-iki öykücüyle daha desteklense daha iyi olurdu kanaati uyandırıyor. Ali Görkem Userin, Efe Murad gibi sıkı yazarların varlığı da derginin daha iyi noktaya taşınacağı ümidini artırmaktadır. Efe Murad'ın "Madde'nin Kalbi", Ali Görkem'in "Büyük Sanatçı ve Çabası" başlıklı yazıları İkindi Yağmuru'nun önemli yazıları arasında yer alıyor.
Osman Toprak'ın geçtiğimiz günlerde çıkan Dil ve İmkân kitabına da İkindi Yağmuru'nda önemli yer ayrılmış. Bu konuda Yusuf Genç'in Osman Toprak'la yaptığı özgün söyleşinin yanı sıra, Ayhan Demir'in inceleme yazısı önemli tespitler içeriyor. Dergideki görsel ürünlere de değinmeden geçmeyelim. Kerim Akbulut, Latif Dinçaslan, Derya Yılmaz bu sayının fotoğrafçıları. "Giresun'da Birdenbire İki Şair"i yazan Metin Tonbul'u ve Aliya İzzet Begoviç'i anlatan Özgür Kavak'ın katkılarını da unutmuyoruz elbette.
Son sayfalarını 'Ve Sair' başlığıyla eleştiriye ayıran İkindi Yağmuru bu alanda da çok ses getireceğe benziyor. Gönül ister ki, edebiyat alanındaki bu ses yapay gündemleri bastırsın, sloganların nefesini kessin ve şarlatanlıkları manşetlerden indirsin.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



